
Eski hegemon güçler yıkılırken, halkların yeni hegemonya kurmak isteyenlere izin vermediğine işaret eden KCK, devletin ilk ortaya çıktığı yerde devletçi sistemin krizinin yaşandığını belirtti. Kapitalist modernitenin sorunları daha ağırlaştırdığı belirtilen deklarasyonda, “Ulus-devlet toplumların sırtındaki yükü çekilmez hale getirmiştir. Devletçi sistem ortaya çıktığı yerde kriz yaşarken, bu krize kapitalist modernite sisteminin ve bölge gerici güçlerinin çare bulması mümkün değildir. Sorunları bu güçler çıkardığına göre, çözüm de bunları aşmakla sağlanacaktır” denildi.
Türkiye halkları için fırsat
Kürt Özgürlük Hareketinin Kürtleri özgür ve demokratik bir yaşama kavuşturmak kadar, Kürtlerin bulundukları ülkeleri de demokratikleştirmeyi hedeflediğinin altını çizen KCK, bu sorumluluğun gereği olarak sorunun çözümü için Kürt hareketinin defalarca ateşkes ilan ederek, deklarasyon ve çözüm önerileri sunduğunu hatırlattı.
Türkiye’nin demokratikleşmemesinin ve Kürt sorununun çözümsüz kalmasının sadece Kürtlere değil, tüm Türkiye halklarına zarar verdiği bilincinin Türkiye toplumunda önemli düzeyde geliştiğini belirten KCK, Öcalan'ın bu yaklaşımla hareket ederek 2012 Newroz'unda tarihi demokratikleşme manifestosunu ilan ettiğine işaret etti.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Anadolu ve Kürdistan coğrafyasının tarih içinde birbirini tamamlayan birlikteliğini bu defa demokratik temelde güncelleştirmeyi hedeflediğini ifade eden KCK Yürütme Konseyi ”Bu aynı zamanda Türkiye'ye yaşadığı iç ve dış tüm çıkmazlardan kurtulması için büyük bir fırsat sunmak anlamına gelmektedir'' dedi.
AKP süreci boşa çıkardı
Kürt Özgürlük Hareketi’nin çatışmasızlık sağladığı gibi, esir askerleri de serbest bıraktığını, gerillalarını sınır dışına çıkarmaya başladığı da vurgulayan KCK Yürütme Konseyi, AKP hükümetinin çözüm için atılan adımlar ve Öcalan'ın bu konudaki uyarılarını dikkate almadığının altını çizdi. KCK şu hususlara dikkat çekti: ''Gerillanın Türkiye sınırları dışına çıkarılması iradesi somut olarak ortaya konulmasına rağmen AKP Hükümeti çözüm için adım atmamıştır. Çatışmasızlığın sürmesini ve bu ortamda seçimlere ulaşmayı kendi açısından yeterli görmüştür. Bu açıdan bu büyük fırsatı seçimlere kadar oyalayıcı paketlerle geçiştirme dışında bir şey yapmamıştır. Hareketimiz bir deklarasyon yayınlayarak ciddi uyarmasına rağmen, AKP Hükümeti bu uyarıyı dikkate almamıştır. Türkiye halklarının yüzde 80’lere varan demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümünü isteyen beklentilerinin tersine hareket ederek Kürt Halk Önderi’nin başlattığı süreci boşa çıkarmıştır. Kürt Halk Önderi ve Özgürlük Hareketi'nin verdiği fırsatı demokratikleşme doğrultusunda değil, kendi hegemonyasını güçlendirmek için kullanmıştır.''
AKP muhatap olmaktan çıktı
AKP hükümetinin, Öcalan’ın çağrılarına ve halkın beklentilerine sonbahar sonuna kadar karşılık verip adım atmamasının AKP’yi muhatap olmaktan çıkarttığına vurgu yapılan deklarasyonda, “17 Aralık’ta ortaya çıkan iktidar mücadelesi ortamında Önder Apo demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümündeki samimiyetini göstermek için fırsatçı bir yaklaşım içine girmemiştir. Ancak AKP Hükümeti bu şansı da kullanmayarak Önder Apo’nun attığı adımlara karşılık vermeyeceğini bir kez daha göstermiştir'' denildi.
