Akil İnsanlar Heyeti üyeleri, KCK'nin hükümetin adım atmamasından dolayı geri çekilmeyi durdurduğuna ilişkin açıklamasını, DİHA'ya değerlendirdi. Akil İnsanlar Heyeti üyesi ve TUHAD-FED Genel Başkanı Zübeyde Teker, hükümetin başından itibaren "Bir adım ileri iki adım geri" politikasının yürüttüğünü belirterek, "Hükümetin barışı ben getiririm, karakol da yaparım, baraj da… Heronlarla taciz de ederim, anadilde eğitim olmaz, seçim barajı düşmez dediği yerde geri çekilmenin durması normal. Aynı şekilde dış politikada da 'iyi Kürt kötü Kürt' politikası üzerinden Rojava'ya saldırması için çetelere silah ve para yardımı yapıp, Kürt halkını katlettirirseniz, ABD'nin müttefiki olur 'sınırlı yetmez topyekun girelim' diye beyanatta bulunursanız ebetteki geri çekilme durur'' dedi.


Teker: Haklı ve meşru bir karar
Teker, Kürt halkının üzerine düşenleri yaptığına dikkat çekerek, sürecin sonuçlarından hükümetin sorumlu olduğunu söyledi. Kürt halkının başından beri hükümetin samimi bir pratik sergilemediğini ifade ettiğini vurgulayan Teker, hükümetin belirtilenler çerçevesinde güven tazelemesi beklenirken basiretsiz, çıkarcı yaklaşımlarda bulunarak, tekçi zihniyet ve terör sorunu mantığıyla hareket ettiğini söyledi. Çözüm çağrılarına rağmen hükümetin adım atmadığını belirten Teker, ''Bütün bunların sonucunda geri çekilmeyi durdurma kararı almıştır ve bu haklı ve meşru bir karardır. Gelinen aşamada hükümet sorumluluğunun gereğini yapmalı toplumun maksimum demokrasi, kalıcı barış talebini karşılamalı, halk iradesini esas almalıdır. Diğer türlü şimdiki politikalarında ısrarcı davranırsa süreç akamete uğrar. Ve Ortadoğu'daki gelişmeler göz önüne alındığında tüm taraflar ve Türkiye halkları olarak ağır bedeller ödemek durumunda kalabiliriz" değerlendirmesinde bulundu.

Can: Hükümete ciddiye almalı
Akil İnsanlar Heyeti Üyesi Celalettin Can, hükümetin sorumluluklarını yerine getirmediğini belirterek, demokrasi paketinde yer alan seçim barajı, koruculuğun kaldırılması, hasta tutsakların durumu ve Öcalan'ın koşulları konusunda adım atılmamasını buna örnek gösterdi. Kürt tarafının adımlarına karşılık hükümetin hiçbir adım atmadığına işaret eden Can, hükümetin çözüm sürecindeki yaklaşımını şöyle ifade etti: ''Hükümetin de güven vermek için adım atması lazımken, bunu yapmadı. Hükümetin adım atmaya yönelik bir eğilimi yoktu. Süreç tıkanmaya doğru gidiyordu. Bunu aşmak için Sayın Öcalan, 8 komisyonun kurulmasını önerdi. Bu sorunun çözümüne giden yolda bir birikim elde etmek için bir arayış çabasıydı. Hükümet komisyonların kurulmasını da istemedi. Tabii bu arada akil insanların raporlarının ne olduğu belli değil. Bütün bu durumun göz önüne alan KCK'de tıkanmayı engellemek, olayın ciddiyetini hükümete hatırlatmak için geri çekilmenin durdurulması kararını aldı. Bu süreci tıkama veya silahlı mücadeleye dönüştürme çabası değildir. Aksine hükümete olayın ciddiyetini kavratmak olarak değerlendiriyorum." Can, hükümetin KCK'nin açıklamasını ciddiye alması gerektiğine işaret ederek, aksi takdirde başka adımların da gelebileceğini vurguladı.

Türkdoğan: Ateşkes önemli
Akil İnsanlar Heyeti Üyesi ve İnsan Hakları Derneği Başkanı Öztürk Türkdoğan da, KCK'nin yaptığı açıklamanın önemine vurgu yaparak, ateşkes fırsatının değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Türkdoğan, "Başından beri bizim için önemli olan çatışmasızlığın kalıcı hale gelmesidir. Ateşkesin devam edecek olması önemlidir. Belki bu hükümete atması gereken adımlar noktasında uyarıcı bir işlev rolü oynayabilir. Hükümet süreç heba edilmeden müzakerelerde neyi vaat ettiyse onun adımlarını atmalıdır. Bu süreç çok önemlidir, kesinlikle heba edilmemesi lazım. Sürecin ilerlemesi bakımından hükümetin ve onu oluşturan siyasi partinin kendi hesaplarını bir kenara bırakıp adımları bir an önce atmalıdır" diye konuştu.

