
KONGRA GEL 9. Genel Kurulu, Medya Savunma Alanları’nda 30 Haziran-5 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşti. ‘Demokratik Ulus ve özgür yaşamı inşa etme’ şiarıyla gerçekleşen Genel Kurul, Kürt siyasi hareketinin hem önümüzdeki dönem politikasını belirledi, hem de KCK sisteminde değişikliklere gitti.
Bu değişikliklere göre, KCK Genel Başkanlık Konseyi organı oluşturuldu. KCK Genel Başkanlık Konseyi’nde Cemil Bayık, Bese Hozat, Murat Karayılan, Mustafa Karasu, Sozdar Awesta ve Elif Pazarcık yer alıyor.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanları Bese Hozat ve Cemil Bayık ile Genel Başkanlık Konseyi Üyesi Murat Karayılan, ANF’nin sorularını yanıtladı.
Genel Kurul nasıl bir atmosferde gerçekleşti?
Bese Hozat: 9. Genel Kurulumuz çok tarihi bir dönemde gerçekleştirildi. İlk başta bu kongre Önderliğimize ve halkımıza kutlu olsun. Kongrede çok derin tartışmalar oldu. Ortadoğu, Kürdistan, Kürt sorunu ve şu an yaşanılan sürece yönelik yoğun tartışmalar oldu. Diğer önemli konulardan biri ise dört parça Kürdistan’da sistem konusu tartışıldı. Yeni sistemin nasıl olacağına yönelik kapsamlı tartışmalarımız oldu. Sistemin kurulması ve örgütlenmesi konusunda, şimdiye kadar yaşanılan sorunlarla birlikte engel oluşturan konuların nasıl aşılacağına yönelik plan ve projelerle ilgili ortak düşünceler hakim oldu.
Önderliğin başlattığı demokratik çözüm sürecine yönelik çok kapsamlı plan ve projelere gidildi. Toplumsal, siyasal, ekonomi, sağlık ve özellikle de Önder Apo’nun sağlık ve özgürlüğüne ilişkin ayrıntılı bir şekilde tartışmalarımız oldu ve çok önemli kararlara gidildi. Genel Kurulumuz çok güzel bir atmosferde gerçekleşti. Alanlara yönelikte geniş tartışmalar ve planlamalara gidildi. Hazırlık düzeyimiz ve halkımızın durumu nasıl olmalı, tüm bunlara yönelik kapsamlı tartışmalar yürütüldü.
Böylesi kritik bir süreçte Genel Kurul’u gerçekleştirmenizde avantaj ve dezavantajlarınız neler?
Hareketimiz her zaman olağanüstü koşullardan geçiyor. Bu Genel Kurul ilk değil, bundan önceki genel kurullarımızı da güvenlik sorunları altında gerçekleştirdik. Kırk yıldır mücadele veriyoruz. Düşmanın yönelimlerine rağmen örgüt olarak işlerimizi yapmaya devam ediyoruz.
Başlayan bu süreçle birlikte Genel Kurul’a gitmemiz gerekiyordu. Bazı konuların daha ayrıntılı bir şekilde tartışılması ve Genel Kurul’a katılan delegasyonların görüşlerini almak bizim için daha iyi oldu. Yeni yol haritasını belirleme ve mücadelemizi geliştirme konusunda önemli kararlar alındı.
Sayın Karayılan yaklaşık on yıl KCK Yürütme Konseyi Başkanlığını yaptınız. Bu Genel Kurul’un özellikleri neydi ve diğerleri ile arasında farklılık var mıydı?
Murat Karayılan: Gerçekten de çok önemli bir süreçte çok önemli kararlar alındı. Olağanüstü değil normal zamanında yapıldı. Sürecin karakterinden kaynaklı çok önemli kararlar alındı. Bu anlamda söyleyebiliriz ki olağanüstü koşullarda ama zamanında gerçekleştirildi.
Farklılıkları nelerdir denirse; KCK sisteminde yenilikler yarattı. Hem Genel Başkanlığı hem de Başkanlık Konseyi’ni genel sistemden sorumlu, üstelik yeni sözleşme temelinde kabul etti.
