Ulusal tarih anlatısı inşa süreçlerinde görsel-etnografik materyallerin önemli bir katalizör işlevi gördüğüne kuşku yok. Etnolojinin bağımsız bir disiplin olarak gelişimi ile ulus fikrinin politik bir proje olarak tarih sahnesinde serpilip kök salması arasında interaktif bir ilişki olduğunu söylemek yanlış olmasa gerek.

18. yüzyılın epey sınırlı kitle iletişim araçlarıyla "hayali cemaati" gözle görülür kimi tarihsel referanslara başvurmadan sadece toplumsal bilinçte kurgulamak hayli zahmetli olurdu. Ulusun büyük ölçüde kurgulanmış tarihi, etnik geçmişin derinliklerine gömülmüş folklorik alet ve edevatların gün yüzüne çıkarılmasının da tarihidir bu anlamda.
Kürt antropolog ve tarihçilerin son yıllarda etnik materyalleri gün yüzüne çıkarma hususunda yaptığı çalışmalarda hem niceliksel hem de niteliksel anlamda ciddi bir artış göze çarpsa da devletsiz bir toplum olarak Kürtlerin tarihine ve kültürel hayatına ilişkin görsel-etnografik ürünlerin epey sınırlı olduğu da bir gerçek. Bu anlamda Kürt tarihine dair her görsel materyal, paha biçilmez bir hazine değeri taşımaktadır.
16. yüzyıldan başlayarak 20. yüzyılın başlarına kadar Batılı oryantalistlerin Kürdistan'a yaptıkları seyahatlerden geriye kalan sınırlı sayıdaki görsel kayıtları saymazsak, Kürt sosyal hayatının birkaç yüzyıl öncesine dair bir çizim, resim ya da fotoğraf bulmak neredeyse imkansız gibi. Bu acı gerçek eldeki sınırlı sayıdaki malzemeyi, haliyle, olduğundan fazla değerli kılıyor. Ancak Polonyalı ressam Alexander Orlowski'nin (1777 – 1832) Kürt görsel etnografyasına önemli bir katkı sayılabilecek yapıtlarının Kürt araştırmacılar tarafından şu ana kadar hak ettiği ilgiyi gördüğünü söylemek güç.
Polonya ulusal ayaklanmasının alacakaranlığında başlayıp Petersburg'ta noktalanan 55 yıllık yaşamına sığdırdığı ölümsüz eserler arasında Kürtlere dair de birkaç baş baskısı çizimi bulunan Orlowski'nin eserleri, Kürt etnoloji cenahında keşfedilip yorumlanmayı bekliyor bir anlamda.
Orlowski'nin at sırtında askeri üniformalar içinde resmettiği "İki Kürt Süvari"nin (Two Kurdish Cavalrymen) çizim tarihi, 1820. Eser, 1925 yılında Britanya Müzesi (British Museum) tarafından T.W. Briggs'ten satın alınmış. Satıcının eseri nerede, kimden ve nasıl edindiğine ilişkin herhangi bir bilgi yok. Eser birkaç taş baskısı başka eserle birlikte müzeye satılmış ve halen müzenin koleksiyonunda duruyor.
Britanya Müzesi'nde bulunan taş baskısı çizim dışında ressamın Kürtlerin dünyasını resmettiği bilinen iki önemli eseri daha var. Biri "Çadırlardaki Kürt Aile" (Kurdish Family in Tents), diğeri ise portre tekniği kullanılarak resmedilen "Bir Kürt Beyi"nin (A Chief of the Kurds) tablosu.
"Çadırdaki Kürt Aile" çizimi 1968 yılında Emeryk Hutten-Czapski adlı koleksiyonerden satın alınmış. Eserin baskı tarihi 1820-24 arası diye tahmin ediliyor. Etnik ve yerel öğelerin ustaca serpiştirildiği bu eserde, Kürdistan'ın herhangi bir bölgesinde yaşayan göçebe bir ailenin sıradan günlük hayat aktivitelerinin neredeyse tümü tek bir kareye ustaca sığdırılmış.
