
Viranşehirde’yiz. BDP İlçe Binasında Leyla Akça’ya rastlıyoruz. Hafızamız enformasyon bombardımanıyla karıştığı için onun nereden aday olduğunu karıştırıyoruz. Leyla Akça, Osman Baydemir’le birlikte Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayı. “Merkezde” durmuyor. “Merkez dışında” koşturuyor. Anlıyoruz ki, “merkez olmak için merkez dışında koşmak şart.”
Viranşehir 15 Şubat komplosuna karşı gösteriye hazırlanıyor. Urfa Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayı Leyla Akça ile BDP Urfa Milletvekili İbrahim Ayhan ve birkaç gün önce hapisten çıkan Viranşehir Belediye Başkanı ve şimdi de Eşbaşkan adayı Emrulah Cin bir arada. Konuşuyoruz.
Kadın devriminin ilk kıvılcımı
Leyla Akça yüklendiği misyonun bilincinde. Türk kanunlarında “eşbaşkanlık” kurumu olmadığı için, kimi zaman seçmenler onu “Büyük Şehir Belediye Başkanının yardımcısı” olacak sanıyor. “Yardımcılık yok” diyor. “Eşbaşkanlık var.” Kadının “eşitsiz rolünü” ortadan kaldırma bilinciyle konuşuyor. Belli ki, Belediye seçimleri sonunda, Urfa’da büyük bir kadın devriminin ilk kıvılcımları çakacak. Urfalı kadının “aydınlanma” süreci çok yakın...
Leyla Akça’nın üç erkek kardeşinin şehit düştüğünü hatırlatıyoruz. Bu ağır geçmişe rağmen Leyla Akça kardeşlerinin bıraktığı yerden yürümeye devam ediyor. Biz bunun “sırrını” soruyoruz: İbrahim Ayhan, Öcalan’ın bir sözünü hatırlatıyor: “İsot’un acısına dayanamayan devrimin acısına dayanamaz...”
Leyla Akça şunu vurguluyor: Arap toplumuyla şimdiye kadar olmadığı ölçüde olumlu ilişkiler kuruldu. Akçakale ve Harran’da örgütlenme çalışmaları ilerledi. Burada örgüt Arap kökenlilerden oluştu. Böylece Kürtlerle Araplar arasına örülen duvarı yıkmaya başladık. Bir taraftan Türklerle, diğer taraftan Araplarla kardeşleşme süreçlerini daha da güçlendireceğiz. AKP halkları bölerken biz birleştireceğiz...
‘Ezici çoğunlukla alacağız’
BDP Viranşehir Belediyesi Eşbaşkan Adayı Emrullah Cin... 4 yıl 46 gün yattıktan sonra Cezaevinden çıkmış, hemen kolları sıvamış... KCK tutuklamaları sırasında hapse atılan Eşbaşkan adayı Emrullah Cin tutuklamalar AKP’nin beklediği sonucu doğurmadı” diye söze başlıyor. “2009 seçimlerini örgütleyen arkadaşların hepsi tutukluydu. Önce bir karamsarlık vardı. Tecrübeleri aktardık. Halk bir önceki dönemin kazanımlarını unutmadı. Demokratik işleyişe büyük değer veriyor. Ezici çoğunlukla seçimi alacağız...”
Orada bulunanlar, “Şimdi hepimiz Belediye Başkanı Leyla Güven’in özgürlüğe kavuşmasını bekliyoruz. Bu seçimlerde elde edilecek başarı, onu da özgürleştirecek...” diyor.
Ceylanpınar yine BDP diyecek
Yolculuk devam ediyor. Ceylanpınar’a şöyle bir uğrayacağız. Zaman az. Yol boyunca Ceylanpınar-Serakaniyê’deki savaş izleri gözümüze çarpıyor. Az sonra gideceğimiz Öğretmen evinde ise, savaşın daha ürpertici kanıtlarıyla karşılaşıyoruz. Gazetemizin şehitlerinden Hüseyin Deniz’in kızkardeşi Newroz bize savaş boyunca yaşadıklarını anlatırken, öğretmen evinin bahçesine düşen şarapnel parçalarını gösteriyor. Savaştan habersiz yaşayan İstanbullardan buralara gelmek şok etkisi yaratıyor. “Sanki başka bir ülke” diyoruz ve gülmeye başlıyoruz. Buralar kesinlikle “başka bir ülke”: Kürdistan. “Kuzey’de seçim kampanyası ve adım adım Demokratik Özerklik”, “Rojava’da ise çetelere karşı savaş adım adım kantonların inşa süreci...”
