Fadime Tiskaya, Britanya Ulusal Sağlık Kuruluşu’nda (NHS) Londra merkezli çocuk ve genç ruh sağlığı merkezlerinden birinde aile terapisti olarak çalışıyor. İngiltere’nin prestijli gazetesi The Guardian’ın yemek dergisinde Kürt mutfağını tanıtan yazılar yazıyor. Tiskaya sadece yemek tarifleri yapmıyor, aynı zamanda Kürt yemeklerinin hikayesini de anlatıyor. Amacının Kürt mutfağını hak ettiği yere taşımak olduğunu söyleyen Tiskaya hedeflerini ise şöyle sıralıyor:

* Kürt mutfağı aslında yok olmakla yüz yüze, bundan ötürü kaybolmaya yüz tutmuş tarifleri yazılı olarak kayıt altına almak.i

* Kürdistan’ın farklı yörelerinden yemek kültürlerini tanıtan bir belgesel hazırlamak istiyorum. 

* En büyük dileğim Kürt mutfağının dünya mutfağında 

hakettiği yeri almasıdır. İngilizce Kürt yemekleri kitabı yazmak ise en büyük projem.

Fadime Tişkaya ile Kürt mutfağını konuştuk.

 

Yemek yapma sevgi ve ilginiz kaynağını nereden alıyor?

Yemek yapmaya olan sevgimin en önemli kaynaklarından biri yemeğe meraklı bir aile ve kültürden gelmemdir. Yemek yapımı ve misafir ağırlama pek çok Kürt ailesi gibi bizim ailenin de yaşamın merkezinde yer alırdı. Çocukluğumda hatırladığım en belirgin manzaralardan biri küçücük evimizi dolduran misafirlere yapılan ve yer sofralarında servis edilen yemek merasimleri idi. Bu durum uzun yaz aylarını geçirdiğim köyde de böyleydi. 

Babaannem Aşşey, bizim köydeki o dönemin belki de en büyük, en verimli ve en bakımlı bostanına sahipti. O bostanda yetişen binbir çeşit sebze ve ottan çok çeşitte yemekler yapar, fazla yetişen sebzeleri de komşulara bolca dağıtırdı. Domates, salatalık, fasulye, kabak vs. çeşitlerinin yanında, havuç, şeker pancarı, bezelye gibi o dönemde pek çok kimsenin yetiştiremediği sebzeler de yetiştirirdi. Bununla da kalmaz dağlarda yetişen yabani ot ve sebzeleri de toplar ve bunlarla inanılmaz lezzetli yemekler pişirirdi. Hayatımda hiç unutamayacağım kereng, ya da Türkçe adıyla kenger ve gazzik (ısırgan otu) ile yapılmış pilavlarını bir daha hiç bir yerde rastlamamın mümkün olmadığının farkındayım.

 Uzun yazların yanısıra, çocukluğumun ve ergenlik dönemimin önemli bir bölümü de Antep’te geçti. Bu olağanüstü ilginç şehir çevresindeki pek çok kültürden her anlamda etkilenmdim. Pek çok farklı etnik kökenden insanın bir arada yaşadığı ve köy yaşamından pek uzaklaşmamış bir kenttir Antep. Bu faktörlerin etkisi doğal olarak yemek kültürünü de yakından etkiledi. Öylesine zengin bir mutfağı olan bir şehirde yaşamanın yemek yolculuğumda kuşkusuz çok önemli bir yeri olduğunu düşünüyorum.

Yaşadığımız bölge hiç bir şekliyle göz alıcı bir yer olmasa da, günlük sebze meyvenin bol olduğu, yerel zeytinyağı, salça imalathanelerinin çokça bulunduğu bir yerdi. Öyle ki annem ne yemek pişireceğine pazara gittiğinde karar verirdi. Pazardan gelirken kasaba uğrar, fırından taptaze pişmiş ekmeği de alır eve dönerdi. Pazar yolculukları bizler büyümeye başlayınca çocuklar olarak üstlendiğimiz bir görev haline gelmişti. Annemin hemen alışveriş poşetlerini apar topar geri getireceğini bildiklerinden, kasap en taze eti, sebzeci en güzel sebze meyve ile bizi yolcularlardı eve. Böyle bir ortamda büyümek, doğal olarak yemeğe olan ilgimi arttırdı.

 

Londra gibi çok kültürlü bir atmosferde bulunmanın bu ilginizi beslediğini düşünüyor musunuz?