Hükümet az verip çok almak istedi

ANF'ye konuşan Akil İnsanlar'dan Prof. Doğu Ergil, Türk Hükümeti'nin süreci PKK'ye karşı bir yenilgi olarak görmeye başladığını belirterek, şunları kaydetti: "Hükümet anketler yaptırıyor. Yapılan anketlerde çözüm süreci bir tür yenilgi olarak yorumlanıyor… Barış sürecinin toplumsal uzlaşma halinde ilerlemesi ve geniş kesimleri içermesi anlayışı benimsenmiş değil. Hükümet dar anlamıyla yaklaşıyor; kendi yakın çevresiyle, parlamento bile değil kendi yakın çevresiyle süreci ilerletmeye çalıştı... Hükümet az verip çok almak istedi. Kürt tarafının baş eğmesi, susması, çekilmesi, pişmanlığını ifade etmesini bekledi. Ama beklediği gibi olmadı. Bu da olmayınca uzlaşı yaratamadı. Hükümet seçim öncesinde çözüm sürecinde Kürt tarafının beklentilerine uygun davranmada tereddüt gösteriyor. Çözümün çözüm gibi görünmesini de hükümetin bu yaklaşımı engelliyor… KCK'nin geri çekilmeyi durdurmasına rağmen ateşkese devam etmesi son bir şans. Şiddetin olmaması ümidi devam ettiriyor. İkincisi; siyasete de zemin hazırlıyor. Ama siyasetin bu noktada fazla hareketlenmediğini görüyoruz. AKP oldukça az şey sunarak sonuca gitmek istiyor."

Rojava faktörü
Rojava'daki Kürtlerin kendi çıkarlarını savunması ve burada şu anda da, Suriye durulduktan sonra da kendi yönetimlerini inşa etme sürecinin, Türkiye için güvenlik meselesi görme refleksi, alışkanlığı ortaya çıktığını vurgulayan Prof. Ergil, "Sakıncalı bulunuyor. Kürtleri baskı altında tutacak silahlı grupların desteklenmesi de süreci engelleyen bir başka örnek" dedi.
Kürt tarafının meseleyi hızlandırmak için şiddet boyutuna varmayan ama saldırıya uğradığı takdirde de karşılık verebileceği bir aşamada olduğunu kaydeden Prof. Ergil, "Hükümet bunu görmeli. Çünkü hem siyasi, sonra da ekonomik olarak istikrarsızlığa ve nihayetinde toplumun huzursuzluğuna neden olacaktır. İçeride kendi sorunlarıyla boğuşan bir ülkenin dışarıdaki etkisi de azalacaktır. Durum oraya doğru gidiyor ve endişelendiriyor" diye konuştu.

Takvim oluşturulmadı
Hükümetin kendi barış muhatabı olarak Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın beklentilerini belli bir takvim içinde hayata geçirmediğine dikkat çeken Prof. Ergil, şunları ekledi: "Barış dediğiniz şey anlaşmazlık halindeki kitlelerin uzlaşmaya varmasıdır. Bunu böyle inşa etmez de aşamaları, ilkeleri belli olmayan bir anlaşmaya indirgerseniz hem toplum bir şey anlamaz hem de süreci kontrol edemezsiniz."


Sinyal geliyordu ciddiye almadı

Akil İnsanlar'dan MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, KCK'nin açıklamasının aniden gelmediğini, önceden sinyal verdiğini belirtti.
ANF'ye konuşan Ünsal, "Tedirgin olduk ama bir taraftan da çekilmeyi durdurmakla beraber reformların beklendiğinin ifade edilmesi umut verdi. İşin bu noktaya gelmesi bekleniyordu. Bütün sinyallere rağmen herhangi bir reform adımı atılmamış olması bunu sağladı" dedi. Hükümetin KCK'nin açıklamasını bir an önce dikkate alması gerektiğini kaydeden Ünsal, "Hükümet bir şekilde dikkate alarak, ciddiyetine uygun bir adımı en kısa zamanda atmalı. Bunu bekliyoruz. Eylül'ün başına kadar bir şey gelişmemesinin riskli olacağı zaten söyleniyordu. Ama bunlara rağmen hükümetten bir karşılık gelmedi. Dolayısıyla hükümet artık reformları bir an önce açıklamalı. 9 aydır çatışmasızlık hali var, atılan adımlar var. Bunlar önemli ve kalıcılığı için reformlar gerekiyor” diye konuştu.
Akil İnsanlar Heyeti olarak hazırladıkları raporların da bu süreçte hükümet tarafından dikkate alınmadığı eleştirisini yapan Ünsal, şöyle konuştu: "Örneğin anadilde eğitim, raporlarımızın merkezindeydi. Hükümet bunu bile anlamadı. Yapılan açıklamalar bunu gösterdi. Artık konunun hassasiyetine uygun planlama yapması gerekiyor."