Muhlis Ablay bizi karşıladı. Herkes gibi o da Rojava’da olup bitenle ilgili. Nusracılar Serakaniyê’den püskürtüldükten sonra, yakındaki bir köyden top atışına başladılar. Kör atışlarla beş kişi yaşamını yitirdi. Halkın kaderi ortak: 2 Arap 3 Kürt can verdi. Bir gün bunların bulunduğu eve de ateş açılmış. Roket isabet etmiş. El Kaideciler, Öğretmen Evinin oradan sınırı aşıyormuş. Türk hükümeti onları kapıdan geçiriyormuş. YPG bunları püskürtünce, Ceylanpınar kapısını AKP kapatmış... Türkiye’nin kapıları El Kaide’ye açık, Kürt halkına kapalı...
Ablay bizi Ceylanpınar Belediyesine götürüyor. BDP’den Belediye Başkanı iki dönemdir görevde bulunan İsmail Arslan, bir istisna olarak “üçüncü” dönemde de aday; ve malum, seçimlere kadar “tek başkan”... Türk devletinin “tekçiliğinin” bir devamı olan bu “tekçilik” artık Kürdistan’da sona eriyor. İsmail Arslan, 30 Mart’ta “tek başkan” olmaktan çıkacak, “eşbaşkan” olacak. Diğer “eşbaşkan” ise Esra Aslan Güler... Onlarla konuştuk.
‘Saddam’a’ geçit yok
Seçimleri kazanacaklarından eminler. Bunu tartışmıyoruz bile. Sorun oyları daha da artırmakta. Karşılarında Menderes Atilla var. AKP adayı, Rojava çeteleriyle ilişkili bir ailenin ferdi. “Çete” deyince yalnız “sınır dışı” anlaşılmasın. Bunlar Mehmet Ağar’dan Sedat Bucak’a kadar karanlık bir ilişkiler ağının içinde. Bu ailenin Öcalan’a karşı Şam suikastinde de parmağı olduğu söylenmekte.
Ne var ki, bu ailenin Araplar üstündeki etkisi azalıyor. Menderes Atilla dördüncü defa seçime giriyor. Yenilen pehlivan güreşe doymazmış...
Eşbaşkan adayı Esra Aslan Güler’i önceden araştırmıştık. O konuşmuyor, ama biz biliyoruz. Ağabeyi Burhan Güler, diğer gerillalar Aliye Akıl ve Ferhat Uzun’la birlikte kuşatıldıkları evde, esir düşmemek için hep birlikte yaşamlarına son vermişler. Şimdi Esra Aslan Güler, “Ceylanpınar’lı çocuklar refah ve mutluluk içinde yaşasın” diye Eşbaşkanlığa aday olmuş.
Halkla sohbetlerimizde şöyle bir konuşmaya tanık olduk: “Biz bu seçimde BDP’ye oy vermeyeceğiz. Çünkü Başkan İsmail Arslan, bizim ilçemizin en meşhur iki özelliğini yok etti...”
Şaşırıyoruz: “Neymiş bu en meşhur iki özellik?...”
İlk konuşanın yanıt vermesini beklemeden orta yaşlı bir kadın lafa karışıyor: “Ne olacak, buranın en meşhur iki şeyi, çamur ve sinektir, başkan da bunları yok etti.”
Çok ağır koşullarda, savaş bölgesinde yaşayan ve ağır bir tarihe sahip olan Ceylanpınar halkı şakacı bir halk. Biri lafa karışıyor: “Bu topraklardan sineği ve çamuru kovan BDP, yakında savaşı da, yoksulluğu da, devleti de kovar...”
Belediye’den ayrılırken, Başkan’a soruyoruz: Eşbaşkan Esra Aslan Güler’in odasını hazırladın mı? Başkan bir an şaşırıyor. Sonra gülüyor. “Bütün odalar Eşbaşkanındır” diyor.
Eyyübiyeli şehit
Eyyübiye İlçesi Urfa’nın merkez ilçelerinden. Osman Baydemir adıyla birlikte, ilçede siyasi hava alt üst olmuş. Daha doğrusu tepe üstü duran siyasi durum ayaklarının üstüne oturmaya başlamış. BDP bu gürültü patırtı arasında şehitlerini unutmuyor.
BDP Urfa İl Başkanı Celalettin Ekmen’le birlikte, 1993 yılında katledilen Özgür Gündem muhabiri Kemal Kılıç’ı anmak üzere mezarlığa gidiyoruz. Urfa merkez ilçelerinden Eyyübiye’nin Belediye Eşbaşkan adayları Hedibe Ötünç ve Şükrü Turgut da orada. Hedibe Ötünç mezar başında Kürtçe etkili bir konuşma yapıyor.
