* PKK Yürütme Komitesi Üyesi Karayılan: “Bu dönem artık Kürt sorununun çözüme kavuşacağı dönemdir. Hak yerini bulacak, bu topraklarda Kürt halkı da kendi kendini yönetecek; özünde bir soykırım olan asimilasyona son verilecektir.”

* Bugün bölge kaynıyor ve herkes kendi hakkını arıyor. Kürt halkı da artık ayaklar altında ezilmeyecektir. Türk devletinin ve tüm ilgili güçlerin bu gerçeği iyi bilmesi gerekiyor. Artık her şey bu dönemde netleşmeli.


* Çözümden yanayız ama seçeneksiz değiliz. AKP Hükümeti bunu doğru anlamalı, Kürdistan’da çözüm adımları atmalı. Eğer böyle olmazsa ve bu olumlu koşullar değerlendirilmezse süreç tıkanır ve herkes kendi yolunda gider.”



PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, Kürdistan Halk Savunma Güçleri’nin tüm parçalarda Kürt halkının kazanımlarını ve bölge halklarını savunmak için büyük bir rol üstlendiğini söyledi. Karayılan, bu güçlerin tek amacının, “insani görevlerin yerine getirilmesi ve insanın yaşam hakkının savunulması“ olduğunu kaydetti.
Halk Savunma Güçleri (HPG) bünyesinde faaliyet yürüten Apollo Akademiler Komutanlığı’na bağlı Şehit Mahir Akademileri’nde askeri tekniğe dönük hakimiyet sağlamayı amaçlayan Şehit Bahtiyar Suikast Okulu, Şehit Mahmut Afarof Orta Silah Okulu ve Şehit Şiyar Ağır Silah Okulu 2014 bahar-yaz devreleri törenle sonlandı. Törene PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, Halk Savunma Merkez Karargah Komutanlığı Üyeleri Delal Amed ve Ali Kıçi, Apollo Akademiler Komutanlığı Üyeleri Orhan Cihat ve Aze Malazgirt’in yanı sıra birçok komutan ve gerilla katıldı.
Saygı duruşunun ardından konuşan PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, okulların rolü, misyonu ve içinde bulunulan siyasal süreci değerlendirdi.
Son süreçte özellikle paramiliter güçler eliyle Kürdistan halkına dönük saldırıların bütün halkları hedeflediğine dikkat çeken Karayılan, bölge halklarının ve Mezopotamya’nın zenginliklerinin savunulmasının insani ve ahlaki bir görev olduğunun altını çizdi.
Kürdistan Halk Savunma Güçleri’nin bölgedeki bütün halkları savunma görevini yerine getireceğini belirten Karayılan, “Bölgemiz Ortadoğu çok önemli bir dönemden geçmektedir. Şu an büyük bir savaş yaşanmaktadır. Aynı zamanda Kürdistan halkının özgürlük mücadelesi de tarihi bir döneme girmiş bulunmaktadır. Kürdistan halkının ve bölge halklarının bu dönemde, her dönemdekinden daha fazla savunmaya ihtiyacı vardır. Çünkü uluslararası ve bölgesel bir konsept temelinde, çetelerin eliyle bölge halklarına ve Kürdistan halkına dönük bir saldırı söz konusudur. Bu saldırılar halkımızın bütün değerlerini hedeflemekte ve demokrasi ile özgürlük perspektifini tersyüz etmeyi amaçlamaktadır. Bölge halkının geleceğini karartmak istemektedirler. Bölgemiz şu an böylesi kirli bir saldırıyla karşı karşıyadır. Bu saldırıya karşı Kürdistan halkının, bölge halklarının ve Mezopotamya’nın zenginliklerinin savunmasını yapmak, insani ve ahlaki bir görev olduğu gibi, aynı zamanda ulusal-demokratik bir görevdir” dedi.

Halkların savunulması

Bu saldırılar karşısında Kürdistan Halk Savunma Güçleri’ne önemli görevler düştüğüne dikkat çeken Karayılan,  “Rojava (Batı) Kürdistan’a dönük saldırıların şiddetlendiği, Güney Kürdistan’a dönük saldırıların ise geliştiği bu dönemde Kürdistan Halk Savunma Güçleri, diğer parçalarda olduğu gibi Güney Kürdistan’da da Kürt halkının kazanımlarını, değerlerini ve bölge halklarını savunmak için büyük bir rol üstlenmiştir. Kürdistan Halk Savunma Güçleri bununla tek bir şeyi amaçlamaktadır; o da Kürt halkının kazanımlarının ve değerlerinin savunulması, insani görevlerin yerine getirilmesi ve insanın yaşam hakkının savunulmasıdır. İster Kürt olsun ister Türkmen, ister Asuri-Süryani olsun isterse Arap ya da farklı bir halk; çetelerin saldırılarıyla karşı karşıya kalmış herkesin savunulması için Kürdistan Halk Savunma Güçleri üzerine düşen görevlerin gereklerini yerine getirecektir” şeklinde konuştu.

