
Suriye konusunda, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yabancı ülkelere gönderilmesi ve görevlendirilmesine ilişkin bir yıl süreyle izin verilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi'nin Meclis Genel Kurulu'nda kabul edilmesini; Barış ve Demokrasi Partisi Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Eş Başkanı Bilge Seçkin Çetinkaya, Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) Genel Başkanı Ferdan Ergut, Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy ve Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Merkez Yürütme Kurulu'ndan Alp Altınörs, Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar, Prof. Haluk Gerger, Türkiye Barış Meclisi'nden Hakan Tahmaz ve Irkçılığa/Milliyetçiliğe DurDe Girişimi Sözcüsü Cengiz Alğan değerlendirdi. Suriye'ye müdahale yetkisi tanıyan tezkerenin Meclis'te kabul edilmesinin ardından ilk açıklamasını yapan Türk Başbakan Recep T. Erdoğan, "Bizim asla savaş çıkarmak gibi bir derdimiz olamaz. Tezkere karşısında direnenler tarihe bunun hesabını veremeyeceklerdir" dedi. Türk Başbakan, "savaş çıkarmak gibi bir derdimiz" yok dese de kamuoyundaki algı AKP'nin politikalarının Kürt merkezli bir bölgesel savaşa sürüklediği yönünde.
Kürkçü: Savaş sebebi değil
BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, bir çatışmanın sınıra yaklaşması dolayısıyla ortaya çıkan can kaybının Türkiye tarafından 'savaş sebebi' sayılmasının meşruiyetinin olamayacağını belirtti. Hükümet yetkililerinin "Tezkere savaş için değil, koz amaçlı" açıklamalarını eleştiren Kürkçü, "Daha önce hatırlarız; hepimiz geçen yıl verilen tezkerenin Uludere köylülerinin başında patladığını biliyoruz. Hükümetin niyetinin ne olduğu, bence ikinci tartışma konusu. Ortada savaş silahı var ve bu insanları öldürüyor. Aynı sonuçlara yol açmayacağını kimse söyleyemez. 'Şuna niyetimiz yok, buna niyetimiz yok' gibi söylemlerin beyhude olduğunu düşünüyorum" diye konuştu.
Çetinkaya: Korkusu Özerk Kürdistan
ÖDP Eşbaşkanı Bilge Seçkin Çetinkaya da bugün gelinen noktanın AKP'nin dış politikasındaki yanlışlarının sonucu olduğu tespitinde bulunarak şunları ifade etti: "AKP'nin en korktuğu senaryo gerçekleşti: Suriye'de özerk bir Kürt bölgesi ortaya çıktı. Türkiye de Suriye'de izlediği politika nedeniyle köşeye sıkıştı. PYD meselesini uzun bir gelecekte AKP fiili bir müdahaleyle çözmeye çalışabilir mi; bunlar olasılık dahilinde. Ancak akılda tutmak da fayda var ki Türkiye 'Batı kampı'nın ve NATO'nun müdahil olmayacağı bir süreç içinde olmaz. AKP bundan sonraki süreçte bu konuda kamuoyu desteği yaratmaya çalışacak mıdır; süreç buna göre şekillenecektir."
Gürkan: AKP'ye karşı mücadele edelim
EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, AKP Hükümeti'nin aylardır sürdürdüğü Suriye politikası savaş sınırına geldiği söyledi. Gürkan, Başbakan'ın 'Bu savaş tezkeresi değil' açıklamalarına atıfta bulunarak, "Bu tezkere ile savaş yetkisi alan AKP iktidarının bölgede yürüteceği savaşın iki ülke arasında olmayacağı açıktır. İşin içinde İran, Irak, Suriye Lübnan, bağlantılı olarak Rusya, Çin, Türkiye, ABD ve İsrail'e uzanan taraflarla bölge adeta kan gölüne çevrilecektir. AKP iktidarı, ABD'nin bölgeye dair planlarının bilinçli olarak taşeronluğuna soyunmuştur. Bu politikalar Türkiye halklarına acı, kan, gözyaşı, yoksulluk getirecektir. Dahası etnik ve mezhep çatışmasıyla ülke tam bir cehenneme çevrilecektir. Şimdi emek ve demokrasi güçlerine düşen görev; bu savaş tezkeresinin kullanılmasına izin vermemek bu yetkiyi engellemek için mücadele etmektir" dedi.
