Türkiye’de 7 Haziran seçimleri bir dönüm noktası olacak. Türkiye’de demokratikleşme mi, yoksa otoriterleşme mi hakim olacak sorusuna cevap aranacaktır. Türkiye’nin demokratikleşme birikimi temelinde Türkiye’nin dönüşüp ilerleyecek mi, Kürt sorunu başta olmak üzere tüm toplumsal sorunların çözümünün önü açılacak mı, yoksa Türkiye’nin sorunları daha da ağırlaşıp sürecek mi? Bu konuda bir dönüm noktası olacaktır. Esas olarak da HDP’nin başarısı gelişmelerin ne olacağını belirleyecektir. Bu açıdan HDP’nin seçim başarısı, kazanması çok önemlidir. 

Bu seçimde HDP’nin parti olarak başarısı esas olandır. Dolayısıyla bu başarıyı sağlayacak ittifaklar, taktikler ve çabaların öncelikle ele alınması önemlidir. Bu açıdan kimlerin milletvekili olup olmadığı değil de, HDP’nin başarısı esas gözetilmesi gereken konu olmalıdır. Kuşkusuz milletvekillerinin nitelikli olması önemlidir. Bunun da gözetilmesi gerekiyor, ama sürecin ne olacağını ve geleceği esas olarak belirleyecek HDP’nin seçim başarısı ile demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümünün temel gündem haline gelmesi olacaktır. Bu açıdan kimin ve kimlerin milletvekili olacağından çok, HDP’nin seçim başarısına kilitlenmek ve temel kaygıyı bu yapmak şarttır. Çünkü önemli olan, demokratikleşmeyi sağlayacak sonuca ulaşmak; demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümünde bir hamle yapmaktır. 


Kürt Halk Önderi yürüttüğü çabalarla bunun ortamını sağlamak ve böyle bir sonuç ortaya çıkarmak istiyor. Bu nedenle mevcut oylara bir oy eklemek dahi olsa ittifakı ve toplumsal kesimleri esas almayı önemli görüyor. Şu bizdendir ya da bize yakındır gibi bir takıntıya takılmadan HDP’nin seçimi nasıl kazanır yaklaşımını gösteriyor. Bu açıdan da grupçu, çıkarcı ya da bize yakın olan şu kişi aday olur yaklaşımlarını eleştiriyor ve kabul etmiyor. HDP projesini kabul etmeyen, projeyi ve amacı değil de bireyi esas alan yaklaşımları reddediyor; seçimde aday belirleme stratejisinin böyle olmasını öngörüyor. Kuşkusuz HDP projesine güç verecek, bu projeyi kabul edecek adayların olmasını istiyor. Bunu esas alırken demokrasi mücadelesi ve Kürt sorununun çözümünü isteyen zihniyet ve profilin olmasını da öngörüyor. 


Adaylar HDP’nin amacına uygun olmalı 

Bu seçimlerde ittifak öne çıkacaktır. Sadece eski BDP geleneği ya da bugünkü HDP yapısı milletvekili olsun yaklaşımı olmayacaktır. Aday profili bundan öte farklılaşacaktır. Birçok ittifak, güç ya da topluluk listede kendine yer bulacaktır. Herhalde BDP geleneğinden gelenler ve HDP’liler belki de adayların yarısı olacaktır. Çünkü hem demokratikleşme temelinde Kürt sorununu çözme politikası bunu gerektirmektedir, hem de daha fazla oy alma hedefi bu listeleri belirleyecektir. Örneğin bir şehirde sadece eski BDP tabanının ya da Kürtlerin oyunu almak hedeflenmeyecektir. Bunun dışında da oy getirecek adaylar esas alınacaktır. Çünkü oyları yükseltmek amaca hizmet edecektir. Rastgele bir örnek seçebiliriz. Örneğin bu Manisa olabilir. Oradaki Kürtler ve dostları ‘’Biz oylarımızı HDP’ye verelim ama bu yetmez, Manisa’da Türklerden, diğer demokratik çevrelerden, farklı toplumsal kesimlerden oy alacak bir aday olmalı’’ demeliler. Çünkü bu seçim eski oyları alma yanında, yeni oylar çekilirse kazanılır. Yoksa benim istediğim aday olmazsa ben oy vermem anlayışıyla hareket edilirse bu seçim kazanılamaz. Kaldı ki HDP projesi BDP’ye oy verenler dışındaki toplumsal kesimlerden oy alma; onları da HDP’nin amacına destek verir hale getirme projesidir. Bu açıdan özellikle Türkiye kesiminde başka çevrelerin oyunu alacak bir seçim stratejisinin ve aday profilinin esas alınmasını gerektirmektedir. Yoksa amaca göre değil de, ‘’Bana ne kadar uygun ya da ne kadar benim gibi düşünüyor’’ denilirse bu seçimin karakterine ve stratejisine uygun davranılmış olmaz. Esas olarak da HDP projesine uygun bir yaklaşım gösterilmemiş olur. 