Şengal müdahalesi zorunluydu

Şengal’de gelişebilecek bir soykırımın önünün alınmasında HPG’nin büyük bir rol ve misyon üstlendiğini dile getiren Karayılan, Şengal’e müdahale etmekteki amaçlarının yaşam hakkını savunmak ve Kürt halkının değer yargılarına sahip çıkmak olduğunun altını çizdi. Bugün bu görev yerine getirilmemiş olsaydı, çetelerin Şengal’de on binlerce insanı katledeceğini ve içinde bulunduğumuz yüzyılda şimdiye kadarki en büyük soykırımı gerçekleştireceğini belirten Karayılan, HPG güçlerinin insani görevlerini yerine getirmeye devam edeceğini vurguladı.

Gerillanın eğitimi

Ortadoğu’da ve Kürdistan’da yaşanan bu savaş ortamında Şehit Mahir Akademileri’nin büyük bir rol ve misyon üstlendiğini söyleyen Karayılan, savaşın başarıyla yürütülebilmesinde uzmanlaşma ve profesyonelleşmenin olmazsa olmaz kabilinde bir gereklilik olduğunu ifade etti. Şehit Mahir Akademileri’ne bağlı Şehit Bahtiyar, Şehit Mahmut Afarof ve Şehit Şiyar okullarının başarılı bir şekilde eğitim devrelerini tamamlamasının bir güçlenme ve gelişme yaratacağına inandığına değinen Karayılan, şöyle devam etti: “Çünkü şimdi savaşlarda en çok ihtiyaç hissedilen şeylerden birisi de teknik hakimiyeti olan profesyonel askeri yakalamak ve uzmanlaşmayı derinleştirmektir. Gerillada uzmanlaşmanın gelişmesi ve profesyonel gerillanın yaratılması yolunda bu okullarımızın önemli bir rolü vardır. Pratiğe gidecek olan bu her üç devre de savaşta kaliteyi geliştirecek, derinleşmeyi yaratacak ve profesyonelliği güçlendirecektir. Bu temelde donanan Kürdistan özgürlük gerillaları, sürece daha aktif katılacak ve savunma görevini daha da başarılı bir şekilde yerine getirecektir. Bu her üç okulun öğrencilerinin bu tarihi dönemde rollerini oynayacaklarına, savunma savaşının niteliğinin geliştirilmesinde ve bu savunma savaşında Kürt halkının başarı sahibi olmasında üzerine düşen görevleri yerine getireceklerine olan inancımız tamdır.”
PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan’ın konuşması ardından okullardan mezun olan gerillalara diplomaları dağıtılırken, tören, okullar bünyesinde hazırlanan kültürel etkinliklerle son buldu.

Bu dönem artık çözüm olacak

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, törenin ardından süreci değerlendirdi. Kürt ve Kürdistan sorununun her zamankinden daha fazla gündemde olduğunu; eğer bölge yeniden dizayn edilecekse Kürt halkının da bir yerinin olması gerektiğini kaydeden Karayılan, şunları söyledi: “Biz Kürt sorununun her parçada sınırlara karışılmadan çözülmesini istiyoruz. Kuzey Kürdistan, tüm Kürdistan’ın yarısı kadardır. Kuzey Kürdistan’da çözümün gelişmesi, bir bütün olarak Kürt sorununun da çözüldüğü anlamına gelecektir. Doğru, şuan Rojava ve Güney’de elde edilmiş bir statü vardır ama gerekli olan kökten bir çözümün gelişmesidir. Günümüzün siyasi gelişmelerini doğru okuyanlar Kürt sorununun çözüm zamanının geldiğini göreceklerdir. Bu dönem artık Kürt sorununun çözüme kavuşacağı dönemdir. Hak yerini bulacak, bu topraklarda Kürt halkı da kendi kendini yönetecek; özünde bir soykırım olan asimilasyona son verilecektir.”

Diyalog yetmiyor

Mart 2013’te başlayan demokratik çözüm sürecine işaret eden Karayılan, “Bundan sonrasında herhangi bir pratik adım atmadan, yalnızca diyalogla süreci devam ettirmeye çalışmanın bir anlamı yoktur. Çünkü konuşulması gereken her şey konuşulmuştur. Ayrıca Türkiye’de bir çok şey değişmiştir; Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılmıştır, yeni hükümet ve başbakan belirlenmiştir. AKP artık devlete tam olarak yerleşmiş ve her şeye hakim durumdadır. Ne yapacaksa şimdi yapmalıdır. Pratik adımlar atmasının önünde engel olabilecek herhangi bir gerekçe kalmamıştır. Pratik gereklilikler gündeme girmezse bu süreç artık yürümez” dedi.

