
2012 yılı, Ortadoğu'daki değişim dalgasının Kürdistan'a ulaştığı yıl oldu. Öncelikle bu gelişmeler ışığında ülkemizdeki durumu TJKE olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?
2012 yılı, sancılı ve çatışmaların yoğunlaştığı bir yıl oldu. Ortadoğu'da 'Arap Baharı' ile başlayan ve devam eden süreç 'Arap Kışına' dönmüş durumda. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında bölgede başlatılan askeri, siyasi ve ekonomik operasyonlar sürüyor. Bu şer güçlerine karşı, bölgede siyasi islam çizgisinde bir karşı koyuş olsa da, esasında bu güçlerin çoğunluğunu temsil eden kesimlerin BOP cephesinde yer aldıkları görülmektedir.
Gelinen aşamada Suriye'de yaşanan savaş hali ardından Batı Kürdistan'da ortaya çıkan siyasi durum ve Kürt örgütlenmesi, Rojava'da Kürt halkının statü kazanmasının kapısını aralamış durumda. Ancak bu gelişmelerden rahatsızlık duyan Türkiye Batı Kürdistan'a her fırsatta müdahale etmektedir. Kürdistan'ın statü elde etmemesi için Suriye muhalefetini satın almaya, çetelere destek vermeye ve NATO'nun kendi ülkesindeki misafirliğini kalıcı ev sahipliğine dönüştürerek Kürt oluşumlarını engelleme gayreti peşindedir.
Hareket olarak 2012'ye bir hamle ile giriş yaptınız. Bu hamle süreci nasıl bir etki yarattı?
Kürt kadınları, Kürtlerin statü elde etmesi ve Kürt Halk Önderi Öcalan'ın özgürlüğünü sağlama noktasında önemli siyasal hedefler belirledi.'Öcalan'a Özgürlük, Kürt soykırımına Hayır' kampanyası temelinde 5 Aralık'ta BM'in önünde 3 günlük oturma eylemi yapıldı. Bu eylem ile start verilen süreç, Cenevre-Strasbourg arasında 15 gün süren uzun yürüyüş, ardından 52 gün açlık grevi eylemleri ile devam etti. Kürt kadınları, bu dönemsel eylemlere en etkin şekilde katıldı. 8 Mart, Almanya başta olmak üzere tüm Avrupa ülkelerinde büyük yürüyüşler ile karşılandı. Zîlan Kadın Festival’inde binler buluştu.Eylül ayında 'Öcalan'a Özgürlük' Otobüs Turu kapsamında 52 merkezde eylemler yapıldı. Aynı dönem başlatılan 'Öcalan'a Özgürlük' imza kampanyasına öncülük edilerek aktif katılım sağlandı. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddet ile Mücadele Günü kapsamında gerçekleştirilen eylemler ise, bu süreci zirveye taşıdı. Özellikle bu eylemlerin Avrupalı, Farslı, Arap ve Türk kadınları ile birlikte örgütlendirilmesi, ortak platformların geliştirilmesine olumlu bir etkide bulundu.
Son dönemde Avrupa'da yaşayan Kürtlerin sosyal sorunları daha fazla gündeme gelmeye başladı. Bu alanda ne gibi çalışmalarınız oldu?
TJKE, bir yandan siyasal mücadele ekseninde hedeflerini bu eylemlerle belirginleştirirken, diğer yandan toplumsal alan sorunlarına karşı önemli bir mücadele verdi. Kadına şiddet coğrafya ve ırk tanımadığı için, Avrupa'da da tüm yönleri yaşandı. Ayrımcılık, taciz, tecavüz, kadın bedenini pazarlama, zorla evlilik, ithal gelin ve damat adaylarını hile ile Avrupa'ya getirme gibi bir çok örnek yaşanmıştır ve yaşanmaktadır. Yine Ortadoğu kökenli çok sayıda kadın katledilmiştir. Aile içi şiddette artış yaşanırken, psikolojik baskı ve şiddet kapsamına giren eşi aldatma, çalışma hakkını kısıtlama-karşı koyma, parasız bırakarak kendine muhtaç etme, gibi sorunlar birçok göçmen toplumunda olduğu gibi Kürt ailelerinde ortaya çıkmıştır. Kürt kadın hareketi bu sorunları aşmak ve toplumsal mücadeleyi kadın ve erkeklere taşırmak için örgütlenmenin önemine vurgu yapmış, bilinçlendirme çalışmalarını komiteleşmelere, komünlere ve meclislere dönüştürmeyi esas almıştır.