İkincisi ise Önder Apo’nun belirttiği gibi Eşbaşkanlık sistemi oluşturuldu ve karar altına alındı.
Bu doğrultuda Bese arkadaş ve Cuma arkadaş bütün delegelerin oylarıyla eşbaşkan olarak seçildiler. Bu, sistemimizde bir yenilik.
Önder Apo sistemi oluşturan ve sistemin sorumlusudur. Sistemde KCK Genel Başkanı ve KCK Başkanlık Konseyi de yoktu. Bunlar yeni oluşturuldu ve resmiyeti oluştu.
Eski sistemimize göre yaklaşık dokuz yıldır KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı’nı yapıyordum. Halkımız ve kamuoyu da biliyor. Bizde reel sosyalizmdeki gibi bir koltuk sahibi oldun mu o koltuğu hiçbir zaman bırakmayacaksın diye bir şey yoktur. Yeni bir model geliştiriyoruz. Bundan yaklaşık dört sene önce değişikliklerin olması gerekiyordu ve kendim de talep ettim. Ama o zaman Önder Apo değişiklik için müsait olmadığını söyledi ve o değişiklik şimdi sizlerin de gördüğü gibi gerçekleşti. Bu çok normal bir değişikliktir. Hareketimiz kadro ve Önderlik hareketidir. Bu bizim genel talebimizdi. Bizim sistemin demokratik karakterinden kaynaklı bu değişiklikler gerekliydi. Ben kamuoyu önünde eşbaşkanların ikisini de kutluyor ve başarılar diliyorum. Başkanlık Konseyi’nin başarması için bana ne düşüyorsa yapmaya hazırım. Bütün arkadaşlarımız da bunu yapmaya hazırdırlar. Çünkü sistemimizde yenilikler oldu bundan dolayı halkımız, kadrolarımız bu yeni sisteme göre herkesin katılması gerekiyor. Daha güçlü katılmaları gerekiyor.
Kongrenizde yeni kurumlar oluşturdunuz. Eşbaşkan seçildiniz. KCK sistemi nasıl oturtulacak? Bu sistem halk tarafından yeterince anlaşıldı mı?
Cemil Bayık: Bu, gerçekten yeni bir sistemdir. Önder Apo bu sistemi sadece Kürt halkı için değil bütün halklar için geliştiriyor. Böyle de anlaşılması doğrudur. Hareketimizin tarihinde ve pratiğimizde çok dikkat çekici şeyler var. Önder Apo bu sistemi geliştirdiyse hem hareketimizin tarihinden hem de insanlığın tarihinden çıkardığı sonuçlardan hareketle bu sistemi geliştirdi. KCK sistemini Önder Apo her geliştirdiğinde bu sistemde eksiklikleri gidermeyi esas alıyor. Çünkü halklar ve insanlık için yeni bir sistem geliştiriyor. Tecrübeleri fazla yok. Pratikte geliştikçe eksiklikleri görüyor, gideriyor ve daha iyi bir sistem geliştiriyor. Sistemde yapılan değişiklikler bu gerçeklikle bağlantılıdır. KCK sistemi biliniyor. Dört ayak üzerinde örgütlendiriliyor. Birincisi KONGRA GEL’in kendisidir yani meclislerdir. İkincisi ise alan meclisleri ve komünleridir. Üçüncüsü akademilerdir. Dördüncüsü ise kooperatiflerdir. Yani toplumun ekonomisidir. Bu dört ayak üzerinden sistem örgütlendiriliyor ve mücadelesi yürütülüyor.
Bu dört ayakta şimdiye kadar ne kadar başarılı olundu?
Biz KCK sisteminde bazı adımlar attık. Ama Önder Apo’nun isteği gibi adımlar atılamadı. Yaşanılan bazı eksiklikler oldu. Tabi bunlar sistemden kaynaklı değildi, sistemi oluşturanlarda yaşandı.
Yaşanılan eksiklikler neydi?
