Ahlak kalmayınca!*

Forum Haberleri —

30 Kasım 2020 Pazartesi - 23:00

  • Maalesef ki, ülkemizde kaybedilmiş en büyük değer “ahlak”tır. Ahlaksızlığın en çok pirim yaptığı ülkelerin başında Türkiye geliyor. İktidarı ayakta tutabilmek için algı yönetimi ve ahlaksızlık sınır tanımadan devam ediyor.

SİBEL DEMİREL

Ahlak nedir? En basit anlatımıyla; neyin doğru, neyin yanlış sayıldığı ya da sayılması gerektiğini söyleyen ilkeler sistemidir. Sosyologlar bunu böyle tanımlıyor. Freud’e göre ise ahlak toplumdan bağımsız olamaz.

Bana göre ise ahlak toplumdaki ilişkilerimizi düzenleyen beli kuralları olan hareket, davranış biçimidir. Belli sınırları ve kuralları olan bir sistemdir.

Bu konuda anlatılan bir hikayede anlatılır; Ateş, su ve ahlak birlikte seyahatte çıkıyor. Ahlak soruyor: “Üçümüzden biri kaybolursa birbirimizi nasıl bulacağız?” Ateş, şöyle der: “Ben kaybolursam, dumanı nerede görürsen oraya doğru gel, beni bulursun.” Su da şöyle der: “Ben kaybolursam, nerede bir şırıltı duyarsan o yöne doğru yürü. Hemen ben orada olacağım” der. Ahlak ise; “Beni bir kaybettiniz mi, bir daha bulamazsınız.”

Maalesef ki, ülkemizde kaybedilmiş en büyük değer “ahlak”tır. Ahlaksızlığın en çok pirim yaptığı ülkelerin başında Türkiye geliyor. İktidarı ayakta tutabilmek için algı yönetimi ve ahlaksızlık sınır tanımadan devam ediyor. Herkesin bir fiyatı var. İktidar istediği kişiyi istediği yerde veya her alanda satın alarak kullanıyor. Bu yılki kısa tatilimde gördüğüm en üzücü şey şuydu; Herkes birbirine nefretle bakıyor. Birbirini her an boğazlayacak gibi, veya hen an birşeyler olabilir ruh haliyle sokakta bir tedirginlik. Pahalılık, ekonomik kriz, dolar veya euronun artışı da tedirginliği arttırıyordu. Sokakta çocuğunun eğitimi için internet parası dilenenleri de açım diyeni de gördüm. İntiharları da, esnafın her dakika biz bittik, deyişlerine de tanık oldum.

Algıyla ülkeyi yönetenler, bindikleri sözde milliyetçi gemiyle birlikte, Titanik gibi duvara çarpacak ve suyun derinliklerine batacak. AKP iktidarının kendi yarattığı burjuvazisi ise hayatından gayet memnundu. Bir kişinin ik dudağı arasına sıkışmış bu ülke eğer kendi dinamikleriyle birşey yaparsa yapar. Gezi direnişi buna örnektir. Erdoğan, halen adını duyduğunda korkmaya devam ediyor. Onun için hala içerde tutulan Kavala, Fethullah Gülen hareketinden daha tehlikeliydi.

Bu ülkenin ana muhalefet partisi lideri, mafya babaları tarafından tehdit edilirken, iktidar buna alkış tutuyor. Muhalefetteki partilerin tutumu ise hayret vericidir. Erdoğan en büyük reformunu devleti ve iktidarı mafyaya teslim ederek yapmıştır. TC devletinin en büyük ve en aşağılık hareketi budur. Sıfırı tükettiklerinin açık ve net durumu budur.

Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ gibi siyasetçilerle birlikte muhalefet demir parmaklılar arasında kalmıştır. Gemi bu ahlaksızlıklarla daha da su almıştır. Bu ülkenin hakları (dinamikleri) ile bir şeyin yapılmasının zamanı gelmedi mi daha? Artık seksen milyonun bu işe el atması gerekmektedir.

Ezilen haklar, emekçiler olarak hepimiz aynı gemideyiz. Zaman haksızlıklara karşı haykırma zamanıdır, canımız pahasına da olsa. Hepimiz depremlerde enkaz altında kalan insanlar gibi kurtarılmayı bekliyoruz. Bu böyle devam ederse kimsenin ışığı görecek şansı olmayacaktır. Uyanın, Türkiye halkları!

* Okur mektubu

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.