AKP baskıları arttırdı
KCK, AKP Hükümeti'nin yaşanan siyasal krizi demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümüyle aşmak yerine, hegemonik zihniyetle hareket ederek, daha baskıcı politika ve uygulamalara yöneldiğini vurguladı. Köklü, siyasal, sosyal, kültürel ve uluslararası boyutu olan Kürt sorununun ancak radikal demokratik adımlarla çözülebileceğini de belirten KCK, “AKP gibi hegemonya peşinde koşan bir hükümetin bu sorunu çözemeyeceği anlaşılmıştır. Bu açıdan da hükümet Önder Apo’nun başlattığı ve hareketimizin de başarıya ulaşması için büyük çaba harcadığı demokratikleşme hamlesinin muhatabı olmaktan çıkmıştır” değerlendirmesinde bulundu.
Demokrasi güçleri rolünü oynamadı
KCK, demokrasi güçlerinin de sürece yeterince müdahil olmadığı ve çözüm üretemediği eleştirisini yaptı. Öcalan'ın çağrısının esas olarak halklara ve demokrasi güçlerine olduğuna dikkat çeken KCK, şöyle ifade etti:''Kuşkusuz bir muhatabı da hükümetti. Ancak demokrasi güçleri ne bu sürece müdahil olarak kendi demokratikleşme hamlelerini yapıp kendi çözümlerini üretebildiler, ne de AKP'yi köklü bir demokratikleşme adımına zorlayabildiler. Rolünü oynayamayan demokrasi güçleri içinde Özgürlük Hareketimiz de bulunmaktadır.'' KCK, bu durumdan kaynaklı AKP’nin de oyalama politakası izlediğini vurgulayarak, her şeye rağmen geçen bir yılda halklar adına kazanımların da oluştuğunu belirtti.
AKP'nin işlevi yok
AKP’nin her bakımdan siyasal işlevini yitirdiğinin altını çizen KCK, ''Gelinen aşamada AKP ne egemen dış ve iç güçlerin ne de halkların ihtiyacına cevap verecek durumdadır. Bu nedenle her bakımdan siyasal olarak işlevini yitirmiştir. Eski hegemonyanın dağıldığı ortamda AKP çok uğraşmışsa da, iktidar olduğu on iki yıl içinde kendi hegemonyasını kuramamıştır. Kürt halkı ve Türkiye halklarının direnişi buna fırsat vermemiştir'' diye belirtti.
Halklar sorumluluk almalı
Eski hegemonyanın dağıldığı, hükümetin de siyasal gücünü yitirdiği bu sürecin, demokrasi güçleri ve halkların radikal demokratik bir hamle yapmalarına imkan sunduğuna dikkat çeken KCK, demokrasi güçlerinin sorumluluklarına de işaret etti: ''Sorunların ağırlaştığı bir süreçte iç ve dış hegemonik güçler demokratik devrimci güçlerin etkili hale gelmemesi için CHP ve Fetullahçılar üzerinden AKP Hükümetini tedricen aşıp yeni hegemonik bir hükümet kurmayı hedeflemektedir. Halk güçleri dış güçlerin yeni hegemonik ve antidemokratik bir iktidarı halkın başına musallat etmesine müsaade etmemeli ve buna fırsat vermemelidir. Halklarımız radikal demokratikleşme istiyorsa, demokrasi güçlerinin bu isteğe doğru cevap verme sorumluluğu vardır. Bu hem siyasi hem de ahlaki bir sorumluluktur. Halklarımız bu sorumluluğu üstlenen güçlere sahip çıkacak ve onların yürüteceği mücadelenin içinde güçlü biçimde yer alacaktır.”
