AKP’nin yürüttüğü son politik hamleler demokratik siyasetin önünü tıkadığını belirtmek gerekir. Yaşanan bu çatışmalı sürecin sona ermesi için daha önce denenmiş ve çözüm olmayacağı kesinleşmiş, askeri ve siyasi operasyonların durdurulması kamuoyu vicdanının ortak kanaati olduğu kanısındayım. Bu vicdanın sesini dinlemek barışa hizmet edeceğinin bir ifadesi olmakla birlikte demokratik siyasetin önünü de açacaktır.
Toplumsal uzlaşı ve demokratik bir anayasanın oluşması için demokratik siyaset zeminini güçlü kılınması gerektiği bir gerçek.  BDP’li vekillerin meclise dönme kararını alması da ortak rasyonalitenin bir ifadesidir. Bu karar kısa bir süre önce KCK’li olduğu iddiasıyla, BDP’li yöneticilerini ve belediye başkanların tutuklanmasına rağmen alınması, Kürtlerin barış konusundaki samimiyetlerinin bir göstergesidir de aynı zamanda. Ama AKP hükümeti ve lideri olan Sayın R.Tayyip Erdoğan Kürtlerin bu barış tutumunu görmezden gelerek, statükocu tutumundan vazgeçmemekte direniyor. Sayın A.Öcalan üzerindeki tecrittin derenleştirilmesi de bu tutumdan kaynaklı olduğu aşikar bir durumdur. Belli ki uzun bir süre daha AKP bu tutumundan vazgeçmeyecek. Yine uzun bir süre daha ciğerler yanacak gibi görünüyor.
Daha fazla ciğerlerin yanmaması ve akan bu kanın durması için askeri ve siyasi operasyonların durdurulması ve Sayın Öcalan üzerindeki tecride son verilerek samimi bir müzakere sürecinin başlatılması gerekir. Çünkü Kürtler için hassasiyet arz eden en önemli noktalardan biri de Öcalan faktörü olduğu herkes tarafından kabul gören bir gerçekliktir. Bu gerçekliği görmezden gelmek akan kanın durmasına hizmet etmeyecektir. Diğer taraftan Kürtlere yönelik siyasi operasyonlar yapılmaktadır. Şuana kadar dört binine yakın Kürt siyasetçisi tutuklu bulunmakta ve halen bu tutuklamalar devam etmektedir. Yine askeri operasyonlar son hızıyla sürmekte. Bundan kaynaklı da nerdeyse her gün fidan gibi gençlerimiz toprağa verilmekte. Belli ki askeri yöntemler süreci tıkatmış bulunmaktadır.
Bunun için askeri yöntemlerde ısrar etmek hiç kimsenin yararına değildir. Hükümet bu ısrarından vazgeçmelidir. Anaların akan bu gözyaşlarını durdurmak için demokratik siyaset kanallarının açılması gerekir. Bunun için BDP’nin desteklemiş olduğu milletvekillerinin meclise dönme kararı demokratik siyaset açısından önemli bir adım. Bu önemli adımı iyi değerlendirmek gerekir. İlkeli ve demokratik bir uzlaşı temelin bu süreçten rahatsızlık duyan hangi parti, sivil toplum kuruluşu olursa olsun ister sağcı, isterse solcu bu adıma destek olarak herkesin iradesini esas alan demokratik bir anayasa için çalışmayı tarihi bir sorumlulukla yaklaşmalı ve üzerine düşen görevi yerine getirmelidir. Bu görev Türkiye halklarının yarına olacaktır.
* Adana Fırat dağıtım çalışanı