AKP ve ordunun Ağrı’da devreye koyduğu provokasyonu, Türk devletinin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 2013 Newrozu’ndan bu yana başlatmış olduğu ‘’Demokratik Özgür Yaşam Süreci’’ni sabote etmeye yönelik bir darbedir. Özellikle HDP’nin Türk şehirlerinde oylarını yükseltmesi korkusunu yaşayan Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan ve AKP hükümeti böylesi provakasyonlarla Türk kentlerinde kaybettiği oy potansiyelini tekrar kazanmak istiyor. Düşüşünü önlemek için milliyetçi oylardan medet umuyor; silaha sarılıyor. Bu nedenle Ağrı’da olduğu gibi kanlı ve kirli girişimlerde bulunuyor. HDP’nin 7 Haziran genel seçimlerinde kazanması, demokrasi ve özgürlükten yana olan tüm kesinlerin kazanımı, tüm halkların ve inançların başarısı olacak. HDP’nin başarısı, AKP iktidarı ve Erdoğan’ın diktatörlüğünü engelleyecek tek ve en büyük güçtür. AKP’yi bu korku sardı ve panikte. En büyük korkusu HDP’nin Türkiye toplumunda kabul görmesi ve Türkiye’de büyümesidir. Bu nedenle AKP, HDP’nin önünü almak için kirli konseptini uygulamaya koyuyor. 

AKP’nin yerel seçimlerde binbir oyuna, hileye rağmen belediye başkanlığını kaybettiği Ağrı’da bu tezgahı kurması da tesadüf değil. Bu operasyon ve provakasyonla AKP hükümeti Ağrı halkını ve HDP’yi bir kez daha cezalandırmak istedi. AKP, Kürt halkının direnişiyle Ağrı’da aldığı yenilgi unutmadı ve intikamını her fırsatta almak istiyor. Bu operasyon HDP, Kürt seçilmişlerine ve Kürt halkının gerillası ve Ağrı’daki Kürt evlatlarına yönelik planlı ve bilinçli bir harekattır. Bununla Ağrı halkını korkutarak, sindirerek, zor aygıtlarıyla oy toplamaya çalışıyor. Hep canlı tuttuğu katliamları da Kürt halkına reva görüyor. 

Ağrı saldırısı, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yıllardır sürdürdüğü barış çabaları ve son yıllarda tüm barışçıl argümanları devreye koyarak başlattığı süreci de bitirme girişimidir. Böylesi bir operasyon ile Türk devletinin 1920’lerden bu yana Kürt halkına yönelik geliştirdiği yok etme, soykırım politikaları bir kez daha devreye konulmak isteniyor. Şêx Seidlerin idamından bu yana geliştirdiği katliamlar canlı tutularak, Kürt halkına göz dağı verilmek isteniyor. Siyaset yapan Kürt de istenmiyor. AKP hükümetinin Kürt açılımından, demokratik açılımından anladığı bu katliam politikaları, kirli konseptler, özel savaş uygulamaları ve operasyonlardır. Bunun için Ağrı’da böylesi bir askeri operasyon başlattı. Amacı uyanan Kürt’ü tekrar ya kendine benzetip betona gömmek ya da katliam politikaları ile yok etmektir. 

AKP’nin bu siyaseti çözüm süreci konseptinin Kürt halkının tasfiyesi olduğunu da bir kez daha kanıtladı. Her seçimde çözüm diyerek rant sağladığı oyalama taktiğini deşifre etti. Asıl amacının barış ve çözüm olmadığını gözler önüne serdi. Çatışma bölgesindeki görüntüler de bunun açık delilidir. Barış sürecini sabote etmek için askerini ölüme göndermekten çekinmiyor. Milliyetçi oyları kazanmak için mümkün olduğunca fazla kan akıtmak istiyor, bunun için yaralı askerleri de çatışma yerinde bırakıyor. Bu provokasyonu sadece çatışma bölgesinde değil, daha sonraki söylemleriyle de sürdürdü/sürdürüyor. 

Kürt Halkını ve HDP’yi hedefleyen açıklamalarda da bulunuyor. Bu nasıl çözüm süreci, bu nasıl demokratik Türkiye açılımı, bu nasıl halkların kardeşliği? 

Bu saldırı, tüm kesimlerce olumlu bulunan, Dolmabahçe Deklarasyonu ve iki yılı aşkın süredir sürdürülen barış çabalarına karşı da bir operasyondur. Bu kanlı girişimlere, AKP ve Erdoğan’ın barış sürecini heba eden açıklamalarına karşı demokrasi güçleri ve özgürlükten, haklların kardeşliğinden yana olan tüm kesimler tepki göstermeli. Hükümetin bu kanlı provokasyonlarına fırsat verilmemeli, AKP’nin geliştirmek istediği savaşa karşı barış talebi net ve kararlılıkla ortaya konulmalı. Barışa ve geleceğe sahip çıkılmalı. Aksi takdirde yıllar süren çabalar ardından yakalanan barış fırsatını bir kez daha yitirerek, onlarca yıl daha bu barış umudunu beklemek zorunda kalabiliriz. Ortadoğu’nun ateş topuna dönüştürülmek istendiği bugünlerde, Türkiye sınırlarında yeniden başlatılacak bu savaş sadece Kürdistan’da sınırlı kalmayacak, tüm Türkiye’yi ve halkları etkileyecek. Savaşın ateşi her kesime uzanacak. AKP ve Erdoğan’ın kendi iktidarları ve çıkarları için bu barış şansını heba etmesine seyirci kalınmamalı. Barıştan herkes sorumlu. Geleceğimizi belirlemek elimizde ve 7 Haziran seçimleri bunun fırsatını da sunuyor. Kaosa, kana, savaşa dur demek için, HDP seçeneğini var. HDP barış şansının gerçekleşmesi için en somut araç, önümüze çıkan en büyük şanstır. Bu şansın farkında olalım, sahip çıkalım!