Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK-KOM), bünyesinde bulundurduğu 65 dernek ve binlerce üye ile ülkenin en büyük göçmen kuruluşların başında geliyor. 1993 yılında kurulan YEK-KOM, geçtiğimiz günlerde, 19’ncu kongresini gerçekleştirerek, yeni kararlar aldı. Eşbaşkanlık sistemi ve yönetimde yüzde 50 kadın kotası bu kararların başından geliyor. Eşbaşkan seçilen Sol Parti Kuzey Ren Westfalya Eyalet Parlamentosu eski Milletvekili Hamide Akbayır, Almanya’daki Kürtlerin durumu, Almanya’nın Kürt politikası ve yeni dönemde kendi kurumlarında yapacakları çalışmaları değerlendirdi.


Eşbaşkanlık sistemi ilk defa yürülüğe giriyor. Bu karar nasıl alındı?

Eşbaşkanlık sistemi, YEK-KOM’un geçtiğimiz yıl düzenlenen kongresinde alınan bir karar olsa da bu yılki kongrede hayata geçti. Buna büyük bir anlam veriyorum ve ilerici bir sistem olarak görüyorum. Eşbaşkanlık sistemi kadın-erkek eşitliğini sağlayan ve siyaseti merkezi örgütlerce yürütülen elit işi olmaktan çıkaran bir çalışma. Bunun için kendi içinde yatay örgütlenmeyi ve meclis tarzı çalışmayı benimser. Avrupa’da birçok partide bu sistem var. Türkiye’de ise BDP ve DTK’da uygulanıyor ve oldukça da başarılı yürütülüyor.

Örgütleme sisteminizde başarılı olma zemini var mı? Bu sistemin pratikteki sonuçları nasıl olacak?

Bazı derneklerimizde eşbaşkanlık sistemi var. Ancak bu çok yetersiz. Son altı yıldır aldığımız yüzde 40 cins kotasını hedefleme kararı var. Ama bunu tam hayata geçiremedik. Burada erkek egemenlikli anlayışı ve toplumsal gerilikleri tam anlamıyla aşamadık. Bu sorunları aşmak için son 4 yıldır YEK-KOM kadın konferansını düzenlemekteyiz. Ama bunda yetersiz kaldık. Son yapılan kongremizde bütün derneklerimizde kotayı aşarak, kadınların çalışmalara eşit düzeyde, yüzde 50 yer alması kararı aldık. Bu uygulamanın hayata geçmesi için şimdiden çalışma başlatıyoruz. Yine bize yakın olan kadın kurumlarıyla bunu tartışıyor, yerellerde, bu sistemin hayata geçilmesi için seminer ve eğitim çalışmaları yapmayı hedefliyoruz.

YEK-KOM ve derneklerinde erkekler yoğunlukta. Bu durum son kongrenizde de görüldü. 100 delegenin arasında çok sınırlı kadın delege vardı. Bunu nasıl başaracaksınız?

Birçok erkek yönetici halen kadınlarımızın dernek ortamlarında aktif çalışmaları önünde engel teşkil ediyor. Hatta kadının bilinçlenmesini istememektedirler. Avrupa’da da, henüz aile içi iş paylaşımında zorluklarımız var. Ailenin sorumluluklarını yüzde 80’i kadınlarımız üstlenmekte, bu da kadının yükünü ağırlaştırmakta, motivasyonunu azaltmaktadır ve diğer konularla ilgilenmesini zorlaştırmaktadır. Bu konular kongrede yoğun tartışıldı ve nedenleri üzerinde duruldu. Diğer yandan kadınlarımıza yönelik projelerimiz olmalı, onları ev ortamından çıkarıp değişik konulara ilgisini arttırmamız gerekir. Aldığımız karar bu konuda büyük bir gelişme ve daha çok kadın delegelerinin seçilmesini beraberinde getirir ki, bu tablo gelecek kongre seçiminde de kadın renginin olduğu bir yönetimin seçilmesine dönüşecektir.

Almanya’da 20 yıl önce kurulan YEK-KOM neler yaptı. Çalışmalarınızda gerçekleştiremediğiniz, eksik bulduğunuz yönler nelerdir?

YEK-KOM, Kürt halkının örgütlü bir güce kavuşması için çok emek verdi ve bunu sürdürüyor. 20 yıl içinde halkını en çok mobilize eden, onların sosyal, siyasal ve kültürel sorunları ile ilgilenen büyük bir göçmen örgütüdür. YEK-KOM, diğer göçmen örgütleri gibi sadece Kürtlerin göçmenlikten kaynaklanan sorunları ile ilgilenmiyor. YEK-KOM’un temsil ettiği Kürt potansiyeli politik bir kitle yapısına sahip olduğu için, Kürdistan’daki gelişmeleri de çalışmaları içine aldı. İçe dönük bir çalışma içine girdi.

Bu çalışma içine girince dış çalışmalar aksadı mı?

Kürdistani bir çalışma yürütmek zorunda kaldı. Çünkü Kürt halkı halen geldikleri ülkelerin inkar ve imha siyasetlerinin izlerini taşıyorlar. Onların yaşadıkları toplumlara uyum sağlamaları, Kürt sorununun çözümü ile bağlantılıdır. Bu da Kürtlerin toplumlara gecikmeli bir uyumu-entegrasyonu anlamına gelir. Bu devletlerden kaynaklı engellerdir.

Bu engeller nelerdir?

