AKP darbe rejiminden kayyumlara devam
Forum Haberleri —

ŞÜKRÜ GEDİK
Son günlerde, suni gündem yaratılarak sürdürülen darbe tartışmalarına katılanlar boşuna mesai harcamaktadırlar. Türkiye’de zaten dört başı mamur bir darbe rejimi mevcuttur. Ülke yönetimine el koyma hep asker cenahının işi ola gelmiştir. Türkiye, üç askeri darbe, 28 Şubat post modern darbe, 17 Temmuz dedikleri kuşkulu FETÖ kalkışması yaşamış bir ülkedir. Fakat şimdiki AKP rejimi, bütün bu darbelerin tahribatlarından daha fazla tahripkar, tümünün toplamına denk uzun vadeye yayılmış ve kurumlaşmış bir darbe rejimidir. AKP siyasi bir parti olmaktan çıkmış, faşist rejime dönüşmüş bir yapılanmadır.
Türkiye’de bütün devlet kurumlarına hükmetmektedir. Ele geçirdiği yargı ve yasama erkini istediği gibi kullanmaktadır. İstediği yasayı çıkarmaktadır. Meclise gerek duymadan, KHK ile kanunlar yapmaktadır. Ordu derseniz AKP’nin emir eri durumuna gelmiştir. Serbest meslek kurumları ve sivil toplum örgütlerini de hizaya getirmek için yasal değişikliklere gitmektedir. Ele geçiremediklerinin de içini boşaltarak işlemez hale getirmiştir.
Ortalıkta AKP faşist rejimine darbe yapacak kimse kalmadı. Ama AKP faşist rejiminin darbe girişimleri devam etmektedir. Türkiye AKP faşist rejimin işgali altında bir ülke durumuna gelmiştir. Belediyelere zorla el koyma, halk iradesini hiçe sayma sıradan uygulamalar haline geldi. Meclisteki sayı çoğunluğu ile darbe yönetimine yasal kılıflar zaten uydurulmaktadır. Silahların zoru her zaman devrededir. Mahkemeler tıkır tıkır rejimin hizmetindedir. Darbe mekaniği kusursuz işlemektedir.
Kürdistan’daki belediyelere kayyum atanması, sadece belediyeler ile sınırlı bir girişim değildir. HDP’yi siyasetten ortadan kaldırma ve işlemez hale getirmektir. İyi Parti ve HDP arasında gelişen polemik de bunu amaçlamaktadır. Milliyetçi çevrelerde pirim yapmanın yolu HDP’ye saldırmaktan geçiyor. Meral Akşener, kontra örgütünün içinden türemiş, Çiller-Ağar ortaklığını yapmış bir isimdir. HDP’ye saldırması, faşist iktidarın kayyum ataması paralel gelişen bir durumdur. “Memleket masası” olarak telaffuz ettiği yeni çıkışı ile faşist bloğa göz kırpmaktadır. Erdoğan, Bahçeli, Akşener ve Perinçek, koro halinde saldırıp tırısa kalkmışlardır.
HDP’yi “terörist” gören zihniyet hastalıklı bir zihniyettir. “Altı milyon kitle tabanı meşrudur ama HDP’nin kendisi teröristtir” saçmalığı üzerinden fikir üreten zavallı mahlukatlar, Kürt gerçeği karşısında çaresiz kalmışlardır. Türkiye yasalarına göre kurulmuş bir siyasi partinin varlığına tahammülsüzlüktür. Belediyelerine kayyum atamayla, halk iradesine saldırmayla, darbe yapmayla bitirilmek istenmektedir. İlerdeki seçimleri kaybetme korkusu iktidarın üzerine şimdiden sinmiş durumdadır. Bu nedenle seçimlere kadar HDP’nin işini bir şekilde “hal” etmek istemektedirler.
Siyasi partilerin tek başına iktidar olma imkanları ortadan kalkmıştır. Seçimlerde tek partinin varlık göstermesi, mevcut göstergelerle mümkün değildir. Yüzde onluk barajın anlamı bile kalmamıştır. İttifaklar kurarak, iki bloklu seçim sistemine, halkın iradesi tümüyle yansıması zaten engellenmiştir. Bu anlamda da siyasi bir darbe yapılmıştır. HDP ile açıktan ittifak yapmaktan çekinen siyasi partilerin, faşist iktidar karşısında fazla şanslarının olmadığını bilen AKP, her fırsatta HDP’yi kriminalize etmektedir. Hokus-bokus yöntemiyle, seçim kanunu, siyasi partiler kanunu değişirse şaşmamak gerekir.
HDP belediyelerine kayyum atayarak, siyaset alanının daraltılması, “Terörist” suçlamasıyla saldırıların hedefi olması, seçim blokların dışında tutulması, faşist iktidarın çıkarına olacaktır. Çünkü HDP, mevcut oy potansiyeli ile seçimlerin kilit partisi konumundadır. HDP’siz seçim kazanmak mümkün görünmemektedir. Bu nedenle HDP’ye saldırılar giderek yoğunlaşmaktadır. Faşist iktidarın her uygulaması bir darbe girişimidir. Kayyum darbeleri ile siyasette yön verme çabaları, pratikte sonuç alıp almayacağını zamana bırakmaya hiç gerek yoktur. Kürt halkının iradesini darbelerle yok etmenin dönemi çoktan kapanmıştır. Askeri operasyonlar, siyasi soykırım operasyonları, kayyum darbeleri vız gelir tırıs geçer. Kürt gerçeğiyle yüzleşmekten başka şanslarının olmadığını er ya da geç kavramak zorunda kalacaklardır. Aksi halde Türkiye’nin yıkımı olacaktır ve bu yıkımın altında kendileri de kalacaklardır.
Korona salgınından medet umarak, fırsata çeviren faşist AKP rejimi, yakaladığı avantajlı durumdan yararlansa da, halk için çok sancılı bir süreç başlamıştır. Ekonomik bunalım yakında kendisini gösterecektir. Yumurta kapıya dayanmıştır. Kürt halkının kazanımlarına saldırarak bu kötü gidişat durdurulamaz.
Kürt düşmanları şunu bilmelidir. Kürtlere muhtaçsınız, bu sizin kaderinizdir.