Kadronun temel görevi KCK sistemini oturtmaktı; komün, akademi, meclis ve ekonomi alanlarını geliştirmesi gerekiyordu. Toplumu eğitmesi, halkın iradesini açığa çıkarması gerekiyordu. Ama kadromuz eski paradigmadan kendisini çıkarmamıştır. Halkın iradesini açığa çıkarması gerektiği yerde kendisi öne çıkıyor. Meclisler oluşturması gerekiyor kendisi meclis çalışmalarında yer almıyor. Bundan dolayı da meclis çalışmalarımız gelişmiyor. Bu büyük bir yanlışlıktır. Genel Kurul bu konuları ayrıntılı bir şekilde tartıştı. Kadrolar Meclis içerisinde yer almalı ve çalışmalıdır. Meclislerin kimliğini ve iradesini ortaya çıkarmalıdır. Halkın kendi kendisini idare etmesi gerekiyor. Yani halk kendi kendini yönetmelidir. Halk kendi iradesiyle karar almalı ve kendisini yürütmelidir.
Engeller sadece dışarıdan değil, içerde midir diyorsunuz?
Tabii ki dışarıdan da engeller oluyor. Devletin yönelimlerinden hiçbir şey eksilmedi. Halen de yönelimler devam ediyor. KCK sisteminin gelişmemesi ve örgütlenmesinin olmaması için tutuklamalar oluyor. Ama esasında engeller ve eksiklikler dışarıdaki güçlerden gelişmiyor. Esas eksiklik kadroda yaşanılıyor. Çünkü bu sistemi oluşturacak olan kadrolardır. KCK sistemini pratiğe geçirecek olan kadrolardır. Fakat kadro biraz yanlış yaklaşıyor. Kadroların halkı ve meclisleri esas alması gerekiyor. Yaşanılan bu anlayışlar, meclislerin halkın iradesi olmasını engelliyor. Bundan dolayı da meclisin oluştuğu alanda halkın iradesini oluşturamıyor. Bazı maddi anlayışlar çıkıyor.
KCK sisteminde yaptığınız değişiklikler sistemin oturmasını kolaylaştırır mı?
Murat Karayılan: Yaptığımız değişiklikler kuşkusuz işleri daha da kolaylaştıracaktır. Mesela eskiden bir karar almak için birkaç kurumu bir araya getirmek gerekiyordu. Yani buna benzer kimi sorunlar vardı. Örneğin kritik bir dönemdeyiz hemen hemen her gün karar almak gerekiyor. Bütün sistem bileşenlerimizin bir üst organda temsilini bulması için ve o bileşenin genel başkanlık içinde karar verebilmesi ve o kararın herkes için geçerli olması için bu değişiklikler yapıldı. Mesela şimdi Genel Başkanlık ve onun konseyi var. Bunu devlet sistemiyle kıyaslarsak eğer, Cumhurbaşkanlığına tekabül ettiğini söyleyebiliriz. Fakat onun alt yapısında pratik faaliyetleri yürüten merciiler var. Nedir bu merciiler? Bu Yürütme Konseyidir. Yürütme Konseyinin eşbaşkanları var ve onlar pratik yürütmekte. Böylelikle işlerin daha da kolaylaşacağına, işlerin birbirini tamamlayacağına inanıyoruz. Uzaktan bakınca biraz karışık gibi görünebilir fakat öyle değil. Eşbaşkanlar var ve onun yardımcıları var. Biz buna Genel Başkanlık Konseyi diyoruz. Bu konsey üçü kadın üçü erkek 6 kişiden oluşmakta. Aynı zamanda bunlar, Önder Apo’nun yardımcıları olmaktadır. Bu Konsey temel kararları alabilir. Fakat genel kararlar alınacaksa Yürütme Konseyini de toplamalı. Hata daha stratejik kararlarsa KONGRA GEL Kurulunu toplamalı. Çünkü bizim parlamentomuz sayılır, halk meclisidir. Zaten şimdiki sözleşmeye göre yılda bir toplanır ve yıl içerisinde 6 ayda bir ara dönem toplantısı yapılır. Esas karar veren ve kanun yapıcısı kurum KONGRA GEL’dir.
KONGRA GEL önümüzdeki sürece ilişkin ne tür kararlaşmalara vardı?
