68 günlük açlık grevini Öcalan'ın bitirdiğini vurgulayan Birdal, bu olayın bir kez daha Öcalan'ın Kürtlerin önderi olduğunu gösterdiğini sözlerine ekledi.
Birdal, "Açlık grevinin sürecini ve sonucunu doğru okumak lazım. Artık süreci buna göre ayarlamak lazım" dedi.
Gazetemize konuşan Birdal, süresiz dönüşümsüz 68 gün süren açlık grevlerinin Kürtlerin haklı talepleri için yapıldığını söyledi. Öcalan'ın çağrısıyla bitirilen açlık grevlerin üç mesaj verdiğini söyleyen Birdal bunları şöyle sıraladı: "Birincisi Kürt halkının, hak ve özgürlüklerin kesintisiz takipçisi olduğunu bir kez daha kanıtlanmıştır. İkincisi, Öcalan'ın Kürt halkının önderi olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Üçüncüsü bu direnişin haklı talepleri, geciktirilmeden karşılanmalıdır. Anadilde eğitim, anadilde savunma hakkı, kamusal alanda Kürtçenin kullanımı, tecridin kaldırılması, dialog ve müzakere sürecinin derhal başlatılması gerekiyor. Kuşkusuz bunun için sağlık ve özgürlük beklentisinin bir an önce yerine getirilmesi gerekiyor. Bence önemli mesajlar verildi. Direniş, cezaevlerindeki koşulların iyileştirilmesi için değil, Kürt halkının hakları için verildi. Cezaevindeki bu direnişi kazandı."

'Gündemimiz barış'
Açlık grevlerinin ortaya çıkardığı fırsatlarının heba edilmemesini dile getiren Birdal, "Cezaevlerinde tabutların çıkmaması önemli. Grevin bu şekilde sonuçlanmasının fırsatlarını kaçırmamalıyız. Suni gündemlere takılmamak gerekir. Bizim gündemimiz bellidir, barıştır. Kürt sorunun çözümü için müzakere başlatılmalı" şeklinde konuştu.
Grevlerde herkesin yüzünü zindanlara çevirdiğini dile getiren Birdal, "Sivil toplum kuruluşları dahil herkes birşeyler yapmaya çalıştı ancak sayın Öcalan'ın sözü geçerli oldu. Bunu iyi değerlendirmek gerekiyor. Süreci Öcalan'a göre ayarlamak gerekiyor" diye konuştu.
Birdal, anadilde eğitim ve savunma hakkının verilmesi ve Öcalan'ın üzerindeki tecridin geciktirilmeden kalkması gerektiğini belirterek "Sayın Öcalan'ın sağlığı, güvenliği ve özgürlüğü bir evde sağlanmalı. Öcalan'ın halkıyla görüşme kanalı açılmalı. Demokratik sivil, eşitlikçi ve özgürlükçü anayasanının kısa sürede sonuçlanması gerekiyor. Yine KCK'den tutuklananların derhal serbest bırakılmalı. Seçim barajı düşürülmeli" dedi. Birdal bunların yapılmaması halinde açlık grevinden sonra ortaya çıkan sürecin heba edileceğini belirterek "Diyalog ve müzakere sürecini zorlamak gerekiyor. Aksi halde ortaya çıkan fırsatı kaybetmek herkese çok şey kaybettirir" dedi.

'Emekçiler meydan okumalıydı'

"Sizce sivil toplum örgüt ve kuruluşlarının açlık grevleri sürecinde görevlerini yerine getirdi mi" şeklindeki sorumuza Birdal şu yanıtı verdi: " Bence kendi varlık gerekçeliklerinin ilk maddesi barıştır. Barış olmadan emekçilerin işi ekmeği giderek kaybedecekler. İşte bakın toplu iş sözleşmesi artık çok anti demokratik çalışma yaşamını daraltayıcı emekçilerin söz ve yönetim hakkını tamamamen ellerinden alıyor. O nedenle Türkiye emekçileri, barış konusunu birinci madde olarak ele almaları gerekiyor. İşleri, emekleri ve güçleri barışla bağlantılı. Ama ne yazık ki barış dediğimizde, bize terör savunucusu, Kürt sorununa terör sorunu diyorlar. Emek örgütleri açlık grevi için açık bir meydan okumalıydı. Eğer bir cenaze çıkarsa birgün ya da bir hafta genel greve gideceklerini, iki cenaze çıkarsa bir aya genel greve gideceklerini açıklamalıydı. Üretimden gelen o güçleriyle baskı kurması gerekiyordu. Bence sivil toplum örgütleri elbette yüzlerini zindana çevirdi, herkes bir şey yaptı ama yine de sayın Öcalan etkili oldu. Bunu değerlendirmek, artık süreci de ona göre yeniden programlamak gerekiyor."
Erdoğan'ın açlık grevleri sırasında Kürtleri idam ile tehdit etmesini büyük bir talihsizlik olarak niteleyen Akın Birdal, Türkiye'nin insan hakları karnesi konusunda da şu değerlendirmeyi yaptı: "İdamlar için bize Rusya'yı İran'ı örnek veriyor. Bunlar zaten insan hakları ihlalleri ve idamlar açısından sabıkalı ülkeler. Örneğin Rusya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde Türkiye ile at başı gidiyor. En fazla mahkum edilen ülkeler arasında geçen yıl Türkiye ikinci, Rusya birinci sırada. Bu yıl birinciliği Türkiye aldı. İdam devlet eliyle yapılan yasal cinayettir. Bunu tartışmak anlamsızdır. Zaten idam konusu sadece başbakanın gizli gündeminde, gizli ajandasında var. Bundan kabine üyelerinin haberi yok."

MUSTAFA İLHAN/İSTANBUL