Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) Genel Başkanı Rıdvan Turan, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan, Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Eşbaşkanı Alper Taş, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eşbaşkan Yardımcısı Mustafa Kahya, pakette yer alan seçim ve siyasi partiler yasalarında yapılması planlanan değişikleri ETHA’ya değerlendirdi. Paketin, AKP’nin verili iktidar denklemini tehdit etmek bir yana daha da güçlendirme felsefesiyle kaleme alındığına dikkat çeken SDP Genel Başkanı Turan, “Şu anki haliyle yüzde 10 barajı ve çoğunlukçu zihniyetin temsilde adalet sağlayabilme olanağı yoktur. Önerilen diğer iki sistem de temsilde adaleti sağlamaktan uzaktır. İkisinden de çok antidemokratik sonuçlar çıkabilir. AKP’nin ‘temsilde adalet’ diye bir derdinin olmadığını da biliyoruz. Zira kendi iktidarını bu adaletsizlik üzerine temellendiriyor. AKP, temsilde adaletin yerine ‘istikrar’ diye bir kavram ikame ediyor. Bu şu anlama geliyor; Meclis’e farklı fikirler değil en güçlü 2-3 parti girsin. Bu hiç demokratik değil. Türkiye’nin adaletli bir nispi temsil sistemine ihtiyacı olduğu kanısındayım” dedi.


BDP için hazırlanmış

SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, hazine yardımında oy oranının düşürülmesinin de demokratik bir uygulama olarak sunulmasına itiraz etti, “Ama bu belli ki BDP dikkate alınarak hazırlanmış. Şu anki haliyle BDP’nin bağımsız adaylarla seçime girdiği bir durumda yine hazine yardımından yararlanması mümkün olmayacak. Verili durumun devam ettiği halde yüzde 7 ile hazine yardımı arasına bir sıkışmışlık söz konusu olacak” diye konuştu.

Baraj tamamen kalkmalı

EMEP Genel Başkanı Gürkan, uzun süren mücadeleler sonucundan hükümetin seçim barajını tartışmaya açmak zorunda kaldığını söyledi. Gürkan, “Yüzde on barajının aynen korunması, daraltılmış ve dar bölge seçenekleri birbirinden farklı üç seçenek olarak sunuluyor ama mevcut koşullarda bunların hangisi uygulanırsa uygulansın hükümet kazançlı çıkacağını zaten hesaplıyor. Birkaç yıldır bölge sınırlarının değiştiği, o ilçenin seçmen kitlesinin bu ilçenin kitlesiyle birleştirildiği gibi uygulamalarla zaten AKP hangi sistem uygulanırsa uygulansın kendisine yarayacak bir seçmen coğrafyası da yarattı” dedi.
Her partinin aldığı oy oranına uygun olarak parlamentoda temsil edildiği bir seçim sistemi isteyen Gürkan, “Yüzde 10 barajı, AKP için, geçen seçimde toplam seçmenin yaklaşık yüzde 40’ının oyunu almasına rağmen parlamentodaki koltuk sayısının yüzde 59 olmasını sağlayan bir avantaj olmuştur. Bu haksızlığın, adaletsizliğin son bulması gerekir. Halkın iradesinin yansımasını güvence altına alacak düzenlemelerle birlikte seçim sisteminin demokratikleşmesi sağlanmalıdır ve bunun ilk şartı barajın kaldırılmasıdır” diye konuştu.

12 Eylül yasakları sürüyor

ÖDP Eşbaşkanı Taş, Erdoğan’ın gündeme getirdiği “dar bölge” ve “darlaştırılmış bölge” seçim sistemlerini, 12 Eylül’ün barajlı/yasaklı seçim sisteminin başka bir biçimde sürdürme arayışı olarak tanımladı, “Daraltılmış bölge sistemi ile baraj gerçekte düşürülmüyor, aksine baraj bölgesel düzlemde yükseltilmiş oluyor. Bir parti konulan ülke barajını geçse dahi, Meclis temsiliyeti bu sistemler içerisinde düşük olacak. Bağımsız adayların seçilebilmesi de zorlaştırılıyor. Bu şekilde yalnızca baraj altı kalan partilerin değil, ilk iki parti dışında kalan partilerin temsil oranları düşürülmüş olacak” dedi. Barajın bütünüyle kaldırıldığı, herkesin aldığı oy oranı üzerinden temsiliyetinin sağlandığı bir sistemle demokratik bir seçim imkanının yaratılabileceğine dikkat çeken Taş, şöyle konuştu: “Milli bakiye sistemi geçmişte de uygulanmış ancak tıpkı AKP’nin bugünkü kaygılarına da benzer şekilde egemenler kendi iktidarlarını daha rahat sürdürebilmek için bu sistemi ortadan kaldırmıştı. Bugün yeniden bu sisteme dönülmesi gerekiyor.”
Taş, hazine yardımı konusunda şöyle konuştu: “hazine yardımında oranın yüzde 7’den 3’e düşmesinin pek bir anlamı yok. Hazineden yardım verilecekse seçime giren bütün partilere verilmelidir.”

Baraj 22’lere çıkabilir
SYKP Eş Genel Başkan Yardımcısı Kahya, pakette seçim barajına dair somut bir adım atılmadığı gibi, tartışmaya açılan 3 seçeneğin de seçim sisteminde demokratikleşme getirmeyeceğinin altını çizerek,”‘Ölümü gösterip sıtmaya razı etme’ taktiği ile bir nevi ‘yanağına yiyeceğin tokadın şiddetini sen belirle’ denilmektedir” diye konuştu. Kahya, seçim sistemine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Dar bölge sistemi veya darlaştırılmış bölge sistemi, ‘seçen seçtiğini denetleme imkanı kazanacak’ aldatmacasıyla kılıflanarak, daha çok oy almış olan partilere, daha da ötesi en çok oy almış partiye, uygulamada olan antidemokratik seçim sisteminden çok daha fazla avantaj sağlamaktadır. Yani temsilde eşitlik ve adalet ilkesini sağlamaktan uzaktırlar ve seçim sisteminin demokratikleştirilmesi ile alakaları yoktur. Öyle ki bu seçeneklerden birinin kabul edilmesi durumunda baraj örtülü bir biçimde yüzde 22’lere kadar çıkabilmektedir.”

ETHA/İSTANBUL