AKP-MHP neyi başarmış?

Forum Haberleri —

2 Kasım 2022 Çarşamba - 09:30

.

.

  • DAİŞ-AKP-MHP ortaklığında bugüne dek her türlüsünü gördük ama sonuç ortadadır. Kürt halkının içinde destekleri yok; ruhunu paraya satmış bir kesim bunların yanında kaldı. Hepsi bu kadar.
  • ABD ve Rusya arasındaki kullanım değeri kadar selam verilen, ekonomisi yalan balonlarıyla kanatlandırılmaya çalışılan; yargı sistemi tamamen çökmüş, geleneksel devlet kurumları işlemez hale gelmiş, toplumda ise güvenin yok olduğu bu Türkiye tablosunu AKP-MHP son 7 yıl içinde yarattı.

 

RÜSTEM KAMYARAN

Direnişle uyanan bilince rağmen Kürt halkının önemli bir kesimi devletle zihinsel ve yaşamsal ilişkisini sürdürmüştür, ta ki Erdoğan ve Bahçeli ittifakına kadar! 

2015’ten bugüne dek AKP-MHP faşizminin Kürt halkına karşı yürüttüğü saldırılar halkın TC devletiyle her türlü bağını sorgulamasına ve ilk defa bu düzeyde kopuş yaşamasına yol açmıştır. Buna rağmen Türk kamuoyuna kendilerini başarılıymış gibi sunma pişkinliğini de gösterebiliyorlar. Kan, katliam, tecavüz, uyuşturucu, çetecilik denilirse, evet bu konularda ilk üçe girebilirler ama halkla sıfır ilişki pahasına! 

Türkiye’yi nereden nereye getirdiklerine bakılırsa neyi başardıkları daha iyi anlaşılır:

Kürt halkına karşı savaş bahanesiyle Erdoğan damatlarını zenginleştirdi; kaynaklar savaşa aktarılarak insanlar işsizlikten, yoksulluktan intihar eder hale getirildi. 

Çocuk ve kadın cinayetlerinde dünya rekoruna doğru gidiyorlar. Gençlerin gelecek kaygısıyla ülkeyi terk etme oranı da tüm zamanların rekorunu kırmış durumdadır. 

Dolar zirve yapmış. 

İş kazası adı altında katledilen işçi sayısı on tane devrimin gerekçesi durumuna gelmiş. 

Patronların daha fazla kazanması uğruna katliamlara davetiye çıkaran iş koşulları Türk halkına reva görülmekte, madenlerdeki patlamalar da bu nedenle yaşanmaktadır. 

Dış politikada ise rotasını kaybetmiş ve sürekli su alan gemi gibiler. Tüm dünyada siyasi itibarları sıfırlandığı gibi stratejik ortak dedikleri ABD’yi PKK’yi desteklemekle suçlar duruma gelmişler. Ukrayna fırsatıyla Rusya ile yatıp kalkmaları, Beşar Esad’la aşklarını tazelemenin arifesini yaşamaları; Şanghay ortaklığına atlamaları, her ne kadar kapitalist sistem bunu istese de dünyayı yeniden iki kutuplu hale getirmiş olmuyor. Üstelik bu şantajların ilk karşılığı Yunan adalarının silahlandırılması oluyor. 

Erdoğan-Bahçeli’ye içte herhangi bir onur nasip olmadığı gibi dışta da el açarak sürekli “Stratejik Ortak” arama düşkünlükleriyle tanındılar.

İsrailli bir mizah yazarı bunların durumunu şöyle tarif etmiş: “Efendim beni besler ve ben de onun ısır dediklerini ısırırım. Buna da stratejik ortaklık denir.” 

Bu espri, şimdilerde “Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği” lafını ortay atmış olan Erdoğan-Bahçeli’nin ne durumda olduğunu anlatmaya yetmektedir. Bu büyük lafların ve protokol şovlarının ardına gizlenmiş dehşetengiz bir iktidardan düşme korkusu ve kölece maddiyata tapma vardır.

