
Türkiye Barış Meclisi'nin (TBM), "Rojava ve Barış süreci" konulu toplantısında Ceylanpınar Belediye Başkanı İsmail Arslan, Rojavalı Kürt Gazeteci Berzan İso, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Erhan Kelleşoğlu, Rojava'dan Ceylanpınar'a göç eden Fehime Muhamed Ali konuştu. Cezayir Toplantı Salonu'ndaki yapılan panelde ilk konuşmayı yapan TBM Sözcüsü Hakan Tahmaz, "İnsanlık büyük sınavlar veriyor. Bunlardan biri de Rojava'da yaşanıyor. Bu savaş Türkiye'nin barışını ciddi olarak tehdit etmektedir" dedi. Bölge ülkelerinin kaderinin giderek ortaklaştığı bir dönemde Türkiye'nin tutumunun barış için ciddi bir sorun olduğunu belirten Tahmaz, içeride Kürtlerle çözüm yolu izleyen bir ilişki kurarken Rojava'da Kürtler için kırılmaya yol açan bir tutum almanın sürdürülebilir bir politika olmadığını ifade etti. Tahmaz, "Rojavalı Kürtlerin katliama maruz kalması barış sürecini sekteye uğratacak. Türkiye'nin barış masasında elini güçlendirmek için El Nusra Cephesi'ni desteklemesi, sınır kapılarını kapatarak Rojava Kürtlerini açlıkla imtihan etmesi insanlıktan uzak bir davranış" diye konuştu.
'Kurşun değmedik yer kalmadı'
BDP'li Ceylanpınar Belediye Başkanı İsmail Arslan, "Meskun alanlarımız sınıra 50-100 metrelik mesafede ve tam bir yaşama savaşı veriyoruz. Seken kurşunlar 4 insanın ölümüne 30’un üzerinde yaralıya neden oldu. Ceylanpınar’da kurşun değmedik ev ve dükkan kalmadı. Sadece sekenler de değil, El Nusra tarafından doğrudan provokasyon amaçlı atılan kurşunlar var. Daha iki gün önce veterinerimizin bulunduğu odaya kanas mermisi isabet etti. 4 ölüden ikisi Arap, ikisi Kürt'tür" dedi.
'Kürt-Arap çatışması hedefleniyor'
Ceylanpınar'ın Arap ve Kürtlerin birlikte yaşadığı, şimdiye kadar büyük bir gerilimin olmadığı bir yer olduğunu ifade eden Arslan, "Ama şimdi Arap ve Kürt halkı arasında çatışma zemini oluşturuldu. Önümüzdeki yıl ilçede eğitim tamamen duracak. Öğretmenler tayin çıkarıyor, sınırdaki iki üç okulun tahliyesi söz konusu. Kira artışları, yevmiyelerin düşmesi, güvenlik sıkıntısı nedeniyle artık iyi akrabalık ilişkileri olanlar bile mültecileri Ceylanpınar'da istemiyor" diye konuştu.
Suç'un belgesi
AKP'lilerin El-Nursa üyeleri ile çekilmiş fotoğraflarını göstererek konuşmasına devam eden Arslan, "Bu bir suç halidir. Bunlar otellerde polis evlerinde ağırlandılar. O zamanlar PYD ile çatışma henüz yoktu. Ama halen sınırdan geçirilip bir yerlerde besleniyor, korunuyor" dedi. El Nusra yaralılarının hastanelerde tedavisine izin verilirken PYD’lilerinkine izin verilmediğini belirten Arslan, "Rojava'ya gidecek insani yardım kamyonlarımız tam 9 gün bayram öncesinde sınırda bekletildi. Arife gününde izin verildi; insanları açlığa mahkum ederek göç etmeleri teşvik ediliyor" diye ekledi.
