KCK'nin "geri çekilme" açıklaması ardından Amed'deki STK'ler Özgür Gazeteciler Cemiyeti'nde dün basın toplantısı gerçekleştirdi. "Demokratik Kurtuluş Deklarasyonu" başlıklı metnin imzacıları arasında, Barış Anneleri İnisiyatifi, 78'liler Derneği, Barış Meclisi, Fırat Dicle Diyalog Grubu, Dev Sağlık İş, DİSK Bölge Temsilciliği, Kürt Yazarlar Derneği, MEYA DER, Pir Sultan Abdal Derneği, Tabipler Odası, Eğitim Sen, Gökkuşağı Kadın Derneği, Haber Sen, İHD, Kadın Akademisi, KESK Şubeler Platformu da bulunuyor. STK'ler adına ortak açıklamayı KESK Diyarbakır Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Medeni Alpkaya yaptı. Alpkaya, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın 2013 Newroz'unda yayınlanan mesajıyla birlikte Ortadoğu'da dengelerin değiştiğine dikkat çekerek, "Ortadoğu'da halkların lehine olmayan düzenlemelerin öngörülen zaman dilimlerinde gerçekleşmediği görüldü. Hegemonik güçlerin halkların lehine olmayan müdahalesi büyük oranda ilerleyemediğinden halkların özgür demokratik talebi olan demokratik kurtuluş projesi kabul görmüştür" dedi. Türkiye'nin yeni kurulan dengelerde yerini almak ve siyasetini değiştirmek zorunda kaldığını belirten Alpkaya, Kandil ve Öcalan ile doğrudan görüşmelerin başlamasının kamuoyunda büyük ilgi uyandırdığını dile getirdi.


Önlem alınmalı

Bu süreçte olumlu yönde atılan adımlara işaret eden Alpkaya, "Meselenin çözümünde her zaman önerilerimiz arasında yer alan akil insanlar kurumu, hakikatleri gerçekleri araştırma ve yüzleşme ve çözüm komisyonların kurulması, bu taleplerin pratikleşmesine dair adımların atılması, görüşme ve müzakerelere olan güvenimizi artırmıştır" dedi. Başlatılan yeni süreçle şiddetin yerini demokratik siyasete bıraktığını kaydeden Alpkaya, "Gelişen olumlu adımlar karşısında savaştan nemalanan çevreler tarafından değişik biçimlerde provakatif saldırıların gelişmesine önayak olduğu bilinmektedir. Önlem alınmazsa bu sürecin de heba edilmesine neden olacaktır" uyarısında bulundu.  

'Öcalan'ın koşulları düzeltilmeli'

"Çözüme direkt ve etkili katılımı sağlamak amacıyla Sayın Öcalan’ın sosyal ve siyasal yaşama katılımını sağlayacak fiziki koşulların sağlanmasının tam zamanı olduğuna inanmaktayız" diyen Alpkaya, şöyle devam etti: "Devlet ve hükümete düşen önemli görevlerden biri de provakatif çevrelerin etkisizleştirilmesini sağlamaktır. Yasama, yürütme ve yargının yanında tartışmasız önemli bir yeri ve gücü olan basının da ezberini çözümden yana bozarak yeni bir dil geliştirmesi bu sürece katkı sunacağına inanmaktayız."

Meclis'in rolü

Gelişen süreçte Meclis'in rolü ve önemine işaret eden Alpkaya, "Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin, çözüm süreçlerinin her halkasının Meclis kararı ile yürütülmesini esas alması; çözümün kalıcılaşmasına, kökleşmesine hizmet edecektir. Aksi takdirde suya yazılmış notlardan öteye bir şey ifade etmeyecektir. Bunun da bilinen çevreleri çözümsüzlükte cesaretlerini artıracağı bilinmelidir" diye konuştu.

'Köklü değişim şart'

Devletin demokrasiye duyarlı hale gelmesinin temel göstergelerinden birisinin de "toplumsal sözleşme olan anayasa" olduğunun altını çizen Alpkaya, şunları belirtti: "Devletin dönüşümü kuşkusuz sadece Anayasa olgusu üzerinden görülemez. Yasalar, yargı mekanizması ve uygulamalar demokratik çerçevede değişmelidir. En önemli değişimlerden biri de kurgulanan güvenlik eksenli zihniyetlerdir.  Bu noktada köklü bir değişim şarttır ve bunun için demokratik mücadele her zaman gündemdedir. Yeni Anayasanın demokrasinin temel ilkelerini ölçütlerini taşıması ve Kürt sorunun çözümü esaslarını barındırması çok önemlidir. Anayasa'nın toplumun tüm farklılıklarını güvence altına alması demokrasinin evrensel ilkelerini ölçütlerini barındırması beklentilerimiz ve taleplerimiz arasındadır."

DİHA/AMED