En önemlisi süreci onayladı. Aynı zamanda bu sürecin devam etmesi için de karar aldı. Bu çok önemli. Bu, hareketimizin bu süreci stratejik bir düzeyde ele aldığını gösteriyor. Genel Kurul’un bu yönü çok önemliydi. Genel Başkanlık Konseyi’ne süreci takip etme inisiyatifini verdi. Anlık gelişmeleri yorumlayıp ona göre karar alma yetkisini verdi. Mesela adım atılmazsa süreci durdurma kararını ya da sürdürme kararını alabilir.
İkinci aşama hangi düzeyde, taraflar üzerine düşeni yerine getirdiler mi?
Ateşkes yaptık ve geri çekilme devam ediyor. Bu bizim niyetimizi ve duruşumuzu gösteriyor. Şimdi devletin acil atması gereken adımlar var. Bu süreci Önder Apo başlattı ama hala tecrit altındadır. Şu anda ciddi sağlık sorunları var. Diğer taraftan dışarısıyla irtibatı olmalı. Yardımcıları ve sekreterleri olmalıdır. Ancak bu şekilde müzakere sürecini yürütebilir. Eğer Türk devleti gerçekten Kürtleri kabul etmek istiyorsa ve Kürt meselesini demokratik ve anayasal çözümle çözmek istiyorsa kesinkes bu konuda artık adım atmalıdır. Sonra bazı Kürt karşıtı kanunlar var sözde ‘teröre’ karşı kanunlar. Bu kanunlar Kürtlerin siyaset yapmasının önünde engeldir. Kürt siyasetçileri zindanda. Mesela Başbakan dedi ki ‘artık silahlar sussun fikirler konuşsun!’ Tamam şu an savaş durdu, ama bütün Kürt siyasetçileri hapiste. Bu ne anlama geliyor. Türk Hükümeti şu an büyük bir çelişki yaşamaktadır. Gerekçeler üretmemeli ve adım atmalı. Bazı insani adımlar atılmalı. Hasta tutsaklar var bunlar bırakılmalı. Ama sadece tek tük bırakılanlar var.
Newroz’dan buyana birçok adım attık, ama AKP hiç bir adım atmış değil. Aksine karakollar yapıyor, Başbakan diyor ki ‘biz devletiz sınırlarda karakollar yapacağız.’ Peki Dersim sınır mı? 38 karakol yapma projesi var. Yeni korucu alımları da devam ediyor. Yine Kürdistan’da yapılan barajlar ekonomik değil gerillayı işlevsiz kılmak için siyasi amaçlı yapılıyorlar. Maalesef Türk devleti fırsatçılık yapıyor. Bütün bunlar bizde kaygı yaratıyor.
Önderliğimiz hükümet ve devlet yönetimine de mektuplar yazdı, sonuçlarını bilemiyoruz. Süreci kritik bir aşamaya koyuyorlar. Herkes işin gerçeğinin bu şekilde olduğunu bilmeliler. Eğer AKP Hükümeti önümüzdeki günlerde adım atmazsa süreç tıkanır. Biz değil süreci onlar tıkatır. Biz üzerimize düşenleri eksiksiz yerine getirdik işte en son KONGRA GEL Genel Kurulu da stratejik anlamda kararlı olduğumuzu gösterdi. Ama Türk devleti şuana kadar resmi bir karar açıklamamıştır. Sadece ‘gerilla güçleri sınır dışına çıksın ben sonra adım atacağım’ diyor. Böyle olmaz ikinci aşama başlamıştır ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir. Herkes şunu bilmeli ki biz Türk devletine muhtaç değiliz, eğer adım atsın diyorsak bu anlaşmak ve barışmak içindir. Bu da tek taraflı olmaz, olamaz. Süreç tek taraflı ilerlemez.
