• Siyasetçiler, gazeteciler, insan hakları dahil tüm siyasi tutsakları kapsam dışı bırakan infaz düzenlemesi Meclis Adalet Komisyonu’nda.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ‘ülkücü mafya’nın salınması için hazırladığı af tasarısı raftan indirilerek, önce buna uygun cezaevi yönetmeliği, ardından da kanun teklifi hazırlandı ve bugün itibarıyla Meclis Adalet Komisyonu’nda görüşülmeye başlandı. AKP ve MHP bütün itirazlara rağmen taslakta değişiklik olmayacağını söyledi.

İnfaz kanununda değişiklik öngören 70 maddelik “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, Meclis Adalet Komisyonu’nda bugün sabahtan görüşülmeye başladı. İnfaz indirimiyle kalıcı, denetimli serbestlik süresinin artmasıyla ilgili geçici düzenleme içeren 70 maddelik kanun teklifi görüşmeleri için Meclis’in en büyük komisyon salonu olan Plan Bütçe Komisyonu Salonu tercih edildi. Komisyonda, koronavirüs nedeniyle milletvekilleri maske takarak ve mesafeyi koruyarak oturdu.

AKP ve MHP bildiğini okuyor

Komisyonda ilk olarak söz alan AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan, MHP ile birlikte düzenlediklerini infaz düzenlemesinin bir af olmadığını söyleyerek, “Büyük infial uyandıran suçların, bu ceza infaz sisteminin dışında bırakılmasına gayret ettik" dedi. Teklifte, infaz müessesesinin kurumları arasında geçişleri sağlayacak oransal değişikliğin söz konusu olduğunu dile getiren Özkan, “Bu tekliflerden bir kısmı tabii ki infaz yasasıyla ilgili değil, maddi ceza hukukuyla ilgili teklifler de var, yargılama hukukuyla ilgili teklifler de vardı. O teklifler infaz düzenlemesi kapsamı dışında olduğu için şu an itibarıyla o teklifleri ayrık düşündük. Sadece infazla ilgili müesseselerde değişiklik yapan talep ve teklifleri değerlendirerek, teklifin içerisine koymaya gayret ettik" dedi.

AKP Afyon Milletvekili Ali Özkaya da “Avrupa'daki terörle mücadeledeki düzenlemeyle Türkiye'dekini bire bir görmek, aynı olmasını beklemek doğru olmaz” dedi ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamında bir düzenleme yapılmadığını söyledi.

MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül de partisinin, 24 Eylül 2018'de Meclis Başkanlığına sunulan ve kamuoyunda şartlı ceza indirimi olarak bilinen kanun teklifinin bulunduğunu söyledi. Bülbül, söz konusu teklifle, bir kısım suçların infaz sürelerinde 5 yıllık maktu bir indirimin öngörüldüğünü, bunun da bir af niteliğinde olmadığını ekledi.

HDP: Fiili idam getiriliyor

HDP Adalet Komisyonu Üyesi Ayşe Acar Başaran, kanun teklifinin bir kesim tarafından af niteliği taşıdığını ancak bir kesimin ise cezaevinde ölüme terk edilmek istendiğini ifade etti. Bu durumun fiili bir idam uygulaması olduğunu belirten Başaran, “Bir taraftan bunun aslında salgınla ilgili olduğunu, salgın vesilesiyle cezaevlerini boşaltma iddiamız olduğunu söylüyoruz ama kalıcı bir düzenleme yapıyoruz, bir tane daha karmaşık infaz düzenlemesi, bir tane daha ekledik üstüne. Peki, buradaki muradımız ne? Burada bir murat, cezaevlerinin boşaltılması. Cezaevleri, böyle İnfaz Kanunu’nu dolanarak, fiili aflar getirilerek boşaltılmaz, özgürlük ortamı getirilir” dedi.