Türk devletinin derdi Kürtler

NATO’ya bağlı 10 devletten oluşan platformun IŞİD’e karşı mücadelede oluşturulmasına ve Türkiye’nin tavrına dikkat çeken Karayılan, şunları altını çizdi: “Türkiye aktif olmayacağını, pasif bir konumda yer alacağını belirtiyor. Bu, Türkiye’nin esas olarak ne için bu platformun içerisinde yer aldığını daha iyi ortaya koyuyor. Türkiye, PKK’nin eline silah geçmemesi için bu sürecin dışında kalmak istemiyor. Yeni Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ağzından baklayı çıkardı; açıkça teröristlerin (yani PKK’nin) eline silah geçmesini istemediklerini belirtti. Peki terörist kimdir? Şimdiye kadar IŞİD’in eline geçen silahlar kimin yoluyla gitmiş? IŞİD’i kim silahlandırmış? Rojava Devrimi’ni tasfiye etsin diye her türlü desteği sunan kimdir? Bunların hepsi artık tüm kamuoyu tarafından bilinen şeylerdir. Şu an IŞİD’e karşı savaşan güçlere silah yardımı yapılması tartışması söz konusu. Türkiye ise kılıcını çekmiş ve ‘PKK’nin eline silah geçmesin’ diyor. Tamam, iyi de hani biz barışacaktık! Hani aramızda bir çözüm süreci vardı! O zaman bu uluslararası düşmanlık ne anlama geliyor!
Şu an en önemli konuların başında Türk devletinin uluslararası düzeyde de Kürt Özgürlük Hareketi’ne ve Kürt halkına karşıtlığını durdurmamış olması gelmektedir. Ancak sadece uluslararası alanda değil, ülkenin içinde de Kürtlere karşıt bir duruş vardır. Bakın, 3 Eylül günü Antalya’da Mahir Çetin isimli Batmanlı bir Kürt genci sokakta dövülerek katledildi. Yani karşıtlığın durdurulması için bir çaba yoktur. Gerek diplomatik, gerekse de toplumsal ve askeri olarak bir karşıtlık devam ettirilmektedir. Bu bizde büyük bir şüphe oluşturuyor.”

Öncelikli adımlar

Eğer Kürt halkı ve Türk devleti bu önemli dönemde gerçekten bu sorunu çözecekse, o zaman ciddi adımların atılması gerektiğini kaydeden Karayılan, şöyle devam etti: “Öncelikle çözümün yol haritasının hemen netleştirilmesi gerekmektedir. Demokratik müzakere heyeti oluşturulmalı ve izleme heyeti kurulmalıdır. İlkeler paketi açıklanmalıdır. Önder Apo’ya artık çalışma imkanları oluşturulmalıdır; İmralı koşullarının aşılması gerekiyor. Bunun için daha fazla zaman kaybedilmesine gerek yoktur.”

Okul boykotuna çağrı

Halkın da süreci izlemek yerine müdahil olmasını isteyen Karayılan, Kürt eğitim örneğini verdi: “Şimdi eğer biz Kürdistan’da artık Kürtçe eğitim görülmesini istiyor ve anadilde eğitimin meşru bir hak olarak resmi olmasını talep ediyorsak, o zaman bu evrensel hakkın Kürdistan’da da yaşam bulması için gerekli çabaları göstermeliyiz. İşte KCK yönetimi okulları bir haftalığına boykot etme çağrısı yaptı. O zaman kimse gitmemelidir. Türk devletinin de, herkesin de Kürt halkının, çocuklarının anadilde eğitim görmesini istediğini bilmesi gerekiyor. Bu bizim bir hakkımızdır; insan olmaktan gelen bir haktır. Her Kürt ve Kürt dostu, bu çağrıya göre hareket etmeli ve çocuklarını okula göndermemelidir. Böyle bir tutum aynı zamanda çözümü dayatan bir duruştur.”

Çözüm olmazsa olmazdır
Hareket ve halk olarak çözümü olmazsa olmaz kabilinde gördüklerini ve bunu sürdüreceklerini ifade eden Murat Karayılan, “Muhataplarımız da bu gerçeği iyi bilmeli. Fakat eğer böyle olmazsa da çaresiz değiliz. Bugün bölge kaynıyor ve herkes kendi hakkını arıyor. Kürt halkı da artık ayaklar altında ezilmeyecektir. Türk devletinin ve tüm ilgili güçlerin bu gerçeği iyi bilmesi gerekiyor. Biz tek bir seçeneğe mahkum değiliz ama birinci tercihimizi dile getiriyoruz. Artık her şey bu dönemde netleşmek durumundadır. Önümüzdeki gün ve haftalar, netleşmenin yaşanacağı gün ve haftalarıdır. Tamamen bir netleşmenin yaşanması gerekiyor. AKP Hükümeti bunu doğru anlamalı, Kürdistan’da çözüm adımları atmalı. Eğer böyle olmazsa ve bu olumlu koşullar değerlendirilmezse, süreç tıkanır ve herkes kendi yolunda gider” diye konuştu.


ALXAS BALYAN/ANF/BEHDİNAN