Londra gibi çok kültürlü bir kentte 15 yıl gibi uzun bir süre yaşamak yıllarca içimde yatan yemek ilgimi tetiklediğini rahatlıkla söyleyebilirim. Londra, farklıkların barındığı ve bu farklılıkların çok büyük bir tutkuyla kutlandığı eşsiz bir memleket. Bu muhteşem şehrin yemek kültürü de bu çok kültürlülüğün en önemli göstergesi haline gelmiştir. Böylesine bir kentte yaşamak, Hindistan mutfağından, İtalyan, Çin, Meksika, Vietnam, İspanyol vs. mutfağına hemen her mutfaktan yemekleri tatma ve kendi mutfağımda pişirme fırsatları verdi.

 

Kürt mutfağını dünya yemekleri arasında nerede görüyorsunuz?

Kürt mutfağı maalesef dünya mutfakları arasında namı hemen hiç bilinmeyen bir mutfak. Asimile edilmemek için yüzyıllardır inanılmaz bir uğraş ve savaş verdik ve vermeye devam ediyoruz. Kültür öğelerimizin özellikle edebiyat, müzik ve diğer sanat alanlarında daha fazla yaşatılma olanağı varken maalesef yemek alanında pek kayda değer ciddi bir çalışma yapılmamış. Bu da elbette ki yaşam savaşı vermenin doğal bir sonucu.

Özellikle İran, Türk, hatta Yunan ve Akdeniz mutfağı gibi dünyada iyi bilinen mutfakları çok derinden etkilemesine rağmen Kürtler üzerine uygulanan yok sayma politikaları sebebiyle, maalesef Kürt mutfağının dünyada aynı derecede kendi namıyla tanınmaması durumuyla karşı karşıyayız. En büyük dileğim ve umudum Kürt mutfağının dünya mutfakları arasında çok gecikmiş de olsa hakettiği yeri almasıdır. Benim naçizane çalışmalarım da bu hedefe yönelik katkı sunarsa dünyanın en mutlu insanlarından biri olurum.

 

Kendi çabalarınızla Kürt mutfağına ait yemekleri kayıt altına alıyorsunuz. Bu nasıl başladı? Neden böyle bir ihtiyaç duydunuz?

Londra’da yaşamaya başladıktan sonra benim için paha biçilmez olduğunu düşündüğüm, dünya mutfaklarını keşfetme ve yakından tanıma fırsatım oldu. Bu yeni keşifler büyüdüğüm bölgelerin yemeklerini de yeniden keşfetmeme ve aynı zamanda kendi mutfağıma aktarma çabasını da başlattı. Bütün bu yemek serüvenleri Kürt yemeklerine farklı bir gözle bakmama mahal veren bazı düşünceleri de uyandırdı. Örneğin Kürt yemeklerinin dünya mutfakları arasında “sessiz kahramanlar” rolünü oynadıklarını ve bunun Kürt kimliğine ve kültürüne olan genel bir tutumun sonuçlarından sadece biri olduğunu gördüm. Nasıl ki Kürt kimliği Ortadoğu toplumları arasında yok sayılmışsa, Kürt yemekleri de çevresinde bulunan, egemenlikleri altında oldukları ülkeler tarafından ya yok sayılmış ya da kendilerine mal edilmiş olduğunu farketmeye başladım. Bu düşüncelerile Kürt yemeklerinin sadece kendim için değil, toplum genelinde de kayıtlarının yapılması gerekliliği sorumluluğu ile başladım işe. Böylece Londra’da Kürtçe ve Türkçe yayın yapan Telgraf gazetesi aracılığı ile kendi çabalarımla biraraya getirmeye başladığım yemek tariflerinin tanıtıldığı Kürt mutfağından yemek tariflerini her hafta The Kurdish Cook (Kürt Aşçı) isimli köşeye taşıdık.

 

İlgi ne düzeyde? Sizinle Kürt mutfağından yemek paylaşımında bulunanlar oluyor mu?

Gazete köşesine yönelik aldığım ilgiden inanılmaz derecede memnunum. Gelen mesajlar, çevreden aldığım yorumlar çok teşvik edici ve doğru yolda ilerlediğimin en büyük göstergesi diye düşünüyorum. Konuştuğum pek çok kimseden kültürel anlamda çok önemli ve eşsiz bir boşluğu doldurduğumu duymak çok hoşnut edici bir durum. Yemek tariflerimi uygulayanlar ve benimle iletişime geçenler de oldu. Hatta kendi yemek tariflerini benimle paylaşmak isteyenler de vardı. Yemek öyle bir şey ki çok söze gerek kalmadan sohbet ve iletişim ortamları yaratabiliyor.

