‘Kobanê’ye gitmek bir akraba müdafaasıdır... Aç da haritaya bir bak: Kobanê dediğin yer Fizan’da falan değildir.

Urfa var ya Urfa... İşte o Urfa’nın kazası Suruç’un bir mahallesidir Kobanê.
Suruç’tan yüz adım atsan...
Bir de bakmışsın ki Kobanê’desin.
-Suruç’un evleri ile Kobanê’nin evleri sırt sırtadır.
 Suruç’tan bağırsan Kobanê’den duyulur.
-Suruç ile Kobanê akrabadır: Amca oğullarını, dayı kızlarını Berlin Duvarı gibi bir duvar bile değil, sadece bir tel örgü ayırır.
-Suruç’ta pişen yemek Kobanê’de yenir.
-Kobanê’de demlenen çay, Suruç’ta içilir.
Velhasıl Suruç ile Kobanê arasında zerre kadar bir uzaklık yoktur.
Ne maddi olarak, ne manevi olarak...
Şimdi elini vicdanına koy da cevap ver:
Eli kanlı bir sapık çete, iki metre ötende akrabalarını öldürürken...
-Yerden taşı kaptığın gibi koşup gitmez misin yardıma? Sınır mınır dinlemeden atmaz mısın kendini oraya?
-”Gün namus günüdür” diye şöyle bir yekinmez misin?
-Sağına soluna bakmadan can havliyle atılmaz mısın akrabaların mahallesine?
-”Haksızlığa elinle müdahale etme” imkânını sonuna kadar zorlamaz mısın?
-Silahın yoksa bile tırnaklarını sokmaz mısın devreye?
“Nasıl olur da Kürt gençleri Kobanê’ye savaşmaya gider” diye “bik bik” yapanlara(x) hatırlatırım: Kobanê’ye savaşmaya gitmek...
Polisin, otoritenin, güvenliğin kalmadığı bir yerde...  Hiçbir tereddüt göstermeden ve hiçbir şeyi umursamadan... Yan binadaki komşuya ya da karşı mahalledeki akrabaya yardıma koşma refleksi göstermekten başka bir şey değildir.” Bu yazı bana ait değil. Ben bu konuda, bu kadar güzel bir yazı yazamazdım. Yazı, Hürriyet yazarı Ahmet Hakan’a ait.
Ahmet Hakan, “neden Kobanê’nin çözüm süreciyle doğrudan ilgili olduğunu”, bundan söz etmeden mükemmel bir şekilde ifade etmiş. Onu tebrik ediyorum. Ve bu “girişten” sonra, Başbakan yardımcısı, eski danışman Yalçın Akdoğan’la Hüseyin Yayman’ın yaptığı röportaja geliyorum.
Bu röportajda, Yalçın Akdoğan, hükümetin IŞİD ve Kobanê politikasını, Ahmet Hakan’ın yazısından da “mükemmel” bir şekilde ifşa etmiş bulunuyor. Bu konuşmada Akdoğan , Hükümet’in Kobanê’ye karşı IŞİD’la kurduğu suç ortaklığı yaptığını, satırların arasına “ürkekçe” gizlemiştir. Bu konuşma “mükemmel” bir itiraftır. Tüm konuşma boyunca Akdoğan, IŞİD’ın Kobanê’ye karşı yürüttüğü vahşi saldırıya karşı tek sözle bile karşı çıkmıyor, saldırının lafını bile etmiyor, buna karşılık, PYD’yi açıkça ve tümüyle uydurma iddilarla suçlayarak, onun bu “saldırıyı hak ettiğini” aynen şöyle dile getiriyor:
“PYD kendi halkına karşı büyük zulümler yapan Esad rejimine karşı muhalif olmaktan çok ‘bekle gör veya durumdan faydalan’ stratejisiyle hiçbir şeye karışmama politikası güttü. Pragmatik bir yaklaşımla hareket ediyor. İlkesel davranmak yerine güç dengeleri arasında ben ne koparabilirsem yaklaşımıyla hareket ettiği için de bugünkü darboğaza sürüklendi ve kendi alanını daralttı. Kendinizi müstakil bir güç gibi görür ve büyük bir kudret vehmederek yanlış yerde pozisyon alırsanız, ilk fırtınada sürüklenir gidersiniz.”
Yaşlıların, kadınların ve çocukların trajedisi ve terörist katliam karşısında Başbakan Yardımcısının lafları böyle. Akdoğan IŞİD’ın saldırısını “ilk fırtına” diye tanımlamış ve Kobanê’nin bu “fırtına” karşısında “sürüklenip gittiğini” söyleyerek, bu durumu “en hafif deyimle “selamlamıştır.”
Tekrar Ahmet Hakan’a dönersek... O, yazdığı yazıyla “Kobanê’de IŞİD’a karşı savaşmanın neden çözüm sürecinin bir parçası olduğunu, Suruç ile Kobanê’nin aynı şey olduğunu” söyleyerek kanıtlamıştı. Akdoğan ise şöyle dedi:
“Suriye’de yaşananlar çözüm sürecinin ajandasında yer almamaktadır. Bu bağlantılı bir konu değildir. Gelişmeleri dolaylı olarak etkileyebilecek ilişkili bir konu olarak görülebilir. HDP’lilerin bu konuyu çözüm sürecinin bir maddesiymiş gibi öne sürmeleri de yanlış olur.”
Akdoğan Hakan’ın yazısını okumalıdır.
(x) “Bip bip” yapanlardan birisi de Ahmet Hakan’ın köşe komşusu Mehmet Y. Yılmaz...Dünkü yazısında “bu savaş bizim savaşımız değil” başlığıyla bir yazı yazdı. El cevap, bu savaş senin ve senin devletinin savaşıdır; siz IŞİD’la birlikte Kobanê’ye ve Rojava Devrimine karşı kanlı ve vahşi bir savaş yürütüyorsunuz...