Bu engellerin başında PKK yasağı gelmektedir. PKK yasağı, başta YEK-KOM’un çalışmaları olmak üzere bütün Kürtlerin aktivitelerini, olumsuz etkilemektedir. Kürt derneklerinin kapatılması ve kriminalize edilmesi halen gündemde. Bunun için YEK-KOM, hedeflediği çalışmaların tümünü birçok engelden dolayı yapamadı. Halen birçok dernek, PKK yasağından dolayı projelerini gerçekleştiremiyor, hatta bazen etkinlikleri bile yasaklanabiliyor. Böylesi bir Almanya’da yaşıyoruz. Buna hep birlikte dur demeliyiz. Alman toplumunda halen Kürtlere karşı önyargılar var. Bunlar aşılmalı. O zaman toplumlar birbiriyle kaynaşır ve kültürler mozaiği oluşur. Bu kültürler mozaiğinde muhakkak Kürtler de yerini almalı.


Peki bu engellerin kaldırılması için ne yapacaksınız?

PKK yasağının kalkması için yoğun çalışmalar yürüteceğiz. Devletlerin artık Kürtleri kendi çıkar politikalarına alet etmesini istemiyoruz. Yine YEK-KOM’un, geçmişte diplomasi alanında eksiklikleri vardı. Ama bu eksikliklerin bizden kaynaklanan yönlerinin yanı sıra, Almanya devletinin Kürtlere ve kurumlarına yaklaşımından kaynaklı politikaları da yatıyor. Biz de bunun tespitini yapıp, çalışmalarımıza hız vereceğiz.

Sizce YEK-KOM bu haliyle Almanya’da yaşayan Kürtlerin talep ve istemlerine cevap verebilecek düzeyde mi?

YEK-KOM’un eksikleri ile birlikte Kürt halkının talep ve istemlerine tam olmasa da cevap verecek düzeyi yakaladığını söyleyebilirim. Kürt halkının çok farklı sorunları var. Bunların başında da Kürdistan’da yaşananlar geliyor. Kürtler daha çok bu sorunları ön plana çıkardı ve YEK-KOM da Kürtlerin taleplerine cevap olma konusunda çalışmalar yürüttü. Hem Kürtlerin genel sorunları hem de Almanya’da yaşayan Kürtlerin sorunlarıyla ilgilendi. Bu çalışmasını ileriye dönük daha da güçlü yürütecektir.

Nedir bu çalışmalar?

Bu çalışmalarımız şöyle; Kürtlerin göçmenlikten kaynaklı sorunları, Almanya’nın Kürtlere yaklaşımından kaynaklı sorunları, Kürt kimliğinin tanınması ile ilgili kampanyanın devamı ve Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’a Özgürlük imza kampanyasına destek çalısmaları.

Almanya devleti YEK-KOM’u ciddiye alıyor mu?

Almanya devleti YEK-KOM’u ciddiye alıyor. Çünkü güçlü bir kitleye hitap ettiğini biliyor. Bu durum, Almanya Eyalet İçişleri Bakanları’nın gerçekleştirdikleri yıllık konferanslarında kendileri tarafından da dile getiriliyor. Yani Kürtlerin gücünden korktukları için PKK yasağının devamını her yıl yineliyorlar. Aktif ve kendi haklarını isteyen Kürtleri değil, pasif Kürt toplumu istiyor Almanya devleti. Bunu da Kürtler asla kabul edemez.

Geçtiğimiz yıl YEK-KOM Almanya’da ‘Kürt kimliği tanınsın’ kampanyası çerçevesinde toplanan 60 bin imzayı Federal Meclis’e sundu. Bu konuda bir gelişme oldu mu?

Bu kampanya anlamlı bir çalışmaydı ve Almanya’nın gündemine girdi. Burada da YEK-KOM’un gücü ortaya çıktı. Çünkü YEK-KOM, 60 bin imza ile bir ilki başararak, Kürtlerin taleplerini Federal Almanya Parlamentosu’nun gündemine getirdi. Şimdi sıra eyaletlerde ve Kürt halkının bu kampanyada ısrar etmesi gerekiyor. Şu an eyaletler düzeyinde partilerle görüşme randevularını takip eden eyalet komisyonları var. Çünkü, “Kürt kimliği tanınsın“ kampanyasının bazı talepleri eyaletleri ilgilendiriyor. Örneğin, anadil hakkı, radyo, tv hakkı gibi. Biraz sabırla izlenmesi gereken bir proje. Tüm komisyonlar görüşmelerini yaptıktan sonra, Federal Almanya Parlamentosu’da talepler yeniden gündeme gelebilir. Buna PKK yasağı da, dahil.

Almanya genelinde bir milyona yakın Kürt nüfusunun yaşadığı belirtiliyor. Kürtlerin eğitim, iş, dil ve ‘Kürt olarak kabul görülmesi’ gibi birçok sorunu var. Yeni dönemde bunlara ilişkin bir çalışmanız var mı?
Bu saydığınız alanlar, çalışmalarımızın büyük bir bölümünü oluşturacak. Bunu da eğitim komisyonumuz üstlenecek. Fakat Kürtlerin istatistiklerde ‘Kürt’ olarak geçmesi değişik bir diplomasi çalışması gerektirecek. Örneğin Milli Eğitim Bakanlıklarına başvuru yapılarak, her yıl çıkarılan eğitim ile ilgili broşür ve göçmenlerle ilgili tabelalarda, Kürtlerin de isminin geçmesi için çaba göstermek gerekir. NRW’de 12 yıldan beri Kürtçe anadil dersleri ilkokullarda resmi olarak verilmesine rağmen, istatistiklerin sadece bazılarında ‘Kürt’ sözü geçmektedir. Çünkü Türkiye’den gelen Kürtler, çoğu zaman Türk sayılmakta. Bunu değiştirmek daha fazla çaba ister. YEK-KOM olarak bunu da başaracağımızı, Kürt halkının çözüm bekleyen sorunlarına cevap olacağımızı umut ediyorum.


SADULLAH EYÜBOÐLU / ANF/DÜSSELDORF