Urfa gezimizde bize büyük yardımda bulunan Ziya Çalışkan bundan 21 yıl önce işlenen bu cinayeti bize anlatıyor. O zaman öğretmenmiş. Okuldan eve dönerken haberi almış. Bayram Balcı ile birlikte gitmişler. Kemal başının arkasından vurulmuş. Her tarafında koli bantları varmış. Belli ki kaçırmak istemiş, direnince vurmuşlar.
Ziya Çalışkan pek konuşmuyor. Ama öğreniyoruz. En büyük ağabeyi 1985’te Van’da, en küçük kardeşi 93’te Amed’de şehit düşmüş. İki dönem Urfa İl Başkanlığı yapmış. Şimdi Osman Baydemir’le birlikte Urfa için çalışıyor.
Gazetemizin şehitler kervanına katılanlar arasında Kemal Kılıç’tan başka iki Urfalı daha var: Hüseyin Deniz ve Nazım Babaoğlu…
HAZIRLAYAN: VEYSİ SARISÖZEN-OÐUZ ENDER BİRİNCİ
Ankara’ya komşu BDP’li belediye’
BDP’liler, Ankara’nın hemen yanı başında, Cihanbeyli ve Kulu’da belediye başkanlıklarını devralmaya hazır görünüyorlar. Alırlar mı? Oralara gitmeden önce, benim epeyce kuşkum vardı; ancak oraları gördükten sonra, neden olmasın, diyorum.
Ankara’dan yola çıkıp, seçim çalışması izlenimi için gittiğim Kulu ve Cihanbeyli, tipik iki Anadolu kasabası. Ankara’dan başlayıp, Konya’ya doğru giden E-90 karayolu, her iki kasabaya da uğruyor. Zaten böylesi yollar, hep büyükçe kasabaların genellikle içinden geçer. Üstelik her iki kasabanın en önemli caddesinin adı, bu yüzden Ankara yolu. Bu iki kasabayı bilmeyenler için tarif edeyim: Türkiye’nin ikinci büyük gölü olan ünlü Tuz Gölü’nün batı yakasındalar. Günü birlik seçim izlenimi için önce uzakta olanından başlıyorum. Yani Ankara’dan yola çıkınca, ilk ulaştığım Kulu’yu es geçiyor ve Cihanbeyli’de iniyorum. Sonra Kulu’ya döneceğim.
Sadece 16-17 bin kişinin şehirde yaşadığı Cihanbeyli’nin nüfusu yaklaşık 60 bin kişi. Cihanbeyli’nin tarihi gelişimi Konya tarihi ile eşdeğer görülüyor. Konya’yı Cihanbeyli’den ayıran doğal sınırlar yok. Biraz da bu yüzden, buraların idari sınırları sık sık değiştirilmiş. Cihanbeyli’nin ilk adı Esbikeşan imiş. Daha sonraları “İnevi” adını almış ve uzun yıllar İnevi adını taşımış. 1866 yılında Kulu Köyü Esb Keşan adı ile ilçe olmuş. Sonra da Cihanbeyli ve Şereflikoçhisar, Kulu Köyü’ne bağlanmış… 1954 yılında Kulu, 1987 yılında da Altınekin ilçe merkezi durumuna getirilerek Cihanbeyli’den ayrılmış. Sahi, Cihanbeyli, Türkiye’nin yüzölçümü bakımından en büyük ilçesi.
Son yerel seçimler, yani 2009’deki seçimler, Cihanbeyli’de çekişmeli geçmiş. MHP, AKP ve CHP arasındaki yarışı 3 bin 217 oy ile MHP kazanmış ve Mehmet Ali Önal belediye başkanı olmuş. M. Ali Önal, Cihanbeyli doğumlu bir doktor. Önal, önce Saadet Partisi’ne, daha sonra da AKP’ye katılmıştı. Cihanbeyli’deki seçim, bu yıl çok daha çekişmeli geçeceğe benziyor. Çünkü bu seçimleri, belediye başkanı olarak göğüsleyecek partinin BDP olacağı düşünülüyor.
