Ancak bir kere hastalık bulaştı mıydı bedene, bünyeyi kemirmeden edemez. Bu nedenle her dönemde bütün sömürgecilerin en temel stratejisi, ihaneti Kürdistan toplumunda kurumlaştırmak ve süreklileştirmek oldu. Bununla parelel Enkido torunların stratejisi ise içinden çıktığı ülke ve toplumun maddi ve manevi değerlerini yüzdelik pay alma pahasına sömürgecilere peşkeş çekmek buna karşı gelişen özgürlük mücadelelerini yine kendi ihanet girdaplarında boğmak oldu. Kürdistan’da ihanet her zaman için sürekli bu biçimde konumlandırmıştır. Bugünde Doğuda, Güney’de Kuzeyde ve daha güncel olarak Rojava ve Şengal’de kendi kavmine hainlikte her zaman için başroldedir. Bu yüzden, Kürdistan’ın dört parçasında ve Kürtlerin yaşadığı bütün ülkelerde bu ihanetin hançer acısını direk veya dolaylı yaşamayan yurtsever ve demokratik Kürt hareketi yok gibidir.
Yirminci yüz yılın ortalarından yanı Mahabat’tan bu yana sürekli yaşanan ihanetin ve hanedan kültürünün tekerrürüdür adeta. Bu güçler için satılmayacak, ihanet edilmeyecek hiçbir değer yok gibidir. Kene gibi yapışıp Kürt toplumunun kanını emerek değerlerini kemirmekten şiştikçe şişiyorlar. Çünkü onlar için yaşamak, bütün saç tellerine kadar battıkları bataklıklarda ve içinde kirlendikleri ihanet kuyularında debelenmekten ibarettir.
Bundan yirmi iki yıl önce bu ihanet odağının yaptığı şeylerden birisi de, zalim ve yalancı tanrılar panteonunda yani iktidar ve ulus devlet sisteminde yer edinmek için yine sömürgeci güçlerin önüne düşmek ve Kürdistan Özgürlük Hareketini tasfiye etmeye yönelmesi oldu. Tıpkı Enkidolar gibi. Ancak bu defa yöneldiği güç çetin ceviz çıktı. Çünkü bu güç, gerek Kürdistan’da gerek insanlık aleminde direniş ve ihanetin tarihini çok iyi araştırmış gerekli dersleri çıkarmış ve bunları özümsemiş bir Önderlik hareketiydi. Ve tasfiye çabaları başarılı olmadı. Dahası ‘bağımsız devlet’ sahibi olmak uğruna Rojava ve Şengal’deki Kürt ve diğer halklar ve inançlar üzerinden hesaplar yaptı. Gerçekleştirilen bir soykırıma gizli anlaşmalarla hem kağıt üzerinde hem pratikte imza atmış olması da ihanetin çirkinlikte sınır tanımadığının en açık göstergesi olmaya devam etmektedir. Bu, aynı zamanda tarihle güncelliğin nasıl birbiriyle diyalektik bağ içinde olduğunun da kanıtıdır. Bu anlamda Rojava ve Şengal’de yaşanan ihanet geçmiş tarihin bir yansımasıdır.
İhanete karşı direniş gerçeği
Bu ihanet tarihine, dayatılan toplumsal soykırım gerçeğine karşın halkların özgürlük hareketinin sağlam paradigma ve her açıdan sağlam mücadele çizgisi de anlaşılmaya değerdir. Oda, adata bir Nuh hareketi gibi insanlığın toplumsal kurtuluşunun ve özgürlüğünün tek adresi ve garanti gücü olduğunu yine tüm dünyaya göstermesidir. Bu da bir nehir gibi canlı ve akışkan olan tarihin başka bir yüzünü ifade etmektedir. Dolayısıyla yirmi iki yıl öncesinden bu yana, ihanet ve işbirlikçiliğe karşı verilen savaşta bir tarih ve bu tarihte yeniden özgürlükçü Kürt’ün varoluş destanı yazılmış ve yazılmaktadır. Bu savaşlarda bedenlerini özgürlük eşitlik ve kardeşlik için harç eyleyenlerin çığlıklarıyla yazdıkları bu direniş destanları her gün için yeniden anlaşılmak durumundadır.
