Acımıza ıslık çalan iktidar

Forum Haberleri —

6 Şubat depremi

6 Şubat depremi

  • Acılarımızı ortaklaştırırken, dayanışırken, yardımlaşırken esasen depremin değil, ktidardaki ırkçı faşizan zihniyetin yaşanan ölümlerin sorumlusu olduğunu bilmeliyiz. 

SELAHATTİN IŞILDAK

6 Şubat sabahı Pazarcık merkezli başlayan deprem silsilesi (on) binlerce insanın hayatını kaybetmesi ve onbinlerce insanın da yaralanması ile sonuçlanacak gibi gözüküyor.

Doğu Anadolu Fay Hattında 1513 yılında yaşanan depremden bu yana büyük bir kırılma yaşanmadığı ve her an büyük bir depremin yaşanabileceği uyarılarına rağmen, “bağıra bağıra geliyorum” diyen bu deprem için bilim insanları defalarca uyarı yapmıştı. Ancak buna rağmen yetkili ve sorumlular harekete geçmeyerek esasen büyük bir katliama imza atmışlardır. Muhalefet de bu konuda gerekli adımları atmayarak bugün yaşanan büyük trajedi de pay sahibi olmuştur. Bunu açık bir şekilde ifade etmek gerekir. Uzmanların (yerbilimcilerin) aktardığı bilgilere göre, yaşanan bu son depremde 200 km lik bir fay hattı kırılmış ve bu deprem kapsadığı alan, tahribat/yıkım gücü bağlamında 1999 Gölcük depreminden daha büyük bir depremdir. (Hatırlanırsa, o zaman resmi rakamlara göre 18 binden fazla insan hayatını kaybetmişti. İnsanların kepçelerle gömüldüğü o sahneleri hatırlayanlar bilir ki, gerçekte bu sayı çok daha fazla idi.)

1999 depreminde de faşist Bahçeli iktidardaki koalisyon ortaklarından birisiydi, şimdi de koalisyon ortaklarından birisi. O zaman Yunanistan’ın kan yardımı teklifini “Yunan kanı istemeyiz” diye kabul etmeyen dönemin sağlık bakanı Osman Durmuş isimli faşist MHP’linin zihniyetini, bugün de Kıbrıs’lı Rumların yardım desteğini kabul etmeyen aynı faşist zihniyette görüyoruz. Bildiğimiz 'Deja Vu' bu.

1999 depremi sonrası toplanan deprem vergilerinin 37 milyar dolardan fazla olduğu belirtiliyor, “bu paraların akıbeti nerede?” diye soranlar, Kurdistan coğrafyasında süren savaşa ve o savaşın maliyetine bir göz atsınlar. Resmi verilere göre TC, her sene ortalama 20 milyar dolar silahlanma ve savaşa bütçe ayırıyor. Yani 24 sene de halkın cebinden kestikleri deprem gelirini, iki sene de Kürt halkına karşı sürdürdükleri yasa ve hukuk tanımaz savaşta harcıyorlar zaten. Ki bir de sarayın ‘üstü örtülü soygun düzeni’ dediğimiz bütçesi var, o kısma hiç girmeye bile gerek yok, her şey apaçık ortada…

Hal, durum, ahval böyleyken muhalefetimizin “bugün iktidarı eleştirmeyeceğiz, acımız büyük ama bu eleştirimizi saklı tutacağız” söylemi bence külliyen sorunlu ve de yanlış bir yaklaşımdır. Gün; acılarımızı ortaklaştırırken, dayanışırken, yardımlaşırken esasen depremin değil bu devletin, iktidardaki ırkçı faşizan zihniyetin yaşanan ölümlerin sorumlusu, katili olduğunu anlatmaktır. Bu hakikati ifade etmeyi yarına bırakmak hatadır. Devlet suç üstü yakalanmıştır, bütün uyarılara rağmen kılını kıpırdatmayarak, yaşanan bütün ölümlerin sorumlusu olduğunu göstermiştir zaten.

AFAD’ı eleştirsek de, eksik bulsak da şunu da söylemek gerekir ki; bütçesi 2.5  milyar TL olan AFAD ile yarım yamalak sürdürülen arama kurtarma çalışmaları bir yana, depremde –ki daha ölüp ölmedikleri bile belli olmayanlar için- “ölenler için” camilerde sela verilmesi kararını alan Diyanet’in bütçesinin 30 küsür milyar TL olduğunu hatırlarsak, meselenin rengi gayet net anlaşılır.

AKP-MHP iktidarı ve etrafındaki sırtlanların şu an düşündükleri sadece yıkılan yerlerde açılacak yeni ihaleler, yapılacak yeni TOKİ binaları, oradan kazanılacak paralar vb. hesaplar üzerine kuruludur. İnsanlar can derdinde iken, onların tek düşündükleri emin olun ki sadece budur.

Hava koşulları çetin ve zorlu... Bir çok yıkıntının, enkazın altında hala kurtarılmayı bekleyen çocuklar, anneler, babalar bulunuyor. Kurtarılabilecek hafif yaralı insanların birçoğu donarak ölme tehlikesiyle karşı karşıya. Mümkün olan her imkanı, koşulu zorlayarak enkaz altında kalanları kurtarmak için çabalamalıyız. İktidardan, bu katliamın sorumlularından hesap sormalıyız.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.