İşte bu duygularla Cihanbeyli’ye gidiyorum. İlçeye gelince otobüsten iniyorum. Küçük otogarı şöyle bir kolaçan ettikten sonra, şehrin içine doğru yöneliyorum. Şehrin ana caddesinde ilçeyi kolaçan etmeye başlıyorum. Önce Saadet, sonra CHP ve ardından da AKP’nin minibüsleri geçiyor. Hayda AKP’nin bir de otobüsü varmış. AKP’nin araçlarında, arada Kürtçe türküler de çalınıyor. Vay, uyanıklar vay… BDP’nin seçim minibüsünün anonslarıyla geçip gittiğini görüyorum. Telefon ediyorum, geliyorlar beni seçim bürosuna götürüyorlar. Burası bahçe imkanı da olan, ferah bir yer. Oradaki BDP yönetici ve üyeleriyle sohbet ederken, belediye eşbaşkan adaylarımızla tanışmak için heyecanlanıyorum. Gelin önce onları size biraz tanıtayım:
BDP’nin Belediye Eşbaşkan adayları
BDP’nin Cihanbeyli Belediyesi Eşbaşkan Adayı Enver Küçükyıldız, 1971 yılında Cihanbeyli’nin Bulduk beldesinde doğdu. İlkokula Bulduk’ta başlayan Küçükyıldız, 1978 yılında ailesiyle birlikte Danimarka’ya gidiyor, sonra ailesi ile birlikte 1980 yılında Konya’ya geri göç etmek zorunda kaldı. Önce 9 Eylül Üniversitesi’nde şehircilik eğitimi alan Küçükyıldız, daha sonra ise Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Küçükyıldız, üniversiteyi bitirdikten sonra Konya’ya dönerek HADEP çalışmalarında yer aldı ve Konya’da kurucu üye oldu. Ardından girilen seçim sürecinde Konya’da önemli başarılar elde edildi. PKK lideri Abdullah Öcalan’ın “uluslararası komplo” ile Türkiye’ye getirilmesinin ardından savunma için çağrı yapıldığında bunu kabul eden ilk 103 kişiden ikisinin kendisi ve eşiydi. 2008 yılına kadar Cihanbeyli’de avukat olarak çalışan Küçükyıldız, şimdi yeniden burada çalışıyor ve halkın kendisini Belediye Başkanı olarak görevlendirmesini bekliyor.
Cihanbeyli Belediyesi için diğer Eşbaşkan adayı Zeliha Uyar Poyraz’ın durumu yeni netleşmiş. O’nunla iki satır sohbet ediyoruz. Fazla kalamıyor; çünkü kadınlarla birlikte gidilecek birçok yer varmış. Onlar coşkulu bir şekilde bürodan ayrılıyorlar. Ben de Kulu’ya geçmeye karar veriyorum. Cihanbeyli üzerine sohbet eşliğinde beni otogardan Kulu’ya yolcu ediyorlar. Candan bir karşıladılar ve yolcu ettiler. Hepsine ayrı ayrı teşekkürler. Kulu’ya doğru yol alırken, gelin size orayı biraz anlatayım:
Avrupalıların bir şehri: KULU…
50 bin kişi olan Kulu’nun toplam nüfusunun yaklaşık 30 bini kırda, 20 bini ise şehirde yaşamakta. Tarihi, Cilali Taş Devri’ne kadar dayanan, Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Frig, Galat, Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerini yaşamış, İç Anadolu Bölgesi’nin ortasında, bağlı bulunduğu Konya iline 150 km Ankara iline 100 km uzaklıkta olan bir ilçedir. İlçe adını, kurucusu olan Kuluboğlu Mustafa Bey’den (Kulu Bey) almış. Kuluboğlu, Afyon-Karabağ dolaylarından gelen bir yörük beyi.
İlçeye daha sonraları Bölge’nin muhtelif yerlerinden gelen Kürt aşiretler (Rişvan, Şeyhbizinli aşiretler vs.) yerleştirilmiş. 1853-1856 Osmanlı-Rus Kırım Savaşı‘ndan sonra Anadolu’ya göç eden Nogay Türklerinin büyük bir kısmı ilçeye ve çevresine getirilmişler. Bu yüzden, ilçe oldukça kozmopolit bir yapıya sahip. İlçe halkı Yörükler, Kürtler, Nogaylar, Türkmenlerden oluşur. İlçeye bağlı Kozanlı ve Karacadağ kasabasında, Altılar ve Yaraşlı köylerinde tarihi mağaralar var. Ayrıca İlçenin 3 km doğusundaki Düden Gölü, 183 çeşit kuşu barındıran bir doğa harikasıdır.
Kulu’dan Avrupa’ya değişik nedenlerle göç edenlerin ilk tercihi İsveç olmuş. İsveç’in ünlü başbakanlarından Olof Palme’nin yaşarken Kulu’yu ziyaret etmesinin de anısına, Olof Palme ismi ilçedeki cadde ve parklara verilmiş. Kululuların büyük çoğunluğunun çifte vatandaşlığı var. Yani hem Türkiye, hem de İsveç vatandaşılar.
