Açlık grevi 22. grupta

- Tutsakların, İmralı’da devam eden ağır tecride karşı 107 gündür sürdürdüğü açlık grevini 22. grup devraldı.
Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsakların, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle 27 Kasım’da başlattığı süresiz-dönüşümlü açlık grevi 107. gününde devam ediyor. Açlık grevi, dünden itibaren 22. grup tarafından devralındı. Aynı amaçla Mexmûr Şehit Aileleri Derneği’nde 86, Yunanistan’ın Lavrio Kampı’nda ise 69 gündür açlık grevi yapılıyor.
İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde ağır tecrit altında Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan ve vasisi Mazlum Dinç, İmralı’ya gitmek için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'na dün bir kez daha başvurdu. İmralı’daki diğer tutsak Ömer Hayri Konar’ın kardeşi Ali Konar, Hamili Yıldırım’ın kardeşi Polat Yıldırım ve Veysi Aktaş’ın kardeşi Melihe Çetin de avukatları aracılığıyla görüşme başvurusunda bulundu. Aileler yakınlarıyla görüştürülmemeleri durumunda ise telefon görüş hakkının kullanılmasını talep etti.
Öcalan, 21 yıl aradan sonra ilk defa 27 Nisan'da telefonla görüşme hakkını kullanabilmişti. İmralı’daki diğer tutsaklar da 2015 yılından sonra ilk kez aileleriyle aynı tarihte telefon görüşmesi gerçekleştirebilmişti. 21 yılda sadece bir kez kullandırılan telefon görüş hakkına da 7 Eylül’de, 6 aylık yasak getirilmişti. O telefon görüşmesinden sonra bir daha Öcalan ve diğer tutsaklar ile iletişim kurulmasına izin verilmediği gibi hiçbir bilgi alınamıyor.
İkinci kez açlık grevinde
Şakran 2 No’lu T Tipi Cezaevi’ndeki Ramazan Atabay da açlık grevindeki tutsaklardan. Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven’in 8 Kasım 2018’de başlattığı ve 200 gün süren açlık grevinde de 154 gün kalan Atabay, geç olmadan taleplerine kulak verilmesini istedi. Atabay'ın annesi Emine Atabay, 25 Şubat’ta oğluyla yaptığı telefon görüşmesinde, dergi, gazete, hijyen ve hastane sevkleri gibi sorunların devam ettiğini söyledi.
Eylemin uzun sürmesinden kaygılandıklarını vurgulayan anne, taleplerin aynı zamanda dışarıdaki insanların da özgürlüğüne yönelik olduğunu hatırlattı. Atabay, “Eskiden oğlumu ziyaret gittiğimde gardiyanlar ya da bazı görevliler kötü davranıyorlardı fakat itiraz ediyordum, karşılık veriyordum. Şimdi ise cevap verdiğimizde ya suçlanıyoruz ya da tutuklulara baskı uyguluyorlar. Biz de çocuklarımız için susmak zorunda kalıyoruz. Yani biz de dışarıda baskı altındayız. Bir anne olarak taleplerin biran önce kabul edilmesini ve can kayıpları yaşanmadan tecridin kalkmasını istiyorum. Yaşadığımız sürece davamızın takipçisi, çocuklarımızın yanında olacağız” dedi. İZMİR