Kısacası ABD ve Rusya arasındaki kullanım değeri kadar selam verilen, ekonomisi yalan balonlarıyla kanatlandırılmaya çalışılan; yargı sistemi tamamen çökmüş, geleneksel devlet kurumları işlemez hale gelmiş, toplumda ise güvenin yok olduğu bu Türkiye tablosunu AKP-MHP son 7 yıl içinde yarattı. Sonuç çarpıcıdır:

Her şeyden önemlisi, soykırım rejiminin 100 yıllık tekçi, faşizan ulus-devlet projesi çökmüştür.

Her şey direnişle kazanıldı. Kürt’ün direnme kapasitesi, geçmiş tarihe bakılarak da anlaşılabilir ancak son kırk-elli yıllık dönemde sadece direniş geliştirilmedi, aynı zamanda beyinler ve yüreklerde devrimler yaşandı.

Toprakları işgal etmekle zafer kazanılmaz. Katliamlarla, tecavüzlerle, dehşet stratejileriyle zafer kazanılmaz. DAİŞ-AKP-MHP ortaklığında bugüne dek her türlüsünü gördük ama sonuç ortadadır. Kürt halkının içinde destekleri yok; ruhunu paraya satmış bir kesim bunların yanında kaldı. Hepsi bu kadar.

Peki PKK mücadelesi ve fikriyatı ne zaman dünya çapında etkinlik kazandı? Net olarak AKP-MHP döneminde. Neyin başarısından bahsediyorlar? 

Son 7 yıldır ne kadar çok insanı katlettiklerinden bahsetmek dışında çete reisi Süleyman Soylu’nun verdiği başka tek bir veri var mıdır? Kanlı ortağı Hulusi Akar da bu 7 yılda en az 30 bin insanı katlettiklerini söyleyip övünüyor. 

Bunlar sayıların anlamını da bilmiyor. Kendilerini şişirmek adına bu kadar rakam telaffuz ediyorlar. Balon bakanlarıdırlar. Onların balonlarını Mersin eylemi söndürdü. Tecrit işkencesi ve soykırımda ısrar edenler, geleceklerini, Mersin’e bakıp anlayabilirler. 

Toplumsal gerçeği anlamak isteyenlerin ise, AKP-MHP ittifakı öncesi ve bugünkü istatistikleri karşılaştırmaları yeterlidir. 7 yıl önce Amed’de sokakta omzunuzun değdiği her iki kişiden birisi AKP’li olmuştu! Şimdi onda bir bile değil. Öyle ki HDP kapısına, bin bir hileyle oturttukları ailelere muhtaç hale gelmişler.

HPG, Zap-Avaşîn-Metîna savaşının 6 aylık sonuçlarını açıkladı. 6 ay bir yana güya 2 haftada bu alanları alacak ardından Kandil’e dek uzanacaklardı. Bu sonuca dayanarak Kasım ayında seçime gideceklerdi. Görünen köy kılavuz istemez. 

Tepe işgalleriyle, sürekli bombardımanlarla yenilgilerini gizleyemezler. Yenilginin faturasını HDP’ye ve bir de Türk emekçilerine çıkarmaya çalışıyorlar.

Bunların soykırım zihniyeti en son Bartın madenlerinde patladı. Henüz Soma’nın hesabını vermemişlerken Bartın katliamına imza attılar. Hesap vereceklerine, madenci katliamını eleştirenleri hapisle tehdit edip bastırmaya çalışıyorlar. 

41 emekçinin katledilmesi, Jîna Amînî’nin yol açtığı isyandan daha küçük bir gerekçe değildir. Tam da şimdi Türk halkının her yerde isyan etmemesi için tek bir sebep yok!

Bütün bunlara karşı Emek ve Özgürlük bloğunu kısaca “Halk İttifakı” olarak adlandırmak ve halk düşmanlarının karşısına devrim ruhuyla çıkmak gerekir. Savaşta yenilen faşizme siyasette de başarı olamaz. Heval Abbas açıklamıştı: “Siyaset Zap’ta belirlenecek!” Öyle de oldu…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2023 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.