
AKP Hükümeti, Kürt sorununda rehin politikası izlerken, cezaevindeki tutsakları sürgün ederek ailelerini de cezalandırıyor. Çoğu yaşlı ve hasta olan anne-babalar, Kürdistan'dan Türkiye'nin en ücra şehirlerine sürgün edilen çocuklarını görebilmek için yüzlerce kilometrelik yol kat etmek zorunda kalıyor. Çoğu aile, maddi olanaksızlıklar nedeniyle aylarca yıllarca çocuklarının yanına gidemiyor.
Eşi ile birlikte oğlu da cezaevinde olan 75 yaşındaki Hasina Güler, ömrünü cezaevi kapılarında geçirenlerden sadece biri. Güler'in hasta olduğunu belirttiği 76 yaşındaki eşi Diyarbakır D Tipi Cezaevi'nde, oğlu ise Kocaeli-Kandıra F Tipi Cezaevi'nde tutsak.
Hasta olan eşinin cezaevinde ihtiyaçlarını karşılayamaz durumda olduğunu, geçirdiği kalp ameliyatları nedeniyle zor günler yaşadığını ifade eden Güler, "Eşim yaklaşık 19 yıldır cezaevinde ve orada hasta oldu. Yürümekte bile zorlanıyor. Oğlum da 12 yıldır cezaevinde. Eskiden ikisi Diyarbakır'da birlikte cezaevindeydi ama daha sonra oğlumu Kandıra'ya sürdüler" dedi.
Oğlu ile eşini birbirinden ayıran devletin kendilerine işkence çektirdiğini ve oğlunun yanına iki yıldır sadece bir kez gidebildiğini söyleyen Güler, "talebim oğlumun, babasının yanına getirilmesidir. Çünkü eşim tek başına yaşamaz durumda. En azından onun yanına getirilirse belki biraz daha iyi olur" şeklinde konuştu.
Üç çocuğu sürgün
Üç çocuğu da cezaevinde olan Nazime Yürek'in (50), iki oğlundan biri Kandıra F Tipi, diğeri Sincan F Tipi'nde. Kızı ise Gebze Kadın Tutukevi'nde. Kalp hastası olduğunu, maddi durumlarının da elvermediği için çocuklarını göremediği için acı çektiğini dile getiren anne Yürek, "Çocuklarımın her biri başka bir cezaevinde. Hepsini Türkiye'deki en uzak cezaevlerine gönderdiler. Hepsinin ayrı hastalıkları var. Çocuklarımızı haksız yere tutukladılar sonra da hepsini bizden uzağa götürdüler. Hem maddi durumum yok hem de hastayım. Ben hangisine gideyim, hangisine gitmeyeyim?" sorusunu sordu.
Devlet bize işkence ediyor
21 yıldır tutsak olan oğlu Mehmet Akpolat'ın, Amed'den Rize Kalkandere L Tipi Cezaevi'ne sürgün edildiğini belirten Hanife Akpolat (54) da oğlunun 13 yıldan bu yana tek kişilik hücrede tutulduğunu ifade etti.
1994 yılında gözaltına alınıp tutuklanmadan önce 3 ay boyunca gördüğü işkencelerden dolayı oğlunun hasta düştüğünü söyleyen anne Akpolat, oğlunun tedavi görürken apar topar Rize'ye sürgün edildiğini anlattı. Maddi durumu kötü olması yüzünden sürgün edilen oğlunun yanına gidemediğini belirten anne Akpolat, yaşadıkları mağduriyeti şu sözlerle ifade etti: "Ben ve eşim kalp hastasıyız, ikimiz de görüşe gidemiyoruz. Oğlumu yakınıma getirsinler, hiç değilse iki ayda bir gidip görme imkanım olsun. Devlet, çocuklarımızı sürgün ederek, hem bize hem de çocuklarımıza işkence çektiriyor."
Her biri 70'lik analar…
Sincan F Tipi'ne gönderilen Ayetullah Ay'ın annesi Hedayet Ay (60), Samsun Vezirköprü M Tipi Cezaevi'nde tutulan Mizbah Kaya'nınannesi Halise Kaya (70) ve Çankırı'ya sürgün edilen Sedat Görenç'in annesi Saadet Görenç 'in (64) de talepleri aynı.
Tutsak yakınlarının hukuki yardım talebiyle başvurduğu İHD Şube Başkanı Raci Bilici, devletin bilinçli bir politika izlediğine dikkat çekerek, "Özellikle uzak illere sürülen tutsakların aileleri ile bağları koparılmak isteniyor. Adalet bakanlığına tekrar başvurularımızı yapacağız" diye konuştu.
Bir sürgün daha
DİHA'ya mektup gönderen Salih Beyhan isimli tutsak, bulunduğu Adıyaman E Tipi Kapalı Cezaevi'nden, Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi'ne sürgün edildiğini belirtti. Arama yapıldığı sırada başgardiyanın kendisine hakaretlerde bulunduğunu, bunu kabul etmediği için de bir grup gardiyan tarafından darp edilerek 12 gün hücrede tutulduğunu anlatan Beyhan, hücrede açlık grevine başladığı için 5 günlük hücre cezası daha aldığını söyledi. Kendisini darp eden gardiyanlar hakkındaki suç duyurusunun ise "takipsizlikle" sonuçlandığını kaydeden Beyhan, hakkında "memuru tehdit etmek" suçlamasıyla açılan davanın 25 Şubat'ta görüleceğini belirterek yardım çağrısında bulundu.
İSMAİL ESKİN / DİHA/AMED