W.Ernest Henley'nin şiirindeki gibi; "kapı ne kadar dar olsa da - cezam ne kadar ağır olsa da - kaderimin efendisi benim - ruhumun kaptanı da" demesini bildi.

Dava sırasında verdiği ve siyasi görüşünün bir özeti olarak görülen ifadesi tarihe geçti: "Ben, herkesin uyum içinde yaşadığı, eşit fırsatlara sahip olduğu bir demokratik ve özgür toplum idealini savunuyorum. Bu, uğruna yaşayacağım ve başarıya ulaşacağını umduğum bir ideal ve gerekirse bu ideal için ölmeye de hazırım" dedi.
Gerçek bir liderden söz ediyorum. Nelson Mandela’dan…Liderlik unvan değil bir ruhtur. Öğretilen bir şey değil, okulu filan da yoktur.
İstemedikleri halde savaşmak zorunda kalan liderler vardır. Bu tip liderler barış isterler ama koşullar onları savaşmak zorunda bırakır. Onlar koşullar gereği özlerinde bulunan liderlik potansiyelini irade, sabır, mücadele ruhu gibi özellikleriyle birlikte açığa çıkartanlardır. Onlar sadece insanların değil aynı zamanda değişimin de liderleridir. Sadece kendi toplumunu değil dünyayı da daha iyiye doğru eviren gerçek liderlerdir. Tabela lideri, skor lideri değil, gönüllerin lideri… Onlar öyle işler yaparlar ki tarih onları yazmak zorunda kalır. İşte geçtiğimiz Perşembe günü kaybettiğimiz Nelson Mandela böyle bir liderdi.
***
Güney Afrikalı bir kabile şefinin oğlu olarak dünyaya gelen Nelson Mandela, ülkesinde kabilesinin saygı duyulan yaşlılara verdiği isimle yani "Madiba" olarak tanınıyor. Mandela hayatını ırkçı rejime karşı mücadeleye adadı. Ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. 27 yıl bir hücrede tutuldu. 1990’da hapisten çıktı, bir yıl sonra da ANC'nin başkanlığına seçildi.
Siyahların eşit vatandaşlar olarak kabul edilmesinin ardından Güney Afrika Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanan Mandela, ülkenin ilk siyahi Cumhurbaşkanı oldu. Görevini sürdürdüğü 5 yıl boyunca ülkenin yeni anayasasını oluşturan Mandela, geçmişte yapılan insan hakları ihlallerini araştırmak amacıyla Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu girişimini başlattı.
Görevde kaldığı sürece toprak reformunu destekleyen, yoksullukla mücadele ve sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması çalışmalarına önem veren Mandela, Cumhurbaşkanlığını bir dönem daha sürdürmesi yönündeki teklifi geri çevirerek yerini yardımcısına bıraktı.
***
Hayatı boyunca pek çok barış ödülü kazanan Mandela'ya, 1962’de Lenin Barış Ödülü, 1979'da Nehru Ödülü, 1981'de Bruno Kreisky İnsan Hakları Ödülü, 1983'de UNESCO'nun Simon Bolivar Ödülü verildi. 15 Ekim 1993'te ise Güney Afrika’daki ırk ayrımcılğına dayanan rejimin barışçı yollardan ortadan kaldırılması ve yeni bir demokratik Afrika’nın temellerini atmak yönündeki çalışmaları nedeniyle 1993’te de Klerk ile Nobel barış ödülüne layık görüldü.
Ancak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından kendisine verilmesi kararlaştırılan 1992 yılı Atatürk Barış Ödülü'nü kabul etmedi. Böylece Mandela, mücadele ettiği şeyin yalnızca siyahların özgürlüğü olmadığını bir kez daha göstermiş oldu.
Uluslararası Af Örgütü, sadece Güney Afrika’da değil tüm dünyada uzun yıllar boyunca insan hakları ihlallerini açıkça dile getirdiği çalışmalarının takdir etme amacıyla Nelson Mandela’yı Kasım 2006'da "Vicdan Elçisi" ilan etti.
"Dünyanın en ünlü mahkumu" olarak anılan Mandela’nın doğum günü olan 18 Temmuz tarihi, 2009 yılında Birleşmiş Milletler tarafından "Mandela Günü" ilan edildi. Ülkesinde hastalara destek olmak için kurulan hayır kurumlarına Mandela’nın hapishane numarası olan "46664" adı verildi. Bu dünyadan göçse de halkların gönlünde yaşayacak.