Çözüm programı oluşturulmalı
Demokrasi güçlerinin bir araya gelerek, Türkiye’nin demokratikleşme ve özgürlük sorunlarını köklü biçimde çözecek bir program oluşturması gerektiğine işaret eden KCK, Türkiye’nin tam demokratikleşmesi için demokratik siyasal mücadelenin yükseltilmesi gerektiği çağrısı yaptı: “Türkiye'nin mevcut siyasal ortamında demokrasi güçlerinin bir program etrafında ittifak oluşturarak siyasal mücadeleyi halk güçleriyle birlikte yürütmekten başka sorunlara çözüm bulmaları ve Türkiye'yi demokratik istikrara kavuşturmaları mümkün değildir.”
Deklarasyonda dile getirilen hususların demokrasinin önünü açacak ve gerçekleşmesini sağlayacak öneriler niteliğinde olduğunu ifade eden KCK, bu önerilerin demokrasi güçlerinde tartışılarak gerçek bir demokrasi programı oluşturulmasının gereğine işaret etti.
Demokrasi programı ve öneriler
* Farklılıkları tekleştiren ve asimile eden her türlü anlayış ortadan kaldırılarak Türkiye'deki tüm farklı etnik, dinsel ve sosyal toplulukların tam düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğüyle kendi kendilerini demokratik ve özgür yönetmelerini sağlamak.
* Kadın erkek farklılığına dayalı eşitliğin kabul edilerek toplumsal cinsiyetçiliği tümden ortadan kaldırıp kadın özgürlüğüne dayalı bir özgürlük anlayışı ve ahlaki-politik toplum gerçeğini ortaya çıkarmak.
* Egemen sınıflar tarafından yıkılan adalet ve eşitlik anlayışının yarattığı tüm tahribatları gidererek toplumsal adalet ve eşitliği sağlayacak hukuku toplumsal ahlakı temel alarak yeniden yaratmak.
* Baskıcı, sömürücü, hegemonik güçlerin toplumlar üzerindeki hakimiyetini kurmak için zindanlara doldurdukları tüm siyasi tutsakların serbest bırakılmasını sağlamak.
* Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurularak Mustafa Suphi’lerin katledilmesi, Şeyh Sait ve Seyit Rıza’nın idamıyla sonuçlanan saldırılar başta olmak üzere bugüne kadarki tüm siyasi cinayetler ve darbeleri araştırarak gerçekleri açığa çıkarma temelinde toplumsal barışın sağlamak.
* Halkın demokrasi ve özgürlük mücadelesini bastırmak için kurulmuş tüm sivil ya da resmi özel savaş kurumlarının dağıtılması; terörle mücadele altında oluşturulmuş özel birlikleri ve koruculuğu lağvederek toplumların iradesi, örgütlenmesi ve özgürlüğü önündeki tüm engelleri kaldırmak.
* Kürt halkının ve Alevi toplumunun sorunları başta olmak üzere, tüm etnik ve inanç topluluklarının gerçek demokratikleşme içinde haklarına kavuşmalarını sağlayacak bir programın oluşturulmasını ilkesel olarak Türkiye halklarına deklare etmek.
* Eğitimin tüm farklı dil ve lehçelerin ihtiyaçlarını da karşılayacak biçimde bilimsel demokratik temelde yeniden yapılandırılması,
* Sağlığın toplumcu anlayışla demokratik temelde yeniden yapılandırılması ve tüm sağlık hizmetlerin karşılık beklenmeden gerçekleştirilmesi.
* Ekonomik alanı da toplumsal ve siyasal alan gibi demokratik toplumcu karaktere kavuşturmak.
* Ekonomik alanda tekelciliğin tamamen önüne geçecek yasaları çıkarmak.
* Emekçilerin örgütlenme ve sendikalaşma özgürlüğünü tam sağlamak.
ANF/BEHDİNAN