AKP’li Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan tarafından paylaşılan Yargı Reformu Stratejisi’nde “Hak ve özgürlükler” ile “Adalet sisteminin işleyişi” olmak üzere 2 temel perspektif, 9 amaç ve 256 faaliyet bulunuyor.
İHD Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan, hazırlanması sırasında görüştüklerini paylaştıkları gibi yasama aşamasında da takipçisi olacaklarını, uluslararası içtihatlar ile tavsiyelere uyumuna bakacaklarını belirtti.
280 bin üzerinde tutsağa, 480 binin üzerinde denetimli serbeste, 400 binin üzerinde şartlıya işaret eden Türkdoğan, 81 milyonluk nüfustan bir milyon 300 bininin özgürlüğünden mahrum kalmasının, büyük sorun olduğunu söyledi.
Türkdoğan’a göre; Terörle Mücadele Kanunu ve mevzuatı tamamen kalkmalı. Basın-yayın yoluyla işlendiği belirtilen suç ve cezaların mutlaka iptal edilmeli. Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve İnfaz Kanunu yeniden düzenlenmeli.
‘Yargı Reform Stratejisi’ hazırlayan hükümetten ‘reform’ söylemleri duymanın bile sevindirici olduğunu söyleyen İHD Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan, reformun içinin nasıl dolduracağını Meclis’e sunulacak kanun tekliflerinde göreceklerini kaydetti.
Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan “Yargı Reformu Stratejisi”, önceki gün AKP’li Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan tarafından kamuoyu ile paylaşıldı. Yargı reformu stratejisinde “Hak ve özgürlükler” ile “Adalet sisteminin işleyişi” olmak üzere 2 temel perspektif, 9 amaç ve 256 faaliyet bulunuyor. 9 temel amaç ise şu başlıklar altında toplanıyor: “Hak ve özgürlüklerin korunması ve geliştirilmesi”, “Yargı bağımsızlığı, tarafsızlığı ve şeffaflığının geliştirilmesi”, “İnsan kaynaklarının nitelik ve niceliğinin artırılması”, “Performans ve verimliliğin artırılması”, “Savunma hakkının etkin kullanımının sağlanması”, “Adalete erişimin kolaylaştırılması ve hizmetlerden memnuniyetin artırılması”, “Ceza adaleti sisteminin etkinliğinin artırılması”,“Hukuk yargılaması ile idari yargılamanın sadeleştirilmesi ve etkinliğinin artırılması” ve “Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin yaygınlaştırılması”.
Hukuk fakültelerinde eğitim süresini 5 yıla çıkarmayı, “bazı” avukatlara yeşil pasaport imkanı vermeyi hedefleyen Yargı Reformu Stratejisi’nin içeriğinde “internet sitesinin tamamına değil hukuka aykırı içeriğe erişim engeli konması”, “çocukların ilk suçlarında ceza ertelemesi”, “basit yaralama ile tehdit suçların şikayet kapsamına alınması” gibi düzenlemeler de var.
Hukukçuların, Avrupa Birliği’ne (AB) katılım müzakereleri kapsamında 23 ve 24. fasılların yeniden açılması için büyük ölçüde AB’nin isteğine uygun düzenlemelerden oluştuğunu belirttiği Yargı Reform Stratejisi’ne dair ilgili bir çok sivil toplum örgütü ve kişilerden görüşler alındı. Görüşlerine başvurulanlardan İnsan Hakları Derneği (İHD) Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan, Yargı Reform Stratejisi’ni değerlendirdi. Bakanlık ile konuya dair 10 Ocak’ta bir görüşme yaptıklarını paylaşan Öztürk Türkdoğan, görüşmenin asıl gündeminin İmralı’da uygulanan tecrit ve açlık grevleri olmasının yanı sıra ceza mevzuatında yapılmasını istedikleri düzenlemeleri de anlattıklarını, yine buna dair raporlarını sunduklarını belirtti.