Başaran, cezaevlerinde yeterli tedbirlerin alınmadığına dikkat çekerek, Birleşmiş Milletler’in (BM) salgın nedeniyle cezaevlerinin boşaltılması gerektiği çağrısını anımsattı. Başaran, düzenlemenin eşitsizlik getirdiğine işaret ederek, şöyle devam etti: “65 yaş üstü, kronik hastalıkları olan yani bu salgınının yaygınlaşması durumunda ya da kendilerine bulaşması durumunda, yüksek ihtimalle ölümle sonuçlanabilecek durumlara karşı teklifte bir şey yok. Var ama bir ayrımcılık var. Yani üç gün sonra cezaevinden çıkacak herhangi bir olumsuz durumda, herhangi bir cenazede, herhangi bir ölümde, iktidar ‘Ben öngörmüyorum’ diyemez. Bakın, bu olası kast olur. ”

Başaran, cezaevlerinde 300 binden fazla insan olduğunu ve bu kişilerin ailelerinin tedirginliğine dikkat çekere, şunları ekledi: “Meclis’in esas görevi pandemi anında toplanıp iki maddelik bir kanunla gelecekti ve diyecekti ki ‘burada biz yaşam hakkını savunuyoruz.’ Suçu ne olursa olsun cezaevinde kaldığı müddetçe bu devletin sorumluluğunda’ iki maddelik bir teklif getirmeliydi.”

CHP: Tehlikeli bir hal 

CHP Adalet Komisyon Üyesi Zeynel Emre, düzenlemenin bir af niteliği taşıdığını belirtti. Emre, “Yargının bağımsızlık ve tarafsızlığının zedelenmesi, yürütmenin yargı ve yasama üzerindeki ağır baskısını görmeksizin sonuç verici bir çözüme ulaşmayacağımız kesin. Türkiye’de bugün yargının içine düştüğü durum, varlık nedenini yok edecek derecede tehlikeli bir hâl almıştır” diye konuştu. Salgın hastalık hatırlatmasında bulunan Emre, şöyle devam etti: “İnfaz adaleti, mümkün mertebe kapsamının daraltılması önemli. Yine, çeşitli ilavelerle tutukluluk incelemesi özellikle çok dar tutulmalı, yani tutuksuz yargılanma. 40 bine yakın tutuklu varsa elektronik kelepçe yapıp, evlerine gönderip ihlal etme durumunda tutuklanacağı ihtarı yapılarak, bir ara çözüm bulunması lazım. Çok ağır suçlar, istisnalar tutularak, bunun kısıtlanması bazı suç tiplerinin genişletilmesiyle birlikte, cezaevindeki olası salgın etkileri konusunda mesafe alırız. 80 bin kişi mi çıkacak, 70 bin kişi mi çıkacak? Onlar niye çıktı, 230 bin kişi niye kaldı? Bunu doğru bir şekilde tarif edebilelim, anlatabilelim. Yani, günün sonunda şu gerçekle karşılaşmayalım: Vatandaş bize; ‘Kardeşim, siz nasıl yasa yaptınız? Konuşanı içerde tuttunuz, adam vuranı saldınız’ dediği zaman, bunun izahatını yapamayız ya da hırsızlık yapanı saldınız, şunu yapanı tuttunuz, neye göre tuttunuz? Ya, bütün suçlar kötüdür. Dolayısıyla burada ilke koymak lazım.”

Dağ fare doğurdu

CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, uluslararası kuruluşların Türkiye'deki adaletle ilgili açıkladığı verilere dikkat çekerek, Türkiye’nin düşünce ve ifade özgürlüğünü ihlal eden birinci ülke konumuna geldiğini ifade etti. Mahkemelerin tarafsızlığı, yargıçların talimatla hareket etmemesiyle infazda adaletin sağlanabileceğini belirten Bülbül, yasa teklifini “Dağ fare doğurdu” olarak değerlendirdi. Terör suçu tanımının fazla geniş tutulması, hukukta adil yargılanma hakkına uyulmaması nedeniyle cezaevlerinde gazeteciler, insan hakları savunucuları olduğunu belirten Bülbül, “Silivri Cezaevine 4-5 defa gittim. Cezaevinde bulunan hastane yapısı cezaevinde bulunanların yaşamını koruyamayacak konumda ve bu bana aktarıldı. Bir MR cihazına 15 ay sonrasına gün verildiğini söylediler. Devlet, şu anda koronavirüs nedeniyle cezaevinde tutuklu ve hükümlülerin devlet yaşam hakkını korumak durumundadır” dedi.

