Havaalanında karşılayan arkadaşlar “hoş geldin” deyip, “nasılsın?” diye sormalarına rağmen, sorularının yanıtını bile beklemeden o günkü programlarını aktarıverdiler. Ana caddeler üzerinden sürdürülen esnaf ziyaretlerinden mahalle toplantılarına, ev ziyaretlerinden sivil toplum kurumlarına dikkatle düzenlenmiş bir program içinden gecenin geç vakitlerine kadar devam eden bir çalışma temposu. Adana 1. Sıra adayımız Rıdvan Turan’la 1 saatlik bir boş zamanı göl kenarında dinlenmek amacıyla değerlendirirken, yarım saat geçmeden adayımızın “bu kadar zamanı boşu boşuna geçirdik” diye hayıflanması çalışma yoğunluğunun güncelleştirilmiş olduğunu da gösteriyordu.

***

Adanalılar sıcak insanlar. Anadolu-Mezopotamya topraklarının birçok rengini bağrında toplamış yoksul bir kent. Aslında Ortadoğu’nun minyatürü de diyebiliriz bu kente. Bir yanda ‘milli gelir’ sıralamasında İstanbul’dan sonra gelen ikinci kent, öte yanda yoksulluk ve işsizlik sıralamasında sonuncu sırayı işgal etmiş bir sefalet olgusu. Yüzde bir ile yüzdenin geri kalanı arasındaki gelir dağılımı farkı ‘uçurum’ tanımından da öte boyutta. Sanayi devlerinin cirit attığı, Çukurova pamuğunun bereket saçtığı bu kentin işsizlik ve yoksulluk sıralamasında Türkiye birincisi olduğunu öğrenmek bölgeyi tanımayan insanı ciddi olarak şaşırtıyor. 

***

HDP il binası tıpkı bir arı kovanını andırıyor. Olağanüstü boyutta emek yoğun bir çalışmayı sürdüren yüzlerce arı… Birileri giriyor kovana, yükünü boşaltıyor; birileri çıkıyor kovandan, görevini yükleyip kanatlarına. Yoğun bir hareketlilik ve binlerce çiçekten alınarak petekte biriken bal. İl binasında patlayan bomba ile keşfedilen affedilemez bir eksiklik olan binada kameralı gözetim güvenliliğinin olmaması hali. Bu kadar kusur kadın kızında da olur sözü burada anlamdan yoksundur. Çünkü kadı kızının arkasında kadının da temsilcisi olduğu devlet vardır ve kusurunun karşılığı olamaz. Oysa bizim ocağımıza incir ağacı dikmek isteyen kadı ve kadıların sistemidir. 

***

Büyük bir şans eseri olarak, katliam amaçlı olarak gerçekleştirilen bu eylemden ölümsüz kurtulmak, belki de kısa tarihimizin yönünü değiştirebilmiştir. HDP sağduyusu, bu provokasyona yanıt olarak sükûneti koruyarak derhal günlük seçim çalışmalarını sürdürmeye yönelmesi, bilinen faillerin amaçlarını engelledi. 

***

Adana Kent Konseyi Engelliler Meclisi’nin davetiyle engelliler ve ilişkili sivil toplum kurumlarıyla görüştük. “Engelsiz Adana” ya da “Birlikte yaşamın engeli yoktur” sloganıyla belirledikleri hedef, onların engelinin sadece bizim çarpık algılarımızla ilgili bir sorun olduğu gerçeğinin altını kalınca çiziyordu. Biliyoruz ki engellerin ortadan kalkması, öncelikle soruna ilişkin farkındalık yaratmak ve onların yaşamlarını da engel-Siz’lerle adil koşullarda eşitlemekle ortadan kalkacaktır. Ne var ki soygunda, hırsızlık ve yolsuzlukta, yalan ve hilede, şiddet ve hukuksuzlukta engel tanımayanların engellileri tanımama noktasında inatları, haklı olarak engellilerin politikaya küskünlüğünü yaratmıştı. HDP’nin bu alana ilişkin umutları da yeniden körüklediğini ve yaşam gücünü güçlendirdiğini görmek büyük mutluluktu benim için. 

***

Seyhan ilçesinde Barbaros Mahallesine girdiğimizde gördüğüm bir ilkokul gelinen noktayı özetliyordu. Eski adı Kenan Evren İlkokulu olan okulun adı mahallelilerin demokratik mücadelesi sonrasında resmen değiştirilmiş, Demokrasi İlkokulu olmuştu. Halkların mücadelesi daha nice diktatörlerin ismini kazıyıp atacaktır tarih sayfalarından. Bu benim için sadece bir umut değil, iki adım sonrasında gördüğüm bir gerçekliğin kendisidir artık.