Ortak bir rapor sunuldu
Türkdoğan, 14 Şubat’ta ise Ankara’da Adalet Bakanlığı tarafından düzenlenen “Yeni Bir İnsan Hakları Eylem Planı’nın Hazırlanması” çalıştayına çok sayıda insan hakları örgütü, meslek örgütü ve barolarla birlikte davet edildiğini belirtti. Türkdoğan, bu çalıştayın ardından İHD, TİHV, TTB, Hafıza Merkezi, Yurttaşlık Derneği, Eşit Haklar İzleme Derneği (ESHİD), Amed Barosu ve Hak İnisiyatifi’nin imzasını taşıyan ortak bir yazılı rapor hazırlayıp, 1 Mart itibarıyla Adalet Bakanlığı’na sunduklarını kaydetti. Bakanlık yetkililerine sundukları bu rapordan yararlanılması gerektiğini ifade ettiklerini dile getiren Türkdoğan, “Açlık grevleri devam ettiği süreçte yeniden bazı görüşmeler yaptık ve en son 17 Mayıs’ta Adalet Bakanı Yardımcısı ile daha çok yapılması düşünülen bu reform konuları ile ilgili düşüncelerimizi paylaştık” dedi.
Nasıl doldurulacağına bakacağız
Geçen bu süreçte yetkililerce dinlemelerinden öte yaptıkları önerilerin ne kadar hayat bulacağının önemli olduğunun altını çizen Türkdoğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı açıklamanın kendilerini memnun ettiğini, ancak yine de erken sevinmemek gerektiğini belirtti. Özellikle 2015’ten itibaren başlayan çatışmalı süreçten sonra yeniden adı ‘reform’ olan bir belgeye dair söylemler duyulmasının sevindirici olduğunu ifade eden Türkdoğan, şöyle devam etti: “2017 Anayasa referandumu sonrasında Türkiye tamamen antidemokratik bir noktaya kaydı. İki yıl boyunca uygulanan Olağanüstü Hal (OHAL) uygulamalarının da tahribatları çok yüksek. Hükümetin bunun farkına varması ve yeniden reform sürecine gireceğini açıklamasını önemli olarak düşünüyorum. Reformun içinin nasıl dolduracağını izleyeceğiz ve önerilerimizi de sunmaya devam edeceğiz.”
Önce kanun tekliflerini görelim
İHD Eşbaşkanı Türkdoğan, paylaşılan belgede yer alan ana başlıklarda; AİHM içtihatları, AYM içtihatları, Venedik Komisyonu’nun, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin raporları ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin Türkiye’ye tavsiyelerinin esas alınıp alınmayacağının önemi üzerinde de durdu. Türkdoğan, “Bunların nasıl gerçekleşeceğini hükümetin hazırlayıp, Meclis’e sunduğu kanun tekliflerinde göreceğiz. O kanun tekliflerini görmeden erken konuşmamak gerekir” şeklinde konuştu.
TMK ve mevzuatı problemli
Özellikle Terörle Mücadele Kanunu’nda (TMK) ciddi sorunlar olduğunu vurgulayan Türkdoğan, şunları söyledi: “Türkiye’deki TMK ve mevzuatı tamamen problemli ve sorunludur. Herkesin terör suçuyla suçlanabileceği bir yasal ortam var Türkiye’de. Bunun mutlaka değiştirilmesi gerekiyor. Hatta biz TMK’nin ortadan tümüyle kalkmasını savunuyoruz. Kalkmasa bile kesinlikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) belirlediği kriterlere ve uluslararası sözleşmelerde hangi suçların terör suçları olduğuna göre düzenlenmelidir.
