İnsan hakları konusunda dünyanın en saygın kuruluşlarının başında kuşkusuz ki Uluslararası Af Örgütü gelmektedir. İşte bu örgüt 2 Ekim 2013’te Türkiye’de Gezi sürecinde yaşanan insan hakları ihlalleriyle ilgili bir rapor yayımlandı.

Rapor İstanbul, Ankara, İzmir, Antakya’da yüzlerce kişi ile görüşülmesi sonucu kaleme alındı.
Rapor Erdoğan Hükümeti’nin Gezi sürecindeki antidemokratik karakterinin bir fotoğrafı gibi.  
Taksim yayalaştırma projesi kapsamında Gezi Parkı’ndaki ağaçların sökülmesini barışçıl gösterilerle protesto için toplananların üzerine polis 30 Mayıs 2013 tarihinde biber gazı ve tazyikli su ile müdahale etti. Protestolar Türkiye geneline yayıldı. Türkiye genelinde polisin barışçıl protestolara müdahalesi devam etti.
Uluslararası Af Örgütü bu süreçte yaşananlar hakkında 60 sayfalık ayrıntılı bir rapor hazırladı.
Af Örgütü, “Gezi Parkı Eylemleri: Türkiye’de toplanma özgürlüğü hakkı şiddet kullanılarak engelleniyor” başlıklı raporda ayrıntılı bir şekilde “1-) eylemcilerin ve diğerlerinin bir ölüme ve sayısız yaralanmaya yol açacak şekilde nasıl dövüldüğünü; 2-) polisin çoğu zaman plastik mermileri doğrudan eylemcilerin kafasına ve vücutlarının üst kısmına doğru attığını; 3-) biber gazı kapsüllerinin rutin olarak doğrudan eylemcilere, oradan geçenlere ve bazen de evlerden içeri atılmasının yüzlerce kişinin yaralanmasına ve tanıklara göre en az bir kişinin ölümüne yol açtığını; 4-) tazyikli su tanklarına kimyasal maddelerin eklenmesini; 5-) kadın eylemcilerin kolluk kuvvetleri tarafından sözlü ve fiziksel cinsel tacize maruz kalmasını; 6-) gerçek mühimmat kullanılarak bir protestocunun öldürülmesini; 7-) biber gazı, plastik mermi kullanımı ve dövülmesi sonucu 8000 kişinin nasıl yaralandığını” belgeliyor.  
Bütün bu süreçte altı çizilmesi gereken husus hükümet hak ihlalinde bulunan kolluk gücü hakkında ya hiç soruşturma yapmadı ya da yapılan soruşturmalar göstermelik oldu. Yani soruşturmasızlık genel bir uygulama olmuş durumda.
Yaşanan bunca şiddetin esas nedeni kuşkusuz hükümetin antidemokratik zihniyeti ve kolluk gücünün soruşturulamayacağına dair güvencenin var olmasıdır. Polisin gerçekleştirdiği ihlallerin çoğu cezasız kalıyor. Eylemlere katılanlar, düzenleyenler hakarete uğruyor, taciz ediliyor ve adil olmayan kovuşturmalara uğruyorlar. Bu süreçte eylemcilere yardımcı olanlar ya da eylemlerle ilgili bilgilendirmede bulunanlar -doktorlar, avukatlar, gazeteciler ve hatta iş yerleri- tehditler ve tacizle karşılaştı.
Oysa barışçıl bir şekilde toplantı ve gösteri yapmak uluslararası sözleşmelerle tanınan bir haktır. Türk hükümeti buna uyacağını taahhüt etti.                                                                 
TC anayasasının 34. maddesi; “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir” der.                                                                 
Hükümetin ve idarenin görevi bu hakkın kullanılmasını güvence altına almaktır. Hükümetin böyle bir niyet ve planı yok gibi. Af Örgütü Türkiye araştırmacısı Andrew Gardner önemli bir tespitte bulunuyor; “Pazartesi günü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan ‘Demokrasi Paketi’ bu hak ihlallerine değinmemekte ya da bu ihlallerin gelecekte tekrar gerçekleşmeyeceğini güvence altına almamaktadır.”
Andrew Gardner polisin gösteri ve yürüyüşleri bastırmak için “Seçtikleri taktikler güç kullanma, tehdit, hakaret ve kovuşturma oldu” diyor. Taksim’de polisin barışçıl toplantı ve gösterilere müdahalesi uluslararası sözleşme ve anayasanın ilgili hükmü ile bağdaşan bir tutum değil.
Hükümet gaz bombasını ve tomaları barışçıl gösteri ve yürüyüşleri hakkını ortadan kaldırmak için kullanıyor. Rapor bu nedenle uluslararası hükümetlere ve çevik kuvvet ekipmanı tedarikçilerine, Türkiye’ye yapılacak ihracat ve sevkiyata acilen yasak koyma çağrısında bulunuyor.
Rapor ayrıca ilgili insan hakları ihlallerinin giderilmesi için Af Örgütü’nün uluslararası kampanyalar düzenleyeceğini söylüyor.
Rapor önemli bir çağrı ile bitiyor: “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nda, ihtar üzerine dağılmamak gibi, barışçıl bir gösteriye katılımı suç sayan maddeler kaldırılmalı.”