Çünkü baştan bakıldığında, Kürdistan toplumu içerisinde Enkido ile temeli atılarak kurumlaştırılan ihanet gerçeğinin bu gün için nasıl bir toplumsal kansere dönüşmüştür. Bu bağlamda Kürdistan halklarının özgür birlikteliğini ve demokratik uluslaşmasını nasıl engellediğini ve ipotek altına almaya çalışmasıyla nasıl lanetli bir şey olduğunun anlaşılması gerekmektedir. Yine bu yaşananlara karşı özgürlük hareketinin nasıl bir mücadele verdiğinin daha özgün olarak bilinmesi ve belgelenmesi elbette çok önemlidir. Dolayısıyla bu gün güncelde yaşananların geçmiş tarihini de somut olarak göstermek ve halkımızın vicdanında bir netleşmenin sağlanmasına yardımcı olmak gibi bir sorumluluğumuz vardır. Böyle yapıldığına belki ihaneti ve işbirlikçiliği kendine tek yaşam gerekçesi yapanlar üzerinde bir caydırıcılık anlamında bir toplumsal baskı mekanizması kurulabilir ve böylelikle kendi kirli tarihleriyle yüzleşme imkanını bulacaklardır. Bir temenni olacak ama belki ihanet dışında insanın onurluca yaşama seçeneklerinin olduğunu görürler. Tarih karşısında ve Kürt halkının vicdanında en az kendilerini aklama çabasına girebilirler. Yol açtıkları vahşetleri onarmaya çalışırlar. Özgürlük Kareketi ve Kürdistan halkına karşı ihaneti ve işbirlikçiliği bayrak edinenler bu tutumlarından vazgeçmelidirler.
Kürdistan toplumunda, ana ve babalarının yüreğinde açtığı derin acılar ve travmalar vardır. Tüm bu boyutlar herkes tarafından bilinmesi gerektiği gibi tarih karşısında bunlara neden olan güçler için bağlayıcı olmak durumundandır.
Milyonların yüreği...
Sonuç olarak bugün Şengal ve Rojava örneğinde görülenleri anlamak istediğinizde şu gerçeklere ulaşırsınız; Ahlaki politik toplumdan ve değerlerinden uzaklaşmış ve ona ihanet etmiş bütün güçlerin ne biçimde ve nerede ortaya çıktıklarına bakmaksızın aynı olduğunu göreceksiniz. Çünkü zihniyet tektir ve aynıdır. Sadece aralarında hacim farkı, nitelik ve nicelik farkı vardır. Özde ise hiçbir değişiklik yoktur.
Bu da, Kürdistan Özgürlük Hareketinin zihinsel ve kültürel anlamda hem askeri ve siyası olarak nasıl bir dünya ile karşı karşıya olduğunu ve zulümden oluşan bu dünyaya karşı mücadelesini neden bu kadar radikal ve keskin vermek durumunda kaldığını açıklamaktadır. Aynı zamanda böylesi bir lanetlik kıskacında bir mucize gibi ortaya çıktığı günden bu yana nasıl büyük bedeller vererek büyük değerler yarattığını ve bu güne kadar geldiğini göstermektedir.
Tabi ki tüm bunlar tamamen Kürt Halk Önderi ve onun felsefesine kendilerini adayan Özgürlük Şehitleri gerçeğiyle anlaşılabilecek bir durumdur. Bu öylesine bir gerçekliktir ki, insana her açıdan insanlığını hatırlatır. Hiçbir karşılık beklemeden kendi değerleri ve ülkesi için kanının son damlasına kadar mücadele eder. Bu uğurda kendilerini feda ederek yıldızlar ülkesine göçer. Bununla da yetinmez milyonların yüreğine yerleşerek onlarda özgürlük umudunu, özgür yaşam arayışını ve tutkusunu sürekli yeşerterek canlı tutar. Milyonlara his ve anlam gücünü vererek sürekli ayaklandırır. İşte bu belirttiklerimiz özgür önderlik ve onun en yılmaz ve kendini kanıtlamış temsilcileri olan Özgürlük Şehitlerin abartısız gerçeği olmaktadır.
Ağacın kurdudur ihanet