
İşkencenin sistematik bir şekilde geri getirildiğini söyleyen Kerestecioğlu gazetemize verdiği demeçte şunları belirtti: “İşkence sistematik olarak geri gelmiş durumda. Çok ciddi iddialar var. AK’nin eleştirilmesi gereken pek çok yanı var. Daha önceki oturumlarda bizler nelerin olabileceğini defalarca kez AKPM’de dile getirdik. O zaman müdahil olmamakla hata ettiler. Fakat bugün ‘Türkiye bir darbe girişimi yaşadı. Bunu engelledi. Demokrasi kazandı’ gibi söylemler ile yaklaşmıyorlar. 3 gündür AKPM’de yapılan tartışmalarda, gazetecilerin oturumlarında hep Türkiye’deki insan hakları ihlalleri, ifade özgürlüğünün kısıtlanması ve medya üzerindeki baskılar konuşuldu. Bunlar bazı şeylerin farkına varıldığını gösteriyor. Keşke bunları mülteci meselesi ve çıkar politikaları yüzünden Cizre’ye gözlerini kapamasalardı da müdahil olabilselerdi. Keşke tüm bunlar daha önce yaşanmasaydı. Bu kadar can kaybı olmasaydı, darbe girişimine getiren sürece belki girmezdik. Tabii ki bunlar için hep sol ve Kürt muhaliflerde var ancak tüm bu yaşananların sorumluları şu an Meclis’te oturuyorlar” dedi.
Kapatılan Özgür Gündem’in özgürlük için bir turnusol kağıdı olduğunu söyleyen Kerestecioğlu, “Bir de 15 Temmuz’dan sonra ne olduya bakmak lazım. AK’nin yüzünü buna çevirmesi lazım. Çünkü; 20’den fazla basın kurumu kapatıldı, özgürlük için bir turnusol kağıdı gibi olan Özgür Gündem başta olmak üzere bir çok muhalif yayın kuruluşu kapatıldı. Basın ve ifade özgürlüğü diye bir şey yok. Aynı zamanda bu gazeteciler ekonomik açıdan da bir tehlike ile karşı karşıya. Bizlerin yapacağı konuşmalar bu çerçevede olacak” dedi.
’İzleme süreci pazarlıklardan ayrı düşünülemez’
Türkiye’nin izleme sürecine alınıp alınmayacağı yönündeki soruya Kerestecioğlu şöyle yanıt verdi:”Türkiye’nin izleme sürecine alınması meselesinde önümüzdeki günlerde yakında izlemelere sahne olacak. Fakat bunların tamamı, Suriye politikası ve orada dönen pazarlıklardan ayrı düşünülemez. Dünyanın emperyal politikalarından ayrı düşünülemiyor. Tüm bunların içerisinden bakarsak o hızlı atılması gereken adımlar, uluslararası dayanışma ve özgürlükler adına atılması gereken adımlar hayli yavaş atılıyor.”
HABER MERKEZİ