• Hitler faşizmi, 23 milyondan fazla Sovyet halkının yaşamına mal olan, dört yıl süren, elde orak ve tüfekle sürdürülen direnişin önünde diz çöktü.

NUBAR OZANYAN

Dünya halklarının özgürlük ve bağımsızlık mücadelesi açısından 9 Mayıs 1945, oldukça tarihi bir gündür. Büyük dersler ve unutulmaz deneyimlerle dolu olan bugün, özgürlük ve bağımsızlık arayan mazlum halkların asla aklından çıkarmaması gereken bir tarihtir. Bu tarihte, Avrupa başta olmak üzere Asya halklarının başına musallat olan, saldırganlığıyla yok etme savaşı yürüten Alman faşizmi durdurularak yenilgiye uğratıldı. Ölüm, yıkım, işgal tehditleriyle kendini sınırsız bir güç sanan Nazi faşizmi, hadsizliğin de bir sınırı olduğunu öğrendi, kendisinden daha gelişkin ve ileri olan sosyalizmin çelik iradesi karşısında yenilgiye uğradı.

Nazi generali Wilheim Keitel, 81 yıl önce Sovyet generali Jukov’a teslim oldu. Bir gün önce Naziler, kayıtsız şartsız teslim anlaşmasını imzaladı. Hitler faşizmi, 23 milyondan fazla Sovyet halkının yaşamına mal olan, dört yıl süren, elde orak ve tüfekle sürdürülen direnişin önünde diz çöktü. Kızıl ordunun kahraman savaşçıları, sosyalizmin bayrağını Alman faşizmin burçlarına dikerek zaferini ilan etti. Kendini üstün ve yenilmez gören faşizm yenildi. Sosyalizm, büyük bedeller, tanımsız acılar ve sayısız fedakarlık pahasına zafer kazandı. Sosyalizm, vatanını ve evlatlarının yaşamını her şeyin üzerinde tutan kahraman Sovyet kadınlarının devrimci iradesi zafer kazandı.    

Ekim Devrimi’yle birlikte kapitalist dünyanın tehdit ve tehlikeleri hiç eksik olmadı. Sosyalizme yönelik düşmanlık ve saldırganlık hiç bitmedi. Her türlü kirli ve yıkıcı provokasyon dolu saldırılar yıllarca sürdü. II. Emperyalist Paylaşım Savaşı’yla bu düşmanlık, Sovyet anavatanı yıkıp yerle bir etme projesiyle devam etti. Sovyet halkları, Hitler faşizminin yıkım ve ölüm tehditi karşısındaydı. İnsanlıkla beraber Sovyet halkları, büyük bir felaketle karşı karşıyaydı. Ya ölüm-yıkım pahasına direnilecek ya da yok olup gidilecekti. Sosyalizm, kapitalist sistemin kanlı kılıcı olan faşizmin büyük saldırısı ve yok edilme tehditi altındaydı.

Hitler faşizmi, Batı ve Doğu Avrupa’da ayak basmadığı toprak parçası bırakmadı. Hitler faşizminin asıl amacı, Sovyetler’in yıkılmasıydı. Sosyalizm idealinin ezilmesiydi. Bundandır ki, uçsuz bucaksız Sovyet topraklarında 15 büyük, 710 orta ve küçük şehir 7 bin köy işgal edildi, 6 milyon bina yıkıldı. 25 milyon Sovyet vatandaşı, evsiz yurtsuz kaldı. Binlerce hastane, okul, tiyatro yerle bir edildi. Fabrikalar, yollar, köprüler, demir yolları, posta-telefon-telgraf şebekeleri yıkıldı. İmha edildi. Milyonlarca koyun, sığır, at, domuz, kanatlı hayvan, ya çalındı ya da öldürüldü. Bir yandan acımasız yıkım, diğer taraftan utanç verici hırsızlık ve yağma yaşatıldı.

Nefes alan, soluk veren, hareket eden, yürüyen her canlı ölüm ve yıkım tehditi altındaydı. Yıllarca yoğun emek ve bitmez tükenmez çalışkanlıkla yaratılan maddi ve manevi değerler, faşizmin ayakları altında ezilmek istendi. Büyük emekle, sayısız bedel ve yıllarca süren mücadeleyle yaratılan sosyalizm, faşizmin tehdidi ve kılıcı altında yok edilmek isteniyordu. Saldırı emri ve yok etme buyruğu, emperyalist-kapitalist dünyanın muktedirlerinden, büyük sermaye sahiplerinden, silah baronlarından gelmekteydi. Emek ve özgürlük yok edilmeliydi. Sosyalizm fikri ve hayali kanla silinmeliydi. Hiçbir canlı sağ kalmamalıydı.

Sosyalizmin anlamını yarattığı değerleri, kazanımları yaşamında solumuş, özgürlüğün ve insanca yaşamın tadını almış onlarca farklı ulus, dil ve kültürlerden halkların bütün olumsuz koşullara karşın dişle-tırnakla büyük fedakarlıkla yürüttükleri tarihsel mücadele ile Hitler faşizminin burnu sürtüldü, hak ettiği yenilgi yaşatılarak tarihin çöplüğüne gönderildi. Her devrin, dönemin bir dünya kenti olmuştur. Stalingrad şehri, direnişiyle sosyalizm fikri ve tutkusuyla dünya halklarının kalbinin çarptığı kent oldu. Tutkunun, emeğin, özgürlük ve sosyalizm hayalinin yaşadığı ve yaşatıldığı kent...

Büyük insanlık, bugün hâlâ “kutsal savaş” şarkısının, dizelerini “Ayakları büyük ülke, ölümüne mücadeleye hazırlan”ı dizelerini dinliyor. Kahraman Sovyet kadınları, inşanın olduğu gibi direnişin ve savaşın en önünde, en tehlikeli görevlerinde yer alarak güneşi karşıladı. Sadece ölümün değil, yaşamın da fedakarlık dolu emek öncülüğünü yapan Sovyet kadınları, köhnemiş öğretileri, gerici yargıları yerle bir ederek, devrimin ve sosyalizmin en canlı insan rengi oldular. 

Direniş süresince yeri geldiğinde keskin nişancı oldular. Makineli tüfek, mermi, yaralıları taşıdılar. Yaralıları tedavi ettiler. Muharebeci oldular. Cephe gerisinde her türlü emek dolu çalışmanın öncüsü oldular. Tüm ezberleri bozan, savaşta saçları ağaran Sovyet kadınları tıpkı Paris–Bakü komünlerinde savaşan kadınlar gibi destan yaratıp özgürlüğün tarihini yazdılar. Yaşamın her alanını savaş ve direniş cephesi yapan, tarihin akışını değiştiren Sovyet kahramanlarının anısına sonsuz saygıyla...