Ersoy: Savaşta halklar zarar görecek
Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy, çıkacak bir savaştan halkların hiçbir çıkarı olmadığına vurgu yaptı ve şunları söyledi: "Biz hem Türkiye'de hem Ortadoğu'da savaş istemiyoruz. Bundan zarar görecek olan halklardır. Bu savaşın bileşenleri El Kaide gibi en gerici unsurlar. Ayrıca bu savaşı, savaş kışkırtıcılarının bile kontrol edemeyeceği açık. Bu süreçten halkların zarar göreceği açık. Herkesi Ortadoğu'da ve Türkiye'de barışı savunmaya çağırıyoruz."
Ergut: Uçuruma sürükleyecek
EDP Genel Başkanı Ferdan Ergut da "Bu tezkere Türkiye'yi uçuruma sürükleyecektir. Tezkerede "yabancı devletler" denilerek neredeyse sınırsız bir yetki gittikçe dengesini kaybetmekte olan bir Başbakan'a veriliyor. Basiretsizlik ve kibri kendi şahsiyetinde birleştirmiş bir Başbakan var şu anda. Her an her şeyi yapabileceğini düşünen, aldığı oyların altında ezilen ama onun da farkına varmayan, nerdeyse tanrının yeryüzündeki gölgesi gibi hareket etmeye başlayan bir Başbakan'a böyle bir tezkere verilmesi, serseri mayın gibi bu tezkerenin nerelere gideceğinin bilinmemesidir. Dolayısıyla, elbette Türkiye'nin böyle bir maceraya girmesine karşıyız" diye konuştu.
Altınörs: Asıl hedef Kürtler
ESP Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Alp Altınörs, AKP'nin tezkereyi çıkartmasının asıl hedefinde Kürtler olduğuna dikkat çekti ve ekledi: "Bu savaşın esası Kürt ulusunun varlığının ve ulusal demokratik haklarının reddi, inkarı üzerine kuruludur. Özgür Suriye Ordusu'nun desteklenmesi hem Türkiye'nin emperyalizme bağımlılığının nişanesidir hem de yarının Suriye'sinde Kürtlerin siyasal haklara sahip olmasını önlemenin bir yatırımıdır. Bu yatırımı AKP sınır bölgelerimizi savaş bölgelerine çevirerek yapmıştır. Akçakale'de beş kişinin hayatını kaybettiği olay tümüyle bu politikanın ürünüdür."
Aktar: Tehdit altındayız
Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Mehmet Emin Aktar, "Vahim bir tablo ile karşı karşıyayız. Bu savaş hazırlığıdır ve kesinlikle itiraz edilmeyi hak ediyor" diyerek AKP'ye tepki gösterdi. Aktar, savaş çığırtkanlığı yapılmamasını ve askeri müdahaleden uzak durulmasını savunarak, "Halklara hiçbir fayda getirmeyecek tezkere onaylanmış durumda. Hemen sınırda olunması bakımından bizler açısından daha kaygı verici bir gelişme yaşanır. Coğrafyamız tehdit altına girmiş olacak" dedi. Av. Aktar, 'siyasi dengelerin oluşması adına halkların feda edilmemesi' gerektiğine dikkat çekerek, ekledi: "Yine de, umarım bir savunma mekanizması olarak kullanılması düşünülüyordur. Suriye'ye müdahale edecek hiçbir güç başarılı da olmaz, topluma da katkı sunmaz. Kesinlikle toplum tarafından kabullenilmemeli ve hükümet de bundan vazgeçmeli."