Milletvekili kazanmak yetmez 

Bu seçimde amaca uygun davranmak, ‘’bir oy bir oydur’’ yaklaşımıyla hareket etmekle olur. ‘’Mevcut oylarımızı alalım, Kürtler oyunu blok olarak HDP’ye vermeli, ama bu yetmez, bunun dışında oy getirecek adaylar olmalı; bunlara oy vererek amaca ulaşmalıyız’’ denilmelidir. Bunun yerine, ‘’Adaylar tamamen bizden olsun, bizim dışımızdan farklı kesimlerden aday olmasın, olursa oylarımız oraya gitmez’’ demek amaca uygun davranmamak olur. Bu açıdan özellikle Türkiye metropolleri ve şehirlerinde BDP geleneği dışında diğer toplumsal kesimlerden oy alacak adayları bulmak, bu adayları sahiplenmek, kendi oylarımız dışında oyları almak çok çok önemlidir. HDP başarı kazansın, HDP çizgisinde Türkiye’yi demokratikleştirme mücadelesini geliştirip Kürt sorununu çözelim deniliyorsa, yapılması gereken budur. Diğer yaklaşım “Biz sadece kendimizi esas alalım, demokrasi güçleriyle sorunu çözmeyi değil de sonuna kadar savaşalım, sorunu böyle çözelim” yaklaşımı olur ki bu, duygusal, apolitik ve stratejik düşünmemek olur. Seçimi sadece milletvekili kazanmak olarak ele almak olur ki, bu da Kürt Halk Önderi’nin çabalarına gereken desteğin verilmemesi anlamına gelir. 

Bu açıdan listeler açıklandığında eğer amaç doğrultusunda düşünülmezse, HDP’nin çizgisi temelinde Kürt sorununu çözümü yaklaşımıyla hareket edilmezse, neden şu değil de bu aday oldu gibi yüzeysel ve bu seçimin karakterine uygun olmayan sesler ve tutumlar ortaya çıkar. Bu seçimin önceki seçimlerden farkı olan ittifak karakterini anlamamak olur. Devrimler bir ittifak sorunudur. Ama demokrasiler devrimlerden daha fazla ittifak gerektirir. Kürt halkı ve Özgürlük Hareketi kendi mücadelesiyle büyük gelişmeler yaratmıştır. Kürt sorununun çözümü için güçlü bir zemin oluşturmuştur. Ancak çözümü sağlamak açısından, nihai sonuca varmak açısından Türkiye toplumunu ve demokrasi güçlerini mücadelenin içine çekmek, çözüm mücadelesinin ittifakı yapmak çok önemlidir. Şimdiye kadar ödenmiş ağır bedelleri anlamlandırmak da, sonuca götürmek de böyle olacaktır. 


HDP’nin başarısı esas alınmalı

Her seçimde adaylar üzerinde tartışma yapılmıştır. Bu da anlaşılır bir durumdur. Eğer doğru yaklaşım olmazsa, bu seçimin karakteri anlaşılmazsa daha fazla hoşnutsuzluk ortaya çıkabilir. Bu açıdan bu seçimin karakteri; bu seçimde amaca ulaşmak için nasıl yaklaşılmalı, adaylara nasıl bakılmalı konusunda toplumun eğitilmesi ve aydınlatılması çok önemlidir. Yoksa seçim motivasyonunu geriye çeken bazı hoşnutsuzluklar ortaya çıkacağı gibi, bazı kişi ve çevreler tarafından kışkırtmalar da yaşanır. 

Bu seçimde temel motivasyon “bir oy bir oydur” biçiminde olmalı. Mevcut oyları alma yanında, başkalarının oyunu almak esas alınmalıdır. Amaca göre davranılacaksa sadece şu şu kişiler milletvekili olmalı gibi yaklaşım olmayacaksa, oyları arttırma yaklaşımı önemlidir. Mevcut oyları korumak ya da biraz arttırmak bu seçim açısından yeterli değildir; başarı düzeyinde oy artışı gereklidir. Bu da önceki seçimlerden farklı bir strateji, ittifak ve aday profilini gerektirmektedir. Herkes benim düşündüğüm aday olsun, milletvekili olsun yaklaşımıyla değil, bir oy nasıl fazla kazanılır yaklaşımıyla hareket etmelidir. Bizim oyumuz zaten bize aittir. Önemli olan dışımızdakilerin oyunu almaktır; onlara seslenen ve bizim de amacımıza uygun adaylar bulmak ve onları seçtirmek önemlidir. Böyle yaklaşılırsa demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümüne uygun davranılmış olur. Bu dönemde yurtseverlik de, demokratlık da, devrimcilik de böyle bir yaklaşımı gerektirir. Özcesi, adayların kim olduğuna dair bir gündem değil de, HDP’yi nasıl başarılı kılarız, bunun için oyları nasıl arttırırız motivasyonu ile hareket etmek bu dönemin temel yaklaşımı ve duruşu olmalıdır.