Herkes bilmeli ki önümüzdeki bir hafta çok çok önemlidir. Türk devletinin şu anki gibi tavrı devam ederse süreç tıkanır. Şu anda tıkanmamış ama tıkanma aşamasındadır. Lice’de gördük halka saldırdılar, halkımızın üzerinde büyük bir baskı var. Kısacası bu ne yaptığı belli olmayan AKP politikalarının halkımıza saldırması ve Gezi Parkı’nda gördük büyük bir tahammülsüzlük var, bu politika süreci tıkanmaya götürür ve götürüyor da. Kısa sürede bizi ikna edecek adımlar bekliyoruz eğer bu adımlar atılmazsa süreci onlar tıkatır ve sorumluluğu da onlardadır.
Sürecin tıkanmaması için halkın demokratik çevrelerin üzerine neler düşüyor?
Cemil Bayık: Süreci tıkatan Türk devlet ve hükümetidir. Biz tıkanmasını istemiyoruz demokrasi güçleri de sürecin gelişmesinden yanalar. Şuana kadar hiçbir adım atmadılar. Herkes devletten ve hükümetten adım bekliyor. Süreci bitiren bizler değil devlet ve hükümet tarafıdır. Gerçeklik budur. Bundan dolayı onların adım atması lazım. Tam da burada demokrasi güçleri Kürdistan ve Türkiye’de ve ülke dışında sürecin tıkanmasına karşı olanlar devlete niye süreci tıkatıyorsun demelidirler. Adım atılması için kampanyalar yürütmeliler.
Kürt Halk Önderi Öcalan’ın özgürlüğüne dönük de kararlaşmalara gidildi. Bunları biraz açabilir misiniz?
Bese Hozat: Önderliğimiz özgür olmadan Kürt sorunu çözülmez. Çözülür diyenler doğru söylemiyorlar. Bunun için büyük oranda kararlaşmalara gidildi ve bunun sağlanması en başta gelen çalışmalar olacaktır.
Mısır’da askeri darbe oldu bu darbenin bölgeye yansıması nasıl olur?
Cemil Bayık: Genel Kurulumuz devam ederken Mısır’da darbe oldu. Ortadoğu bir savaş ortamından geçiyor, Ortadoğu’yu yeniden dizayn etmek istiyorlar. Ortadoğu bir ara dönemi yaşıyor. Hangi yöne evirileceği şimdiden belli değil. Mısır’da İslamiler iktidara geldi, ona karşı duranlar vardı, böyle bir durumda ordu onlardan destek aldı ve darbe yaptı. Biz askeri darbeye karşıyız. Çünkü halkın önünü alıyor, demokrasinin önünü alıyor. Biz bunu doğru bulmuyoruz. Sonra darbeden önce gelenler de iktidarı esas alarak başa geldiler. Kimseye yer vermediler bu da yanlıştır. Halkı dışarıda bırakıp sadece kendine iktidar istemek yanlıştır. Şuanda Mısır’da iktidar savaşı var. Kapitalist moderniteyi savunanlar öndedir. Darbe oldu ama her iki tarafta iktidarı için savaşıyorlar. Halk özgür siyasetini yapmalıdır. Eğer böyle olmazsa Mısır daha da tıkanır. Bu, Türkiye’nin de üzerinde etki yapacaktır. AKP bunun korkusuyla bu darbeye karşı çıkıyor. Demokrasi ve insan haklarından yana olduğu için darbeye karşı çıkmıyor.
Rojava’daki devrim durumunu nasıl ele aldınız, diğer parçadaki Kürtler nasıl yaklaşmalı?
Murat Karayılan: Bütün Kürtlere özgür olmaları için şans doğmuştur, özellikle Rojava’da bu fırsat yaratılmıştır. Bu parça savunulmalıdır. Bazı çevreler bunu hazmetmiyor. Şu aşamaya kadar Kürtler orada başarılıdırlar. Özellikle YPG, kahramanca direndi. Halkımız çok direndi. Onlar nasıl bir yönetim şekli belirlerse biz onların arkasındayız. Güney Kürdistan Hükümeti sınır kapısını kapatmıştır nedeni ne olursa olsun biz bunu kınıyor ve doğru bulmuyoruz. Herkesin bu dönemde Rojava Kürtlerine destek çıkması ve yardım etmesi lazım. Bütün Kürtler bu dönemde birlik çalışması yürütmelidirler.
ANF/BEHDİNAN