Rehineler şeriat mahkemesine
Rojavalı Kürt gazeteci Berzan İso da, Rojava ile ilgili gözlemlerini aktararak, "Suriye'de Alevi-Sünni çatışmasını çıkardılar şimdi de Arap-Kürt çatışması istiyorlar" dedi. Kürt sivillere yönelik saldırılara dikkat çeken İso, "Tel Xêlef köyü 20 bin Kürt'ün yaşadığı bir köydür. Bu köyü kuşatıp saldırdılar. El-Nusra, köy halkını göç etmeye zorluyor, infaz ediyor. Rehinelerin akıbetini bilmiyoruz" dedi. El-Kaideci gruplara karşı rejimin sessiz kaldığını da dile getiren İso, "PYD'ye selam vermesini bahane ederek yüzlerce insanı rehin alıyorlar. Bunların çoğu şeriat mahkemesine sevk edilmiş" diye konuştu. Arap medyasının son zamanda bu çatışmaların neden hız kazandığını, Kürtlerin ve PYD'nin "bölücü projesi" bahanesi ile açıkladığını belirten İso, "Bu bahaneler El Nusra'nın yaptıklarından daha vahim. Arap-Kürt çatışmasını çıkarmak için ellerinden geleni yapıyorlar" dedi.
'Bombardımandan kaçtık'
Saldırılar nedeniyle 9.5 ay önce Rojava'dan Ceylanpınar'a yerleşen Fehime Muhammed Ali ise, yaşadıklarını şöyle anlattı: "Esad rejiminden özellikle ekonomik alanda yıllarca çok çektik. Birçok Kürt'ün kimliği yoktu; çocuklar yıllarca kimliksiz kaldı. Tunus’ta devrim başladığında Rojava halkı da rejime karşıt bir şey yapabileceğine inanmıştı. Rejime sesimizi duyurmak için barışçıl şekillerde meydanlara çıktık. Ama 8 Kasım'da ÖSO ve Esad güçleri arasındaki çatışma bizim mahallelere de sıçradı. Bombardımana altındaki mahallelerden birçok kişi sınıra yöneldi. Birkaç saat çocuklarımı kaybettim. Sonra onları da bulup Ceylanpınar'a geçtik."
'İki ateş arasında kaldık'
Ceylanpınar'da da artık güvende olmadıklarını belirten Ali, "Ceylanpınar halkı yaklaşık 7 ay bizlere çok yardımcı oldu. Ama artık yardımlar kesildi, kadın tüccarları ortaya çıkmaya başladı. İnsanlar artık 'sizin kızınız vardı, bizim oğlana verelim' demeye başladı, yaptıkları yardım karşılığında kız istiyorlar. Eskiden kefalet belgesiyle hastaneden yardım alabiliyorduk, ilaç temin ediyorduk. Artık bu da bitti. İki ateş arasında kaldık. Ceylanpınar'da da şu anda sefalet ve korku içindeyiz. Ve artık Ceylanpınar halkı bizi istemiyor" diye konuştu.
'Rojava'ya yardımı devlet yapmalı'
Akademisyen Erhan Keleşoğlu ise, "Bir insanlık dramı yaşanıyor. Uluslararası alanda emperyal güçler arasındaki mücadele Ortadoğu'yu savaş alanına çevirdi. Maalesef Ortadoğu'nun altında yatan büyük servet halklara bomba olarak geri döndü" dedi. "Müzakereler devam ederken PYD'nin dışlanması olur şey değil. Suriye'de Kürtler ve tüm etnik ve dinsel unsurların dahil edildiği alternatif bir modelin oluşturulması için hükümete baskı kurmamız gerekiyor. Rojava'ya geçişlerin kolaylaştırılması lazım, bizzat devlet eliyle yardım yapılması gerekiyor" diye konuştu. Sınırın afaki olduğunu belirterek, halklar arası dayanışmanın önemine vurgu yapan Keleşoğlu, "Bu sınırlar halklar tarafından değil, emperyal güçler tarafından çizildi. Barışı halklar arasında sağlamanın yollarını aramalıyız. Türkiye halkları olarak dayanışmayı yükseltmeli, çözümü hükümete bırakmamalıyız" dedi.
İSTANBUL