Mêrdîn'in Mehsert (Ömerli) İlçesi'ne bağlı Xerbêkevir (Üstaş) Köyü'nde eşine az rastlanır bir yaşam öyküsü ortaya çıktı. Xerbêkevir Köyü, Çanakkale Savaşı sırasında 29 gencini savaşa gönderdi. Her 29 gencin de yaşamını yitirdiği savaşın ardından yaralar uzun süre sarılmaya çalışıldı. Xerbêkevir Köyü'nün yeni nesilleri atalarının Çanakkale'de Türk halkıyla birlikte savaşarak can verdiğini öğrenmesine rağmen, devletin baskılarına bir türlü anlam veremedi. Baskı dozajının en üst seviyeye çıkarıldığı 90'lı yıllarda "güvenlik" gerekçesiyle birçok köylünün evinden yurdundan edilmesini kabul etmeyen Xerbêkevir Köyü'nde yaşayan Yüksel ailesinden 23 genç PKK'ye katıldı. Yıllar önce Türk halkıyla birlikte Çanakkale'de savaşan Xerbêkevir Köyü gençleri bu kez devlete karşı dağa çıktı.

3 oğlu ve 23 akrabası PKK'ye katıldı
Aynı aileden Çanakkale'de 29 gencini toprağa veren köy, bu kez PKK'ye katılan 23 kişiden 8'ini çatışmalardan dolayı toprağa verirken, 4'ü ise çatışmalarda yakalanarak, ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. 1970 yılında köyden çeşitli nedenlerle göç eden Yüksel ailesinden 80 yaşındaki Abdulselam Yüksel, köylerinden ve kendi ailesinin de içinde bulunduğu onlarca kişinin Çanakkale Savaşı'nda yaşamını yitirdiğini belirterek, yıllar sonra bu kez devlete karşı kendi ailelerinden 23 akrabasının PKK'ye katıldığını söyledi. Yüksel, 4 akrabasının ise müebbet hapis cezası aldığını ve diğer 11 kişini ise halen PKK'de olduğunu kaydederek, 3 oğlunun da PKK'ye katıldığını ifade etti.

Üniversiteden dağa çıktılar
Yüksel, en büyük oğlu Bayram'ın Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi okuduğu sırada gittiğini ve yaşamını yitirdiğini söyleyerek, diğer oğlu Şeyhmus'un da Diş Hekimi olduğu sırada gittiğini ve daha sonra yakalanarak 19 yıldır cezaevinde olduğunu belirtti. Yüksel, diğer küçük oğlunun ise Çukurova Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünü okuduğu esnada PKK'ye katıldığını ve halen orada olduğunu söyledi. 


'Kardeşlik ve barış içinde yaşayalım'
Yaşam öyküsünü anlatırken gözleri dolan Yüksel, İzmir'den Mêrdîn'e oğlunun görüşüne geldiğini ancak oğlunun Şakran Cezaevi'ne sürgün edildiğini bu yüzden oğlu ile görüşme yapamadığını belirtti. Yüksel, öteden beri Kürt mücadelesi içinde olduklarını kaydederek, şöyle devam etti: "Artık barış istiyoruz, bu kan dursun. Biz de insanız. Allah her insanı farklı farklı yarattı. Her bir ırka dil verdi. Ancak hepimiz insanız sonuçta. Türk, Kürt, Arap, Çerkes ne olursa olsun insandır. Allahın kuludurlar. İnsanlar yaşamlarını birlikte sürdürmeli, biz de her insan gibi hakkımızı istiyoruz. Dilimizi reddetmesinler. Bunları reddeden Allah'ı da reddetmiş olacaktır. Bir barış olsun ama hakkımızı elde edeceğimiz bir barış olmasını istiyoruz. İnsan olarak tanınmak istiyoruz. Yıllardan beri bize zulüm yapılmış, biz de dünyada yaşayan her insan gibi hakkımızı istiyoruz. Herkes eşit olsun, gerçekten de bu savaşın son bulmasını istiyoruz. Kardeşlik ve barış içinde oturup, konuşmalı ve birlikte yaşamalı."


SERKAN KURT - DİHA/MÊRDÎN