Sözünü ettiğiniz meclisler, TJKE'nin temel bir çalışma ve mücadele alanını oluşturuyor. Meclislere nasıl bir misyon biçiyorsunuz?
Meclisler, kadınların kendileri ile ilgili olumlu veya olumsuz karar almalarını, hayata geçirmelerini ve kendi yaşamlarını yönlendirmelerinde önemli bir araç olmaktadır. Kadınlara gerekli olan bilinç, irade, örgütlenme, eylem ve yaşamın estetize edilmesinde bir araya gelme fırsatı ve ortaklaşma imkanı tanımaktadır. Bu nedenle yıl içinde gerçekleşen kadın kurultayı kadın haklarının güvenceye alınması için, bu yıl Avrupa'da daha önce var olan kadın meclislerine ek olarak 9 ayrı yerde daha meclis ilan edilmesine karar vermiştir.
Farklı kadın hareketleriyle ortak zeminlerde buluşma konusunda medyaya da yansıyan girişimleriniz oldu. Bu çabaların ulaştığı düzeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
TJKE, Kürt kadınlarının ve toplumunun diğer halklar ve bu halklara mensup kadınlarla yakın ilişki geliştirme ve ortak platformlarda bir araya gelme zeminlerini oluşturmaya çalışmaktadır. Bu çalışmaların geçmiş yıllara göre önemli gelişme kaydettiğini söylemek mümkün. Bazı kadın örgütleri yasalar çerçevesinde, yurttaşlık haklarının kadınlara da tam uygulanmasını ve bu konuda ki eşitsizliklerin kaldırılmasını istemekle sınırlı bir mücadele yürütmektedirler. Ancak bunların da sayısı az olsa da, bu kadınlar sistemin emeklerini sömürdüğünün farkındalar. Bu yüzden bir çok kadın örgütü ve sivil toplum hareketleri ile ortak panellerde ve konferanslarda bir araya gelme ve soruna ortak bir bakış açısı ile bakma çalışmaları her zamankinden daha iyi bir noktadadır. Bir kaç yıldır özellikle feminicide kavramı ekseninde, kadınlara uygulanan fiziki, ekonomik, psikolojik ve yapısal şiddet türlerinin kadın kırımına dahil edilmesi ve bunun hukuki yapılarla güvence altına alınması çalışmaları yürütülüyor. Bunun için bugüne kadar Kürt kadın hareketinin de desteklediği 'Kadın Kırımlarına Karşı Uluslararası Kadın Mücadelesi' kapsamında 5 konferans yapıldı. Bunun BM platformuna taşınması için çalışmalar devem etmektedir.
Ulusal zeminde de konferans çalışmalarınız oldu. Bu konuda neler diyebileceksiniz?
Evet TJKE adına, ilki Amed'de, ikincisi Hewlêr'de gerçekleşen Ulusal Kürt Kadın Konferansı'na katılım sağlandı. Bu konferanslarla Kürt kadınlarının devlet ve erkek egemenlikli sistemde yaşadığı sorunlar ve çözüm yöntemleri kapsamlı ele alınarak ortak planlamalara gidildi. Bu planlamaların en önemlisi ise, Kürdistan'da, Kürt partileri arasında çatışmalara izin vermemek ve Ulusal Konferans'ın gerçekleştirilmesi için, kadınların aktif rol alması. Ayrıca, TJKE, geçtiğimiz yıl içinde kültür-sanat alanında da önemli çalışmalar yürüttü. Örneğin ilk defa Kültür Sanat Kadın Konferansı gerçekleştirilerek Kürt Kadın Sanatçılar Birliği ilan edildi. Bu anlamda ulusal kadın korosunun oluşturulması ve kadın sanatçıların geçmişten günümüze kadar gerek besteleri gerekse stranlarının topluma tanıtılması ve bu sözlü tarihin kayıt altına alınması gibi önemli kararlar alınmıştır.
Son olarak şunu belirtmek istiyorum. Tüm saldırılara rağmen Kürt halkı her alanda büyük bedeller ödeyerek, 2012 yılında çok büyük kazanımlar elde etti. Bu kadın özgürlük mücadelesi açısından da böyledir. 2013 yılına girerken, halkımızın ve tüm kadınlarımızın yeni yılını kutluyor, barış ve özgürlüğe vesile olmasını diliyorum.
HABER MERKEZİ