Acil iptal edilmesi gereken
Çok hızlıca ve acil olarak da basın-yayın yoluyla işlendiği belirtilen suç ve cezaların mutlaka iptal edilmesi gerekir. Türkiye, 2012’de böyle bir düzenleme yapmıştı. Bütün gazeteciler, akademisyenler, siyasetçiler, sendikacılar, insan hakları savunucuları bu mevzuattan mağdur olmuş durumda. Adalet Bakanı, 2018 istatistiklerini henüz açıklamadı ama 2017 istatistikleri durumun vahametini ortaya koyuyor. Cezaevlerinde 280 bin üzerinde tutuklu bulunurken, denetimli serbestlik ile tahliye edilen insan sayısı 480 binin üzerinde, adli kontrol şartı ile mağdur edilen insan sayısı 400 binin üzerinde. 81 milyonluk nüfuslu ülkede sen bir milyon 300 bine yakın insanı özgürlüğünden mahrum bırakırsan, çok büyük bir problem vardır ve bu alarm veriyordur.”
CMK ve İnfaz Kanunu sorunlu
Türkdoğan, TMK ile birlikte Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve İnfaz Kanunu’nda da yeni düzenlemeler yapılmasının şart olduğunu vurguladı. CMK’nin özellikle savunma hakkını, adil yargılama hakkını sağlayacak şekilde değiştirilmesi gerektiğini söyleyen Türkdoğan, “Tutuklamanın istisna olması için yine CMK 100. maddenin 3. fıkrasında yer alan ‘katalog suçla’ suçlanma halinde tutuklanma tedbiri uygulanması asla kabul edilemez, bunun değiştirilmesi gerekir. Elbette ağır suçlara bir düzenleme yapılmalı ama slogan atan, sosyal medyada paylaşımda bulunan, ifadelerini paylaşan insanların tutuklanması kabul edilemez” dedi.
Ayrımcılık kaldırılmalı
En problemli kanun olarak tanımladığı İnfaz Kanunu’ndaki ayrımcılığın, Türkiye’de had safhada olduğunu söyleyen Türkdoğan, bunun mutlaka kaldırılması gerektiğini kaydetti. Türkdoğan, şunları ekledi: “Ölünceye kadar hapis cezası gibi hiçbir şekilde kabul edilemeyen ve AİHM’in de reddettiği uygulamalardan vazgeçilmesi, ağır hasta tutsakların tahliyesine ilişkin düzenleme yapılmalıdır. Adli, siyasi ayrımının ortadan kaldırılması ve infazda eşitlemeye gidilmeli. İnfaz sürelerinin uzunluğundan herkes şikayetçi, dolayısıyla infaz sürelerinin kısaltılması gerekiyor.”
MA/ANKARA
Çocuklar için de yetersiz
Yargı Reformu Stratejisi’nde çocuklara ilişkin düzenlemenin çok yetersiz olduğunu aktaran ÇAÇAV Genel Koordinatörü Şahin Antakyalıoğlu, “Onarıcı adalet ilkelerinin uygulanması, çocukların yeniden şans tanınması, rehabilitasyon sürecinin işletilmesi ve alternatif yöntemlerin uygulanması bakımından çok yetersiz” dedi.
Yargı Reform Strateji’nde çocuklar hakkındaki davaların, İstinaf ve temyiz incelemelerinin öncelikli olarak yapılacağını, 15 yaş altındaki çocukların ilk kez işlediği fiiller kovuşturmaya yer olmayacağı yer aldı. Uzmanlar, çocuklara yönelik düzenlemelerin yetersiz olması nedeniyle belgeyi eleştiriyor. Çocuk Alanında Çalışan Avukatlar Ağı (ÇAÇAV) Genel Koordinatörü Av. Şahin Antakyalıoğlu, 15 yaş altı çocukların davaların kovuşturmaya yer olmadan kapanmasına dair “bütün yaşlardaki çocukları kapsamalı” dedi. Av. Antakyalıoğlu, “Kamu davasının açılması ertelenmesi şartları çok dar, sınırlı tüm çocuklara uygulanmıyor. Çünkü 1 yıla kadar hapis cezası öngören suçlar bakımından bu da neredeyse hiçbir suçu kapsamıyor. Dolayısıyla burada onarıcı adalet ilkelerinin uygulanması, çocukların yeniden şans tanınması, rehabilitasyon sürecinin işletilmesi ve alternatif yöntemlerin uygulanması bakımından reform stratejisi çok yetersiz” şeklinde konuştu.