2009 yerel seçimlerinde Kulu’da AKP, MHP ve CHP arasında geçen yarışı, 3990 oy ile AKP kazandı ve Dr. Ahmet Yıldız, ikinci kez belediye başkanı oldu. Peki, AKP’nin mevcut başkanla devam etme kararı, onun başarılı olmasından mı? Pek öyle olduğu söylenemez. Belediyenin müthiş düzeyde bir borcu var. Geçen seçimleri küçük bir farkla kaybetmiş olan MHP, bu yılki seçimlere de asılacaktır. Ama sadece BDP’liler değil, rakipleri de burada seçimi BDP’nin kazanacağını düşünüyorlar. Bu yüzden, karşı tarafta uyduruk korkular yaratılmaya çalışılıyor.
Kulu otogarından arabayla beni alan arkadaşa soruyorum: Burası Cihanbeyli’den daha zengin görünüyor. Sebebi İsveç vatandaşları mı? “Ooo, sadece İsveçliler mi, Almanya, Avusturya, Fransa ve Hollandalılar da var” diyor. Avrupa’da çalışan Kulular, emekliliklerinde buraya dönüp, iyi bir ev yaptırıyor ya da satın alıyorlarmış. Etraf oldukça lüks evlerle dolu. BDP’nin seçim bürosunun önünde beni Belediye Eşbaşkan adayı Mustafa Çakır karşılıyor. Oldukça kalabalık bir kitlenin ortasından büronun içine giriyoruz. İçerideki masaların hemen hepsi dolu. Hal ve hatır soruluyor. Ben bu arada, size eşbaşkan adaylarımızı biraz tanıtayım:
BDP’nin eşbaşkan adayları
Kulu Belediyesi Eşbaşkan adayı Mustafa Çakır, 1953 yılında Kulu’nun Zincirlikuyu kasabasında doğdu. İlkokulunu Zincirlikuyu’da, ortaokul ve liseyi ise Ankara’da okudu. Erzurum Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ni kazanan ancak daha sonra geçiş yaptığı Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi bölümünden mezun olan Çakır, 12 Eylül askeri darbesi döneminde, faşist güçler tarafından ağır bir saldırıya uğrayarak yaralandı. Ardından 26 yıllık memuriyet hayatına başlayan Çakır, bu süre içerisinde çeşitli kademelerde çalıştı.
Tecrübeleriyle Kulu’ya faydalı olacağını düşünen Mustafa Çakır, “Kendi yörem dışında birçok yerde çalıştım ve oralara katkım oldu. Bundan sonra kendi yöreme hizmet edeceğimi düşünerek aday oldum. 5 aydır köy köy dolaşıyoruz. Sorunların tespitini yaptık. Bunlara ilişkin çeşitli projelerimiz var. Seçimleri kazanmamız durumunda alt yapı çalışmalarını hemen başlatacağız. Bunun yanı sıra sosyal projelerimiz de olacak. Bu konuda uzman arkadaşlarımız da var. Onların tecrübelerinden de yararlanacağız” diyor.
Belediye Eşbaşkanı olacak olan Esin Akgül Güneş, genç biri. Ancak kısa bir tanışma faslımızdan fark ettiğim kadarıyla cevval biri. Kendisine en çok yardım eden kişilerin başında da annesi geliyor olmalı ki, seçim bürosuna birlikte geldiler. Onunla da tanıştım. Çok sıcak bir insan. Seçildiği günün hemen ertesinde başlatabileceği ve Kulu için çok yararlı olacak şeyler. Onun ve Esin A.Güneş‘in belediye başkanlığı Kulu’ya çok şey katacak.
BDP’liler Cihanbeyli ve Kulu’da belediye başkanlıklarını devralmaya hazır görünüyorlar. Alırlar mı? Oralara gitmeden önce, benim epeyce kuşkum vardı; ancak oraları gördükten sonra, neden olmasın, diyorum. Ancak bu iki belediyenin -en azından- ilk yılları kolay olmayacak. Öncelikle her iki belediyenin kasasında para olmayacak, hatta borcu olacak. Ancak onların bir başka tarihsel öncü rolleri olacak. Orada kazanılan ve başarılı olan bir belediyecilik anlayışı, Ankara’nın çevresinde birçok ilçede daha belediye başkanlığını kazanmamızı sağlayacak. İşte bu bilinçle, haydi bakalım diyorum onlara, haydi bakalım, tarih sizden böylesi bir başarıyı bekliyor!
HÜSEYİN AYKOL