Ressamın Bir Kürt Beyi adlı etkileyici çalışması ise 1824 yılında R. Ackermann tarafından Londra'da basılıp yayınlanıyor. Resimdeki beyin üzerindeki geleneksel Kürt askeri teçhizat ve aksesuarları, mekanın Doğu Kürdistan olduğu izlenimi veriyor. 1980 yılında New York'ta Stanislaw Jordanowski'nin koleksiyonundan satın alınmış olan resmin tahmini fiyatı üç ile beş bin Sterlin arası. Bu iki taş baskısı çizim, ünlü müzayede salonu Christie'sın açık artırma yoluyla satılacak eserler bölümünde alıcılarını bekliyor. Yaklaşık iki yüzyıl öncesine ait "Çadırdaki Kürt Aile" çiziminin tahmini fiyatı ise altı ile dokuz bin Sterlin arasında.
İngilizce kaynaklarda Polonya'dan Kürt topraklarına uzanan bu enteresan görsel öykünün arka planına ilişkin bilgi ve belgeler hayli sınırlı. Rus ve Polonya arşivlerinde Orlowski'nin Kürtlerle temasına dair güvenilir verilere ulaşmak daha olası gibi görünüyor. Savaş meydanlarının romantik ressamının Kürt topraklarına ne zaman yolculuk yaptığına ilişkin net bir kayıt yok.
1777 yılında Varşova'da bir hancının oğlu olarak dünyaya gelen Orlowski'nin daha çocuk yaşlarda bir resim dahisi olduğu yakın çevresi tarafından keşfedilir. Sanat düşkünü bir prenses olan Isabella Czartoryskich tarafından, eğitim alması için dönemin saygın resim atölyelerinden birine gönderilir. Genç yaşlarda resim çalışmalarının yanı sıra politik faaliyetlere de ilgi duymaya başlar. Polonya'nın Rusya İmparatorluğu'na karşı verdiği ulusal kurtuluş mücadelesine 17 yaşında gönüllü bir militan olarak katılır. Ulusal devrimcilerin Rusya karşısındaki ağır yenilgisinden sonra bir süre gezici eğlence gruplarında çalışır. 1802 yılında ise Litvanya'ya, hemen sonrasında ömrünün sonuna kadar yaşayacağı St. Petersburg'a yerleşir.  
St. Petersburg'ta daha çok resim çalışmalarına ağırlık verir ve burada akademisyen unvanı kazanır. Bu dönemde el işinden grafiğe, pastelden sulu boyaya resim sanatının birçok tekniği ile önemli ürünler verir. Orlowski, Rusya İmparatorluğu sınırları içerisinde taş baskısı resim tekniğinin mucidi olarak kabul ediliyor aynı zamanda.
1819 yılından itibaren ise grafik sanatçısı olarak Rus ordusunun Topografya Dairesi'nde çalışmaya başlar. Buradaki görevi ona dönemin Rusya'sının uçsuz bucaksız topraklarında seyahat etme olanağı da sağlayacaktır.
Orlowski'nin Kürtlerle temas ve tanışıklığı bu dönemde gerçekleşmiş gibi görünüyor. Kürtlere ilişkin üç çizimini de 1820 ve 1824 tarihleri arasında karalamış. Ancak resmettiği manzaraların tam olarak Kafkasya'da mı yoksa Kürdistan'da mı olduğuna ilişkin kimi belirsizlikler var. Birkaç resminde at sırtında canlandırdığı Fars askeri karakterlere de yer vermesi, ressamın Doğu Kürdistan içlerine kadar seyahat ettiğine ilişkin bir kanıt sayılabilir. Özellikle muharebe sahnelerini betimlediği kimi resimlerinde Kazaklar başta olmak üzere farklı Kafkas halklarından savaşçılara yer vermesi ve İki Kürt Süvari'deki askerlerin Rus ordusunda görev yapan Kafkas Kürtlerini andırması, mekanın Kafkasya olduğu ihtimalini güçlendiriyor.
Ancak mekan ister Kürdistan olsun ister Kafkasya, tuvalde hayat bulan karakterlerin yüzünde ortak bir kaderin bilinci var sanki: Bu romantik süvariler, bir ulusun tarihinin iki asır öncesinden bugüne taşınacak oluşlarının vakarını taşıyorlar.
Etnik-görsel materyaller ulusal tarih anlatılarının suskun öykücüleridir bir anlamda. Dondurulmuş anın kuytuluklarında dile gelmek için ulusal belleğe eklemlenmeyi beklerler sabırla.