
Konsey önünde toplanan Kürdistanlılara hitaben konuşan BDP Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, 30 yıl boyunca her an ve bütün hayatını bu mücadeleye adayan Kürt halkını selamladığını belirterek şunları söyledi: "Mücadeleniz sonuç almaya başlamıştır. Umut her zamankinden de fazladır. Kürt ve Türk halkının ortak amaçları doğrultusunda Sayın Öcalan'ın başlattığı bu süreçten dolayı kendisine bir kez daha teşekkür ediyor ve selamlıyorum."
Ardından Sol Parti Milletvekili Andrej Hunko ve Nicolai Villumsen de kısa birer konuşma yaptılar.
Fransa Barış Hareketi adına eylemde yapılan konuşmada ve yayınlanan basın açıklamasında, Fransa ile Türkiye arasında yapılan anti-terör anlaşmaları sert bir dille eleştirildi. Açıklamada, Kürt sorununun çözümü için Öcalan'ın serbest bırakılması talep edildi.
KONGRA GEL Başkanı Remzi Kartal, KCK Yürütme Konseyi üyesi Zübeyir Aydar, PJAK, PYD, Hevya Sor A Kurdistanê, Kürt kültür kurumları, Avrupa gençlik ve kadın hareketi temsilcileri eyleme katıldı.
Eylemde TEV-ÇAND üyesi sanatçılar da sahne aldı.
ALİ ÖZŞERİK/STRASBOURG
Çözüm süreci tartışıldı
'Öcalan'a Özgürlük, Kürdistan'a Statü' eyleminin birinci yıldönümünde Avrupa Konseyi'nde 'Türkiye'de Kürt Sorunu' konulu bir konferans düzenlendi.
Konferansa konuşmacı olarak Avrupa Parlamentosu Sol Grup üyesi Andrej Hunko, İrlanda Milletvekili Kathrin Reilly, Öcalan'n avukatı Mazlum Dinç, BDP Milletvekili Ertuğrul Kürkçü ve Uluslararası Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi üyesi Reimar Heider katıldı.
Reilly, Kuzey İrlanda barış süreci deneyimlerden örnekler vererek konuşmasına başladı. Reilly, böylesi süreçlerin çok sancılı, acılı ve zor olduğuna dikket çekerek "Ancak sorunlar bütün tarafların masada olmasıyla çözülür. Kuzey İrlanda sürecinde müzakereler ancak İngiltere’nin net bir tavır alması ve ciddi yaklaşması sonucu ilerledi. Kürt sorununda AB ve AK daha fazla rol almalıdır" dedi.
Mazlum Dinç: Öcalan ağır tecrit altında
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın avukatlarından Mazlum Dinç ise Öcalan'ın koşulları, tecrit ve söz konusu koşullarda çözüm çabalarını değerlendirdi. Dinç, özetle şunları söyledi: "Öcalan 1999’da uluslaraarası bir komplo ile esir edilmiş ve o zamandan bu yana genel olarak tecrit altındadır. Hukuka aykırı bir şekilde düzenlemeler yapılarak bir çok hakkı engellendi. 27 Temmuz 2011’den bu yana ağırlaştırılmış bir tecrit içine alındı. O tarihten bu yana avukatları ile görüşemiyor, 2010 yılında başlayan ve Sayın Öcalan'ın da dahil olduğu dialog sürecinde Türk yetkililerin de dahil olacağı bir şekilde Kürt sorunu tartışıldı. Bunun sonunda 3 protokol üzerinde anlaşılacak şekilde bir noktaya varıldı. Sonuç olarak Sayın Öcalan’ın AİHM de ve diğer mahkemelerde bir çok davası duruyor ama son 2 yılda bu davalar ile ilgili herhangi bir görüşme yapamıyoruz. Bu konuda AK ve CPT ve AIHM’in temel amaçları hukukun üstünlüğü ilkesini korumak ise, bu yaşananlara müdahil olmasını istiyoruz. Bu hem insan hakları açısından olması gereken, ama aynı azamanda siyasi sürece destek için de önemlidir. Diyaloğun oluşması için AK ve kurumlarının ciddi bir tutum takınması sürece ve insan haklarının korunmasına önemli bir katkı yapacaktır."
Kürkçü: Diyarbakır'da otonomi yoksa…
BDP Milletvekili Ertuğrul Kürkçü İngilizce yaptığı konuşmada Öcalan’ın dün gönderdiği mesajı konferansa sundu. Kürkçü, özetle şöyle konuştu: "Öcalan’a göre süreç devam ediyor ve ikinci aşamadayız ve buna göre birinci aşama PKK’nin geri çekilmesi, Türkiye’nin demokratik reformları yapması ve üçüncü aşaması ise anayasanın yapılması idi. Burada önemli bir sorun var: düşünce özgürlüğü, seçim ve partiler yasası, siyasete katılım, halkın karar alma mekanizmalarına katılımı vb gibi konuları da içermesi gerekiyor. Ancak şu anda yaşananlar bunun tersini gösteriyor.
Diyarbakır’da demokrasi yoksa İstanbul'da da olmaz. Diyarbakır’da otonomi yoksa Türkiye’de demokrasi olmaz. Halen Türk hükümetinin adım atmasını bekliyoruz. Hükümete göre 2. Aşama henüz başlamadı ama Öcalan’a göre bu aşama başladı. Bu sürecin ne kadar süreceği siyasi aktörlerin tavrına bağlıdır. Kürdistan özgürlük mücadelesi, Gezi direnişini destekledi ve Gezi direnişçileri de bunun sürece karşı olmadığını, daha fazla demokrasi istendiğini söylediler."
Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi üyesi Reiner Haider, izolasyona yönelik taleplerin ve davaların sonuçlandırılması gerektiğini belirterek, "CPT ve AK’nin sadece ‘iyi şeyler oluyor’ demekten ziyade daha aktif tavır alması gerekiyor. Timoşenko davasında olduğu gibi, Öcalan'ın da bu süreçteki temel rolü dikkate alınmalı. Siyasi komite bu süreçteki gelişmeleri ve olumlu adımları desteklemeli" dedi.