Suç ve cezaya odaklanıyor
Çocukların dört duvar arasında değil, toplum içerisinde yeniden kazandırılmasının gerekliliğine dikkat çeken Av. Antakyalıoğlu, şunları ifade etti: “Bunun oturmadığı, hiç uygulanmadığı görüyoruz maalesef. Çocukların durumunun tespiti bakımından sosyal inceleme raporunun alınması lazım. Çocuk, adalet sistemiyle tanıştığı andan itibaren hayatının röntgenini çeken sosyal inceleme raporu şart. Çocuk neden suça itildi, nasıl oldu, hangi ihtiyaçtan böyle bir eylem gerçekleştirdi, eğitim durumu, aile ve çevreyle ilişkisini görmemiz gerekiyor. Savcının da buna göre tedbir alması gerekiyor. Bunları görmeden sadece suça ve cezaya odaklanılıyor. Alternatif tedbirlerin uygulanması lazım, pakette bunar çok sınırlı belirtilmiş.”
Çocuk mahkeme yüzü görmesin
Çocuk Koruma Kanunu’nun yeni baştan ele alınması gerektiğini ifade eden Av. Antakyalıoğlu, şöyle sürdürdü: “Koruyucu destekleyici tedbirler çok yeterli değil. Çocuk mahkemeleri çok az. Bütün illerde çocuk mahkemelerinin olması gerekiyor. Ya bu şekilde yasaya uygun hale getireceksiniz ya da tamamen kaldıracaksınız. Çocuk mahkeme yüzü görmeyecek. Tamamen eğitim evlerine yönlendirilecek ve orada yeniden topluma kazandırma için çalışmalar yapılacak. Mahkemelerin kaldırılması daha uygun tabi ki ama ikisi de yapılmıyor. Fırsat eşitliği anlamında imkanlar sağlanmamış oluyor. Yetişkinlerin yargılandığı yerde çocuklar yargılanıyor. Buralarda genellikle çocuk adalet sisteminin temel ilkelerini bilen personeller olmuyor. Ankara’da bile normalde çocuklara özgü ortamlarda soruşturma sürecinin bulundurulması gerekiyor. Hem suça sürüklenen çocuk hem de mağdur çocuk bakımından. Bunlar neredeyse hiç uygulanmıyor. Avukatların zorlamasıyla çocuk şubeye yönlendiriliyor. Mağdur çocukların ifadelerinin karakollarda alınmasına müsaade ediliyor.”
Tamamen yargılamaya odaklı
Emniyet müdürlüklerinin çocuk şubelerinde dahi mesai saatleri dışında uzmanların kolay kolay bulunmadığına dikkat çeken Antakyalıoğlu, şunları söyledi: “Bunlar daha uygulanmamışken ikinci aşamaya maalesef geçemiyoruz. Personel yetersiz, donanım yetersiz. Koruyucu destek tedbirleri uygulanmasında sıkıntılar var. Mahkemeler bunları takip edemiyor. Sadece karar vermek yetmiyor bunların takibi önemli. Mahkemeler tamamen çocukları yargılamaya odaklanmışlar. Türkiye’de çocuk koruma sisteminin bel kemiğini oluşturan bu koruyucu destek tedbirlerini yüklenilmemesi zaten baştan binanın çökmesine neden oluyor. Bu tedbirler gerektiği gibi uygulansa hem çocuk suçluluğu azalacak hem de mağdur çocukların durumu daha iyi olacak.”
Yasa değişikliği yapılsın
HDP’li Meral Danış Beştaş, ‘reform’ sözünü çok duyduklarını, bu nedenle adı daha net konulan somut madde değişikliklerine ihtiyaç olduğunu söyledi.
Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı Yargı Reform Stratejisi’ni değerlendiren HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, yargı reform paketlerinin en çok da AKP iktidarı döneminde gündeme geldiğini hatırlatarak, “Açıklanan paketler bir birinin tekrarı olmaktan öteye gidemedi” dedi. İktidarın seçim süreçlerinde Avrupa Birliği’ne (AB) uyum süreçleri de başta olmak üzere bir çok kez yargı paketi açıkladığını anımsatan Beştaş, yargı paketi açıklamanın AKP döneminde bir gelenek haline geldiğini, ancak bunun daha sonra bizzat iktidar politikalarıyla boşa çıkartıldığına işaret etti.
Radikal adımlar atılmalı
Açıklanan reformlara benzer açıklamaların daha önce de yapıldığını hatırlatan Beştaş, şunları söyledi: “Mesela açıklamada basın-yayın özgürlüğünü daha iyi bir hale getirecekleri söylüyorlar ama şu anda basın yayın özgürlüğü yok ki. Paketlerin bir çoğunda aynı kavramlarla olmasa bile, benzer kavramlarla benzer iddialarla açıklandı. Bana göre bu iddialar, kozmetik özelliğini taşıyor. AKP paket yapmaktan vazgeçip radikal adımlar atmalı.”
Yargıçlar AKP’ye bağlı olunca
Kişi hürriyetini etkileyecek cezalarda Yargıtay yolunun yeniden açılması yönündeki maddeyi değerlendiren Beştaş, şöyle devam etti: “Olumlu bir karar ancak sorunu çözmüyor. Çünkü şu anda İstinaf’ta binlerce dava hiçbir şekilde Yargıtay denetiminden geçmeden ve AKP’ye bağlı yargıçlar tarafından onaylanıyor. Sırrı Süreyya Önder ve Selahattin Demirtaş’ın davaları buna örnektir. Türkiye tarihinde propagandadan en üst biçimde ceza aldılar. Davaları Yargıtay’a gitmeden kesinleşti. Bir hukukçu olarak söylüyorum bu iyi bir adım ama ne var ki, bu propaganda tanımını tartışmadan, propagandanın içeriğini değiştirmeden, terör tanımını değiştirmeden, sadece İstinaf’tan sonra Yargıtay’a geçmesi sorunu çözmez. Diğer tüm düzenlemeler için de aynı şeyi söylüyorum.”
En ağır adalet bunalımı
Türkiye’nin mevcut dönemde tarihinin en ağır adalet bunalımını yaşadığına, ifade özgürlüğünün kırıntısının bile olmadığına dikkat çeken Beştaş, “Biz bunları çok duyduk. Bu nedenle adını daha net koyduğumuz somut madde değişikliklerine ihtiyaç var. Yani kanun değişmeli. Bir kere Terörle Mücadele Kanunu (TMK) değişmeli. Cumhurbaşkanı’na hakaretten herkesin gözaltına alınması maddesi değişmeli” dedi.
Seçimden bağımsız değil
Paketin açıklanma zamanına bakıldığında da İstanbul seçimlerinden bağımsız düşünülemeyeceğini dile getiren Beştaş, şöyle konuştu: “Bu İstanbul seçimlerinde de oy kazanma amacıyla yapılan bir hamledir. Zamanlamayı içeriğinden bağımsız söylüyorum. Şu anda biz Meclis Genel Kurulu’nda bir paket görüşüyoruz. Bu torba paketlerinin hepsi İstanbul seçimlerine yönelik. Örneğin; köprüde geçenlerin aldıkları cezaların affını konuşuyoruz. Her seçim öncesi böyle aflar oluyor. Tabi ki seçimden bağımsız düşünemeyiz. İkinci olarak da bu aynı zamanda bir ihtiyaç. Halfeti işkence fotoğrafları gözlerimizin önünde.”