The Kurdish Cook köşesinin başlaması ile hayatımda ilk defa kullanmaya başladığım sosyal medya ile de tanıştım. Yarım yamalak kullanmayı öğrendiğim facebook, twitter ve instigram gibi sosyal medya araçları ile de daha geniş bir kitleye ulaşma fırsatları oluştu.

 

Kürt mutfağı kapsamında gerçekleştirdiğiniz diğer çalışmalarınız nelerdir?

2014 Temmuz ayından itibaren İngiltere’nin en saygın gazetelerinden The Guardian gazetesinin yemek dergisinde pek çok yemek tariflerimi paylaşmaktayım. Gönderdiğim tarifler arasında geleneksel Kürt yemeklerinden ve büyük ilgi duyduğum dünya mutfaklarından esinlenerek, kendi tarzımda hazırladığım pek çok klasik ve modern tarifler bulunmakta. Kırkın üzerinde yemek tarifim bu dergide basıldı. Bunlardan bazıları haftanın en iyi tarifi olarak seçildi. Böylesine prestijli büyük bir gazetenin yemek yazarlarının gönderdiğim tariflerini kendi mutfaklarında denemeleri, beğenmeleri ve yayınlamaları inanılmaz heyecan ve mutluluk verici bir durum.

The Guardian’a yazdığım yemek tariflerinin pek çoğu doğal olarak Kürt yemeklerinden esinlenerek yaptığım yemeklerdir ve bu yemeklerin özellikle ilgi görmesi ve beğenilmesi elbette çok daha özel bir durum. Tariflerimin yayınlandığı bu köşenin en güzel yanlarından biri ise yemeklerin hikayesi ile birlikte yazmak. Bu hikayeler yemeklerin meraklılarının hafızalarında daha iyi yer etmesine ve bununla birlikte Kürt kültüründen kesitler okumalarına imkan sunmakta. Bu anlamda Kürt yemeklerinin dünya mutfakları arasındaki hak ettiği yeri alması için verdiğim çabalardan biri olarak gördüğüm bu çalışmanın önemi günden güne artmakta.

 

Farklı plan ve projeleriniz var mı?

Çok sayıda proje fikirlerim var ve bunu da özellikle de Kürt yemekleri alanındaki büyük heyecanıma bağlıyorum. Uzun dönemli projelerimden biri Birleşik Krallıkta yaşayan, Kürdistan’ın dört bir yanından gelen Kürtlerle görüşüp onlardan kendi yörelerine ait yemek tariflerini öğrenmek, filme çekmek, bir belgesel hazırlamak ve aynı zamanda bu tariflerin yazılı bir kaydını tutmak.

Kürtler olarak göç etmeye mahkum edilmiş bir toplumuz. Göçün kaçınılmaz sonuçlarından biri de kültür unsurlarının zamanla kaybolması olarak görülmekle beraber, yemek, yerleşilen coğrafyalarda kültürün yaşatılması, devamı ve en önemlisi gelinen köklere bağlılıkları benimseme bakımından çok önemli bir rol oynar. Bu anlamda göç edilen coğrafyalardan biri olan Birleşik Krallık’ta yaşamlarını devam ettiren Kürtlerin bu coğrafyada yemek kültürlerini nasıl yaşattıkları konusunda bir araştırma başlatmanın önemli bir başlangıç olduğunu düşünmekteyim. Bu yöntemle kaybolmaya yüz tutmuş tarifleri de kayıt altına alma fırsatları yaratmayı düşünüyorum. Bu elbette ki çok kapsamlı bir proje ve ciddi bir planlama gerektiriyor. Bu çalışmanın şu an itibari ile temelleri üzerine çalışmaktayım. Daha uzun vadede ise oldukça kapsamlı bir Kürt yemekleri kitabı yazma projem var. Bu kitap üzerinde tahmin edemeyeceğiniz düzeyde fikirlerim var ve güvendiğim dostlarımın yanında profesyonel anlamda da pek çok kişi ile fikir alışverişlerim devam etmekte. En nihai hedefim ve arzum ise bu kitabın Kürtçe ve İngilizce olarak basılması ve başta Avrupa ve Kürdistan olmak üzere çok geniş ve uluslararası bir kitleye ulaşması diyebilirim.

Başta da bahsettiğim gibi daha geniş bir kitleye ulaşmak ve projelerim ve yemek tariflerim hakkında fikir alışverişleri yapmak bütün bu çalışmaların ana noktası. Bu sebeple okuyuculardan bu konuda görüş alışverişi yapmak beni çok mutlu eder. Benimle iletişime geçmek isteyen bu konuya ilgili meraklı kimseler aşağıdaki yollarla ulaşabilirler. 


SUNA ALAN / LONDRA