Alğan: Yapılan aptallık
Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe Girişimi Sözcüsü Cengiz Alğan da, tezkereye tepkisini şöyle dile getirdi: "Hep aynı şeyleri deneyip farklı sonuçlar elde etmeyi beklemeye 'aptallık' diyorlar. Türkiye kendi sınırlarında defalarca savaşa sınır komşusu oldu. Bunların kiminde yine tezkereler yoluyla savaşa müdahil oldu ve hep kayıp yaşadı. İnsan en kötü ihtimalle bundan ders alır. BM ve NATO dahil bütün uluslararası camia savaşı desteklemeyeceğini söylerken bu ısrarı anlamak zor. Suriye'de ayaklanmış olan halkın geniş kesimlerinin isteklerine bakmak gerekir."
Tahmaz: Komisyon kurulsun
Türkiye Barış Meclisi Sözcüsü Hakan Tahmaz, Suriye'ye yönelik tezkerenin Meclis'ten geçmesini, "AKP'nin son bir senedir izlediği Ortadoğu politikasının iflas ettiği" üzerinden yorumladı. Tahmaz, AKP'nin savaş politikalarından vazgeçmeyeceğinin tezkereyle birlikte yeniden açığa çıktığına değinerek, hükümetin Ortadoğu'da güç haline gelme amacıyla hareket ettiğini söyledi.
"Barışa hizmet eden adımlar atılmalıdır" diyen Tahmaz, Türkiye Meclisi'nde 'müzakere ve diyalog komisyonu' kurulmasını önerdi. Tahmaz, şöyle konuştu: "Meclis'in savaş politikasını terk etmesi gerekiyor. AKP'nin yapacağı ilk iş; ortadoğu politikasının iflas ettiğini kabul edip, yeni bir dış politika belirlemektir."
Gerger: Boş kükreme
Ortadoğu uzmanı Haluk Gerger ise Suriye tezkeresi için "Boş bir kükreme" dedi. Türkiye'nin, Suriye'ye saldırması için uluslararası desteğin oluşmadığına dikkat çeken Gerger, "Türkiye tek başına böyle bir çılgınlık yapabilecek güçte de değil" dedi. Gerger, Suriye'deki muhalefeti örgütleyerek, silahlandırarak, ülkedeki iç savaşa müdahil olmakla suçladığı AKP Hükümeti'ni de "Böyle kışkırtıcı davranışlara devam ederseniz yarın öbür gün olayların nesnel mantığı sizi aşar, birden bire kendinizi bir savaşın ortasında bulabilirsiniz. O zaman felaket olur" sözleriyle uyardı. Böyle bir durumda Ortadoğu'daki tüm aktörlerin işin içine gireceğini belirten Gerger, "Bu işe İran, Hizbullah, Rusya, İngiltere, Amerika girer ve bütün bölge ateş içinde kalır. Binlerin, onbinlerin, milyonların ölebileceği bir büyük felaket başlayabilir. Onun için devletler blöf yaparken dahi dikkatli olmalılar. AKP Hükümeti gerçekten kendini kaybetmiş durumda, böyle riskler alıyor. Bütün dünya tedirgin Türkiye'nin bu tavrından."
55 yıl önce görmüştük
Haluk Gerger, AKP Hükümeti'nin Suriye devletini kışkırtmak için yaptıklarını 55 yıl önce Menderes Hükümeti'nin yaptığına benzetti. Gerger "Erdoğan, o çok sevdiği Menderes'in konumuna düşmüş durumda daha şimdiden. Olay bu kadar açık. Türkiye 1955'ten başlayarak Amerika ve İngiltere ile birlikte Suriye'de rejim değişikliği olsun diye harekete geçti. Bütün belgeler ortada. Türkiye sınıra 50 bin asker yığdı, savaş uçakları uçurdu, bazı sınır köylerini bombaladı, Suriye sınırından köylüleri kaçırdı. Menderes Hükümeti çılgınca bir savaş kışkırtıcılığı yapıyordu. Zor dizginlediler. Bütün amaç şuydu: Suriye'yi kışkırtmak, bir sınır çatışması çıkarmak ve bir işgale zemin hazırlamak ve suçu da Suriye'nin üzerine atmak. 55 yıl sonra aynı filmi bir daha trajikomik bir biçimde izliyoruz. Olan ölen sivillere, masum insanlara oluyor" dedi.
HABER MERKEZİ