İsminin uzunluğunda dolayı kamuoyunda AKK olarak olarak tanınan Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) Genel Başkanı Annegret Kramp-Karrenbauer’ın Thüringen eyaleti ile bağlantılı istifası, Almanya’da tartışılmaya devam ediyor.

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in, Thüringen’de eyalet hükümetinin kurulmasında aşırı sağcı parti ve yabancı düşmanı Almanya için Alternatif (AfD) ile dirsek temasından dolayı Annegret Kramp-Karrenbauer, parti Genel Başkanlığı’ndan istifa etmişti.

Ayn zamanda Almanya Savunma Bakanlığı görevini de yürüten AKK için yorumda bulunan Nordwest gazetesi, sağ popülist AfD’nin CDU’yu uçurumun kenarına sürüklediği yorumunu yaptı. Oldenburg kentinde yayımlanan Nordwest Zeitung yorumunda şunları yazdı: “... Bu onlarca yıldır süren CDU egemenliğinin bir sonu olabilir. Hatta belki de partinin de kendi sonu… Kramp-Karrenbauer krizi aynı zamanda Merkel çizgisinin düzeltilmesi için de bir imkan sunuyor. Zira CDU’nun çöküşünün temel nedeni bu. Aylardır parti içindeki, başta sosyal medyaya taşınan iç savaş şaşkınlıkla izlenebiliyordu. ‘Değerler Birliği’ (WerteUnion) açık ve yoğun bir biçimde, tüm parti içinde Angela Merkel’in kutsal saydığı her şeyden uzaklaşan bir çizgi değişikliğini savunuyor. Onun karşısında ise Ortanın Birliği (Union der Mitte) yer alıyor. Merkel sol çizgisiyle Sosyal Demokrat Parti’yi marjinalleştirirken aynı zamanda da AfD’yi yarattı. Höcke’nin AfD’sinin eylemleriyle CDU’yu şimdi uçurumun kenarına sürüklemesi ironik bir dönüş.”

Krizin kısa tarihçesi

AKK’nin istifası, Thüringen eyaletindeki hükümet krizi ve Angela Merkel’in partisi CDU’nun “hiç bir şekilde AfD ile bir hükümet görüşmesi olmayacak” demesine rağmen, bu parti ile yaptığı dirsek temasından kaynaklanıyor.

Thüringen eyaletinde 27 Ekim 2019 tarihinde yapılan seçimler sonrasında hükümet kurmayı zorlaştıran bir meclis aritmetiği ortaya çıktı. Seçimlerde birinci olan Sol Parti 90 sandalyeli eyalet meclisinde 29, AfD 22, CDU 21, SPD 8, Yeşiller ve Hür Demokrat Parti ise 5 sandalye kazandı.

Thüringen’de 2014 yılından beri iktidarda olan Sol Parti-SPD-Yeşiller koalisyonu böylece parlamentoda mutlak çoğunluğu kaybetti. Böylece eyalet meclisinde azınlık hükümeti kurma girişimleri başladı.

Sol Parti-SPD-Yeşiller eski eyalet başbakanı Bodo Ramelow’u, AfD ise Christoph Kindervater’i aday gösterdi. İlk iki turda adaylar mutlak çoğunluğa ulaşamadı. Üçüncü turda ise yüzde 5 barajını kıl payı geçen ve mecliste en az milletvekiline sahip partilerden FDP sürpriz bir biçimde Thomas Kemmerich’i aday gösterdi. Gizli yapılan oylamada Kemmerich, CDU ve AfD milletvekillerinin desteğiyle 45 oy alarak başbakan seçildi. Ramelow 44 oyda kalırken AfD’nin kendi adayı Kindervater’e tek bir oy bile çıkmadı. Bir milletvekili ise çekimser oy kullandı. FDP adayının AfD oylarıyla başbakan seçilmesi, CDU’nun AfD ile aynı adaya oy kullanması Alman kamuoyunda büyük tepki yarattı. Kemmerich kamuoyunun baskısına dayanamayarak 24 saat içinde istifa etti. Thüringen’deki başbakanlık seçimi, Angela Merkel’in partisi CDU içinde de deprem yarattı. Partinin Genel Başkanı ve Savunma Bakanı Annegret Kramp-Karrenbauer genel başkanlık görevinden 10 Şubat’ta istifa etti.  

 

 HABER MERKEZİ