Yerel seçimlere bir yıl var. Bu süre kısadır; özellikle Türkiye’nin hızla ekonomik durgunluğa sürüklendiği ve savaşın görülmemiş boyutlara ulaştığı, AKP-Cemaat çelişkisinin keskinleştiği, CHP içinde kargaşanın arttığı, son Balyoz davasına tepkilerin gösterdiği gibi ordu içinde rövanşist eğilimlerin güçlendiği ve Suriye bataklığının iyice balçıklaştığı koşullarda, göz açıp kapayıncaya kadar geçer.
Şimdi AKP, Erdoğan’ın yüzde elliyi aşarak “tek şef” olması için ve CHP tasfiye olmaktan kurtulmak için tehlikeli bir oyun oynuyor.
Seçimlerin eşiğinde MHP ipinde ölümcül taklalar atıyor. Milliyetçilik yarışının kızışmasının başlıca nedeni bu. Parti ve kişisel çıkarlar için yapılan bu cambazlık Türkiye’nin genel çıkarlarını da ip üstüne çıkarmıştır. MHP ipi kopabilir. Ve AKP’si, CHP’si, MHP’si kendini o cambazlıkla kendinden geçmiş, kudurmuş, Kürt kanı içmeye yemin etmiş iç savaş kitlelerinin içinde bulabilir.
Seçim için oynanan bu oyun çok tehlikelidir.
AKP ve CHP, MHP’yle yarıştıklarında iç savaşın toplumsal tabanını MHP’nin tek başına asla genişletemeyeceği ölçülerde genişletiyorlar. Ama onlar bu tabana hiçbir şekilde hakim olamazlar. Bu tabanın bir miktar oyunu alsalar bile, ilk büyük çatışma durumunda bu kitle AKP’nin ve CHP’nin milliyetçi eğilimli tabanından da büyük parçalar kopartarak iç savaş bayrağı altında toplanır. Bu durumda MHP bugünkü konumunu hızla terk eder ve 12 Eylül öncesinin “faşist” partisi işlevini yüklenir.
AKP’li “liderleri” şöyle gözden geçirin. Hangisi milliyetçi hezeyanla kudurmuş yüz, iki yüz bin kişilik kitlelerin önüne geçebilir; hangi CHP’li “aslan sosyal demokrat” büyük kent varoşlarında patlayacak bir Türk-Kürt boğazlaşmasında o kitlelere “sağ duyu” telkin edebilir? Bu iki parti “iç savaş“ partisi değildir. Bunlar “düzen, intizam” partileridir. MHP’nin ise tüm stajı, iç savaş koşullarında kudurmuş kitleleri daha da kudurtma üzerinedir. Onunla hiçbir parti “iç savaş” sahnesinde baş role çıkamaz.
Demek ki, AKP ve CHP’nin MHP “tehlikesini” geriletmek için onunla milliyetçilik yarışına girmeleri tam ters sonuç verecektir.
Daha şimdiden asker cenazelerinde AKP’li Belediye Başkanları ve Bakanlar milliyetçi kitle tarafından yumruklanmaya, şişe yağmuruna tutulmaya, ağır hakaretlere uğramaya başlamışlardır. Ve  şu anda CHP oyları gerilemekte ve MHP oyları artmaktadır.  
Günümüzde iç savaş tehlikesi, AKP ve CHP’nin MHP’yle milliyetçilik yarışından dolayı büyümektedir.
AKP ve CHP’nin PKK düşmanlığı temelinde MHP’yle aynı kulvarda koşmaları, Kürdistan açısından hiçbir anlam, önem ve ağırlık taşımaz. Çünkü bu partiler Kürdistan’da zaten “tek bir parti” halindedirler. Kısaca, MHP’lileşmek Batıda iç savaş tehlikesi yaratır, Kürdistan’da ise hiçbir işe yaramaz.
Buna karşılık, AKP ve CHP’nin, Fırat’ın Batısında, Öcalan’la, PKK’yle ve BDP’yle müzakere için MHP dışında mutabakata varması, yalnız Türkiye’yi değil, Irak, Suriye ve hatta İran dahil tüm bölgeyi kökten değiştirecek bir sonuç doğurmaya adaydır.
Böyle bir mutabakat, Türkiye’nin hızla iç savaşa doğru sürüklenmesini önler; Kürdistan’ın tüm parçalarının Türkiye’yle, -sınırlar olduğu gibi kalmak koşuluyla- çok yönlü karşılıklı entegresyona girmesini sağlar; Doğu, Güney ve Batı Kürdistan’ın desteğini kazanan ve Kuzey Kürdistan’la ortak vatan temelinde sorunlarını çözen bir Türkiye bölgenin karşı karşıya olduğu uluslar arası tüm sorunlarda barışçı bir rol oynama imkanı kazanır. Sınır boylarındaki Kürt halkıyla kardeşleşen Türkleri, hiçbir büyük devlet şu ya da bu askeri serüvene mecbur edemez.
Türkiye AKP ve CHP mutabakatıyla şimdiki kanlı savaşa son verebilirse, Kürt sorununu hakkaniyet, eşit haklılık, adalet temelinde çözebilirse, Türkiye bu iki partinin programlarında yer alan AB üyeliği yolundaki bütün engelleri de aşar. Sınırlarındaki Kürdistan parçalarıyla anlaşarak, bölgede bir barış etkeni haline gelen Türkiye’ye karşı hiçbir AB ülkesi ambargo koyamaz.
Türkiye savaşı sona erdirdiği gün, milyarlarca dolarlık muazzam bir askeri harcama yükünden kurtulur ve hızla ekonomik krize sürüklenen Türkiye, askeri alandan serbest kalacak fonlarla bu krize karşı kendini savunacak bir güce ulaşır.
AKP-CHP mutabakatından elbette kendi başına hiçbir sonuç alınmaz.
AKP ve CHP “Öcalan, PKK ve BDP” ile müzakere sürecini başlatma  konusunda mutabakata vardığı zaman bu mutabakat yukarda saydığımız sonuçları doğuracaktır.
Buna MHP ne der?
Kilit sorun buradadır: MHP ne der diye sorup da, bundan korktuğunuz ve bu korkuyla hem birbirinizle, hem MHP’yle milliyetçilik yarışına girdiğinizde her şeyinizi kaybedeceksiniz. AKP-CHP mutabakatıyla savaş durduğu gün, MHP hiçbir şey diyemez.
Barış ve çözüm için Kürt özgürlük hareketiyle müzakere konusunda AKP-CHP mutabakatı, Türkiye’nin önünü açar.
Ve eğer bu şans kullanılmazsa, “Ortadoğu’da yeni bir dünya kurulur ve Kuzey Kürdistan da burada yerini alır…” Ve Türkiye bu dünyanın dışına doğru bütün iddialarını kaybederek kayar gider…Yazık olur…
MHP ipinden inin! Allahın ve halkın ipine tutunun!