PKK tarafından “Devrimci harekat” olarak açıklanan ve Şemdinli-Beytüşşebap bölgesinden başlayıp genişleme eğilimi gösteren alan hakimiyeti yeni bir döneme girildiğini gösteriyor. Bölgedeki durum ile ilişkisi de göz önüne alındığında Türkiye siyasetinde, medyasında, iş aleminde etkili olanların bu yeni durumu doğru değerlendirmeleri gerekiyor. Ama ne var ki bunu beklemek ölü gözünden yaş beklemekten bile daha umutsuz gibi. Başbakanın son konuşması ve medyadaki kalemşörlerinin aymazca destekleri-kışkırtmaları ülkenin geleceğini iyice karartıyor. Başbakan, tayfası ve medyası düşüşe geçen bütün diktatörler gibi saltanatını bir gün daha uzatma peşinde. Gerisi umurunda değil.
Başbakan’a ve medyasına bakarsak bütün mesele ajanlar, hainler, taşeronlar vb.dir. Onlar da zindanlara tıkılıp vurulup kırılıp asılacaktır. Böylece memleket güllük gülistanlık olup bütün sorunlar çözülecektir. 90 yıldır süren ve bütün temel sorunları bastırarak-ezerek çözeceğini zanneden bu statükocu kafadan ve yarattığı sonuçlardan hala bir ders alınmamış. Döne döne “statükoya son verdik, vesayeti kaldırdık” diyenler dönüp dolaşıp statükoculuğa çivilenip kalmışlardır.
Şu açık ki tarih boyunca her ülkede, her devirde ajanlar, hainler, taşeronlar olmuştur. Ama bunlar dönemine göre efendilerine ne kadar yararlı olurlarsa olsunlar, peşlerine milyonları takacak-milyonlara umut olacak bir siyasal hareket olamazlar. Dolayısıyla toplumda ve tarihin gidişatında bir iz bırakamazlar. Hatta çoğunun ismi bile kalmaz. Bir dönem Türkiye’yi kasıp kavuran Evren-Çiller-Ağar-Güreş çetelerini hatırlayan kaldı mı? Onların cinayet ve katliamlarının halka ne yararı oldu? Bugünkü AKP çetesi inkar-imha siyasetini sürdürdükçe halka ne yararı olabilir?
Bir gazeteci üst üste gelen ve çok sayıda insanın hayatına mal olan son olaylar karşısında “Lanetli miyiz?” başlığını atmış. Buna evet denilebilir. Kendi halkının en temel insan haklarını gaspeden, kendi halkını susturmak için her türlü statükoculukla ve her türlü dış güçle işbirliği yapan taşeron AKP lanetlidir. Yangın-sel-trafik kazası-kan davası-kadın katliamı-çatışma-terör vd. her ne sebeple olursa olsun her gün bu kadar insanın öldüğü, bu kadar insanın zindana atıldığı bir ülke lanetlidir. Hiç bir hükümet suçu başkasına, hele hele dışarıya atamaz.
Roboskî ve birçok katliamı savunan, yenilerini planlayan; her gün her fırsatta milliyeti, dini, mezhebi, cinsi farklı olan yurttaşlara hakaret-tehdit yağdıran bir başbakan ve AKP lanetlidir. Yeni Osmanlı rüyalarıyla yeni İttihatçılığa soyunan, ABD taşeronluğuyla bölge halklarına savaş açan AKP diktası lanetlidir. AKP diktası dört başı mamur bölücü-terörist-dış güçlerin taşeronu bir rejimdir. Lanetli AKP’nin siyasi macerası efendilerine de güven vermemeye başlamıştır. Girdiği kanlı maceranın altında kendisi de kalacaktır. Ama bu arada olan bögenin yoksul halklarına olmaktadır. AKP sadece ezmek istediği Kürt halkını değil savaşa sürdüğü başta Türk halkı olmak üzere diğer halkları da kanlı bir boğazlaşmaya sürüklüyor. Bu gidişat bütün halklara felaket getirir. Kürdistan ve Türkiye halkları bütün halklara demokrasi, özgürlük, eşitlik ve barış temelinde bu gidişata dur demelidir.
BDP ve dokunulmazlıklar sorunu bu açıdan önemlidir. Başbakan kendi ifadesine göre yargıya gerekeni söylemiş, Meclis’te de gerekeni yapacakmış. Başbakanın “gerekeni yapması“ tutuklama-zindan ve ölüm demektir. BDP’liler niye orada? BDP+HDK vekilleri para kazanmak, ihale kapmak, hırsızlık-yolsuzluk yapmak için oraya gitmediler. Kürt sorunu başta olmak üzere halklarımızın temel sorunlarına barışçı-demokratik çözüm bulmak için oradalar. Onlara canı pahasına oy veren halk da “Kirli savaş bitsin, sorunlarımıza demokratik-siyasi çözüm bulunsun” diye oy verdi, savaşa son verip dağdaki insanların inmesi ve yasal toplumsal-siyasal hayata katılması için oy verdi.
Bu yolu inatla kapatıp BDP vekillerine dağın yolunu gösteren başbakan bir sorumsuzluk ve pervasızlık örneğidir. Savaşa son verip dağdakilere iniş yolunu hazırlamak yerine yasal siyaset platformundakileri dağa göndermek savaşı büyütmek demektir ki AKP diktası bu savaşı kazanamaz, savaşın altında kalır. Böylesi lanetli bir savaşta da her türlü kanlı sürprize şaşırmamak, bunun sorumlusu AKP çetesini yargılamak gerekiyor.