İHD’den rapor

Bu arada İnsan Hakları Derneği Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan, infaz düzenlemesine ilişkin hazırladıklarını görüş ve önerileri Meclis Adalet Komisyonu’na iletti.

Kanun teklifindeki başta Terörle Mücadele Kanunu (TMK) kapsamında yargılananlara yönelik yapılan ayrımcılık başta olmak üzere birçok konuda detaylı önerilerin bulunduğu raporda, tutukluların tahliyesinin de önünün açılması, TMK’nın kaldırılması veya kapsamının daraltılması istendi.

Henüz yargılamaları devam eden ve haklarında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmayan tutuklularla ilgili herhangi bir öneride bulunulmadığını belirten Türkdoğan, salgında tutukluların olumsuz yönde etkilenmemesi, durumlarının gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Türkdoğan, “Bu nedenle, bize göre haksız tutuklamalar ve adil olmayan yargılamalar nedeniyle mağdur edilen tutuklular açısından, CMK 100 ve devamındaki maddeler gereğince tutuk incelemesinin resen yapılarak ‘tutukluluğun istisna’ olduğu gerçeğinden hareketle tahliyelerin önü açılmalıdır. Bu konuda, özellikle mevcut salgın hastalık nedeniyle, sağlık bakımından ciddi risk teşkil edecek rahatsızlıkları bulunanlar, herhangi bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulmaksızın, mahkemelerce takdir hakkı kullanılarak derhal serbest bırakılmalıdır” şeklinde konuştu.

‘Terör suçları’ndan kasıt ne?

Öncelikle “terör suçları” ile ne kastedildiğinin açıkça ortaya konulması gerektiğini belirten Türkdoğan, şunları kaydetti: “TCK’de 'terör suçları' ismi ile herhangi bir suç türü bulunmamaktadır. TMK’nın 3. Maddesinde terör suçlarının hangi suçlar olduğu tek tek belirtilmiştir. TMK’nın 4. Maddesinde ise terör amacıyla işlenen suçlar tek tek sayılmıştır. Ayrıca TMK 6. ve 7. Maddelerdeki suçların terör suçu olup olmadığı ise belli değildir. TMK’nin 5. ve 17. Maddeleri infazla ilişkili maddelerdir. Bu maddelerin de ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.”

TCK’de zaten örgütlü suçlar ve yasa dışı örgütlerle ilgili düzenlemeler olduğu için TMK’nin tamamen kaldırılması gerektiğini ifade eden Türkdoğan, kaldırılmadığı takdirde terör tanımı, “Suç işlemese dahi örgüt mensubu olan ve mensubu olmasa da örgüt adına suç işleyen” maddesi, basın özgürlüğünü ve haber alma hakkının ihlali eden maddelerin kaldırılması veya düzenlenmesini istedi.

100 bin kişiye dava

Türkdoğan, sorunun ne kadar büyük olduğunun görülebilmesi için Adalet Bakanlığı’nın yayınladığı adli istatistiklerini paylaştı:

Adalet Bakanlığı verilerine göre terör propagandasının yer aldığı TMK’nin 6 ve 7/2. maddelerinden

  • 2013’te 6. maddeden 178 kişiye; 7/2, maddeden 10 bin 547 kişiye,
  • 2014’te 6. maddeden 125 kişiye, 7/2. maddeden 15 bin 815 kişiye,
  • 2015’te 6. maddeden 100 kişiye, 7/2. Maddeden 13 bin 608 kişiye,
  • 2016’da 6. Maddeden 192 kişiye, 7/2. Maddeden 15 bin 913 kişiye,
  • 2017’de ise madde ayrımı yapılmadan açıklanan istatistiğe göre 24 bin 585 kişiye,
  • 2018’de madde ayrımı yapılmadan açıklanan istatistiğe göre 19 bin 892 kişiye dava açıldı. ANKARA