• Uluslararası yatırım bankası JPMorgan, Türkiye ekonomisine ilişkin beklentilerini güncelledi. Banka, dün yeni bir rekorla 47'nin üzerine çıkan dolar/TL'nin yıl sonunda 51,4 seviyesine yükseleceğini öngördü.

 

JPMorgan, Türkiye ekonomisine ilişkin yayımladığı son değerlendirme raporunda enflasyon, büyüme, faiz ve döviz kuru tahminlerini paylaştı. Banka, 2026 sonunda dolar/TL'nin 51,4'e, 2027 sonunda ise 61,7'ye yükseleceğini öngördü. Raporda, döviz kurundaki oynaklığın düşük seyretmesi sayesinde kur geçişkenliğinin geçmiş dönemlere göre sınırlı kaldığı belirtilirken, enflasyon dinamiklerinin hâlâ güçlü olduğu vurgulandı. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) yılın ikinci yarısında faiz indirimlerinde temkinli hareket etmesi gerektiği ifade edildi.

Bankanın tahminlerine göre:

* 2026 büyümesi: Yüzde 3

* 2027 büyümesi: Yüzde 4,6

* 2026 yıl sonu enflasyonu: Yüzde 29

* 2027 yıl sonu enflasyonu: Yüzde 25

* 2026 yıl sonu politika faizi: Yüzde 35

* 2027 yıl sonu politika faizi: Yüzde 30

* 2026 yıl sonu dolar/TL: 51,4

* 2027 yıl sonu dolar/TL: 61,7

Raporun yayımlandığı gün dolar/TL kuru 47 liranın üzerine çıkarak tarihi zirvesini gördü. Kurdaki yükselişte, ABD ile İran arasında yeniden tırmanan gerilim ve Hürmüz Boğazı'na ilişkin endişelerin küresel piyasalarda dolara talebi artırmasının etkili olduğu değerlendiriliyor.

Türkiye'de yıllık resmi enflasyon Haziran itibarıyla yüzde 32,11 seviyesinde bulunurken, TCMB politika faizini son Para Politikası Kurulu toplantısında yüzde 37'de sabit tuttu.

Asgari ücret-açlık sınırı

Raporun en dikkat çekici bölümlerinden biri ücret politikasına ilişkin değerlendirme. JPMorgan, yıl sonunda asgari ücret ile açlık sınırı arasındaki farkın yüzde 35’e ulaşacağını öngörüyor. Buna bağlı olarak Aralık'ta yapılacak ücret artışının yalnızca ekonomik değil, siyasi bir karar niteliği taşıyacağı belirtiliyor. Bankaya göre; ücret artışının büyüklüğü, hükümetin sıkı para politikasını ne ölçüde sürdüreceğini ve seçim takvimine ilişkin yaklaşımını da gösterecek önemli bir işaret olacak.

JPMorgan’ın değerlendirmesi, Türkiye'nin görünümünü bu şekilde okuyan tek kuruluş değil. Son aylarda açıklanan başka birçok uluslararası gösterge de Türkiye ekonomisinde yavaşlamaya işaret ediyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye’nin 2026 büyüme tahminini yüzde 2,9’a düşürmüştü. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD), benzer şekilde büyüme beklentisini aşağı yönlü revize etti. İmalat sanayisini gösteren Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) Endeksi aylardır daralma bölgesinde. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ise son Enflasyon Raporu’nda enerji fiyatları, dış talep ve jeopolitik gelişmeler nedeniyle dış koşulların önceki tahminlere göre belirgin biçimde bozulduğunu kabul etti. Bu tablo, JPMorgan’ın “ekonomi yavaşlıyor ancak enflasyon kolay düşmeyecek” değerlendirmesiyle büyük ölçüde örtüşüyor.

Erdoğan okumaları farklı 

JPMorgan raporu, NATO Ankara Zirvesi sonrasında ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik olumlu mesajlarıyla ilk bakışta çelişiyor gibi görünüyor. Ancak bakılan pencereler aynı yöne dönük değil.  Trump yönetimi, Türkiye’yi NATO’nun güney kanadı, Karadeniz, Suriye, Rusya ve Orta Doğu dengeleri açısından stratejik bir ortak, bir savaş partneri olarak değerlendiriyor. Wall Street ise aynı ülkeye büyüme, enflasyon, cari açık, faiz, ücretler ve finansal istikrar, özetle, yatırım dinamikleri üzerinden bakıyor. Jeopolitik önem ile ekonomik görünümün aynı yönde hareket etmesini gerektiren bir yasallık olmadığı gibi, ekonomik görünümün kötüleşmesi, Türkiye’nin dış finansman ihtiyacını artırdığı ölçüde Ankara’nın Washington ve Batı finans çevreleriyle ilişkilerini yeniden dengeleme arayışını güçlendirebilir.

Yükselen askeri-sınai kompleks 

JPMorgan raporu doğrudan savunma sanayisini konu almıyor, ancak raporun çizdiği genel ekonomik tablo içinde dikkat çekici bir istisna göze çarpıyor. İmalat sanayisinin üretim ve sipariş hacmi daralırken, Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayisi büyümesini sürdürüyor. Sektörün ihracatı son yıllarda tarihi düzeylere ulaşırken, NATO ülkelerinden Körfez’e kadar uzanan pazarlar yeni siparişler yaratıyor. Avrupa’nın yeniden silahlanma programları, Ukrayna savaşının etkileri ve NATO’nun savunma harcamalarını artırma kararı da bu eğilimi pekiştiriyor. JPMorgan’ın çizdiği genel ekonomik tablo ile savunma sanayisine ilişkin güncel veriler birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye ekonomisi genel olarak yavaşlarken askerî-sınai kompleksin büyümeyi sürdüren başlıca istisnalardan biri olduğu görülüyor. ANKARA