
* Halep ile Antep Ortadoğu'nun iki temel ticaret merkezidir.
*Halep Havalimanı, Suriye'nin ikinci en büyük havalimanı.
*Halep altın çarşıları ile ünlü bir kent.
Dünya'nın gözünün çevrildiği, çetelerle amansız bir savaşın sürdüğü, 3 bin yıllık halklar mozaiği, Ortadoğu'nun ticaret merkezi Halep, Müslüman Kardeşler'in yuvası ve Osmanlı'nın önemli kenti olması itibariyle Türkiye için "stratejik derinlik"te. Kendisini tamamen "Kürtsüz politikaya" yatıran ve hayali senaryolarla müdahalelerde bulunan Türkiye'nin Halep'in geleceğinde artık rol alması zor görünüyor.
Son dönemlerde BAAS Rejimi'nin kuşatması, Demokratik Suriye Güçleri'nin (QSD) ilerlemesi ve El Nusra, Ehrar El Şam ile irili ufaklı birçok çete grubunun çatışmalarına mekan olarak dünyanın gözlerinin çevrildiği Halep, Akdeniz'e açılmada önemli bir durak olarak kabul ediliyor. Milattan önce 3 binli yıllara dayanan tarihi ve Eyyübiler, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu, Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Mirdasiler, Ukayliler, çok kısa bir süreliğine Büyük Selçuklu Devleti ve Osmanlı İmparatorluğu'na ev sahipliği yapmış olan Halep, Osmanlı'nın dağılmasıyla bir süreliğine Fransız işgali yaşasa da daha sonra Suriye halklarının önemli ve en büyük yerleşim merkezi oldu. Halep, Suriye'nin en önemli ticaret ve üretim merkezlerinden biri olarak da stratejik bir önem taşıyor.
Ticaret merkezleri ve çarşıları ile ünlü kent!
Tarihten bu yana bölgenin en önemli dokumacılık merkezi olan Halep'in ipekli dokumaları ve meşhur sabunları en önemli ihraç malı olmuş. Ticaret merkezleri ve altın çarşıları ile ünlenen Halep'te, 1500'lü yıllardan itibaren Venedikliler, İngilizler, Fransızlar ve Hollandalılar konsolosluklar ve acenteler kurmuş.
Kentin tüm yapıları Kayşani taşıyla yapılıyor
Ortadoğu şehirciliğinin klasik bir örneği olan Halep'in özelliklerinden biri de, Kayşani ismindeki taş cinsinin yapılarda kullanılması. Halep Kalesi, hanlar, hamamlar, çarşılar, camiler (Halep Ulu Camii dahil), medreseler bu taşlardan yapılmış. Halepliler günümüzde de evlerini bu taşla kaplamayla devam ediyor.
Halep'in nüfus yapısı esas itibari ile Arap, Kürt ve Türkmenlerin yanı sıra çok az sayıda Ermeni, Asurî, Yahudi ve Çerkes de şehirde yaşıyor. Şehir merkezinin nüfusu 2011 tahminine göre 1 milyon 700 bin, çevresi ile birlikte 4 milyondan fazla olduğu tahmin ediliyor. Karayolu, havayolu ve demiryolu ile ulaşımı sağlanan kentin, yurtiçi-yurtdışı uçuşlara açık olan Halep Havalimanı, Suriye'nin ikinci en büyük havalimanı. Halep, "2006 İslam Kültür Başkenti" unvanını kazandı ve aynı zamanda 2011 yılında Suriye İç Savaşı ve Halep Muharebesi'nin başlangıcına kadar olan tarihi yerleri başarılı restorasyonlar dalgasına tanıklık etmiş.
Türkiye'nin Halep ve çevresindeki ısrarının sırrı
Osmanlı geçmişinden kaynaklı Türkiye'nin sürekli önem atfettiği Halep, tarihsel, toplumsal, sosyal, kültürel ve ekonomik sebeplerle Türkiye'nin ilgisini çekiyor. Bu sebeple son dönemdeki gelişmeler Türkiye'nin paçasının tutuşmasına ve zorunlu müdahale ihtiyacına itiyor. Türkiye'nin ilgisini şu başlıklar altında sıralanabilir:
Tarihsel önemi: 1516 yılındaki Mercidabık Savaşı'nda Yavuz Sultan Selim, Mısır seferi sırasında Memluk Devleti ile girdiği ilk ve kati neticeli savaştır. 24 Ağustos 1516'da Osmanlı ordusu ile Memluk ordusu arasında Halep şehrinin kuzeyinde yapılan savaşı, Osmanlılar kazandı. Muharebenin sonucunda Suriye, Lübnan ve Filistin Osmanlı topraklarına katıldı. Türkiye bugün yine bu amaç peşinde koşuyor. Mercidabık, Ezaz'ın doğusuna düşüyor.
Ekonomik önemi: Halep ile Antep Ortadoğu'nun iki temel ticaret merkezidir. Efrîn ile Ezaz ise bu iki ticaret merkezi arasında kalan yerlerdir. Türkiye ticaret merkezini yitirmek istemiyor. Yaptığı hamlelerle Halep'in tüm kontrolünü eline almak istiyor.
Müslüman Kardeşler korunuyor
Siyasal önemi: Müslüman Kardeşler ile olan ilişkilerinden ileri geliyor. Zira Türkiye'nin şu an Ezaz'ı gerekçe yaparak vurduğu yerler Müslüman Kardeşler'in merkezleridir. Müslüman Kardeşler'in Halep çevresindeki merkezleri Anadan, Haritan ve Marea'dır. Demokratik Suriye Güçleri ile Devrimciler Ordusu, Minix Havaalanı, Deyir Jemal, Tel Rıfat gibi yerleri ele geçirince Marea, Anadan, Haritan'ın yolu kesiliyor. O yüzden Türkiye yetkilileri "Göz göre göre yollarımızın kapanmasına seyirci kalamayız" diyor. Seyirci kalmak istemedikleri şey Müslüman Kardeşler örgütünün merkezleri ile ilişkileri ve yollarının kesilmesidir. Suriye tarihinde Müslüman Kardeşler'in bir yeri var. 79 yılında Müslüman Kardeşler ayaklandı. 82 yılında bastırıldıktan sonra geri kalan kadrolarının hepsi Türkiye'ye geçti. Bunlardan biri halen Adana'da yaşayan Şeyh Yusuf Anadani'dir. Diğer biri, Kaptan Cebelli Şeyh Tevfik olarak bilinen Tevfik Şahabettin'dir. Bir diğeri Halit Ailesi olarak bilinen ve Haritan bölgesinin zengin ailelerinden biridir.
Demografik önemi: Halep ve Efrîn çevresinin Türkiye tarafından bombalanmasının diğer önemli bir nedeni ise, bölgenin halklar mozaiği olmasıdır. Türkmen, Ermeni, Arap ve Kürtlerin bir arada yaşadığı bir bölgedir. Şehba olarak da bilinen bir bölgedir. Şehba'da 117 köy ve kasaba var. Bunların çoğunda Kürtler, Araplar, Türkmenler bir arada yaşıyor. Şehba alanındaki en büyük aşiret Dimilya Aşireti olup Zaza (Kirmanç) Kürtleridir.
'Türkiye benim köyümü benden mi koruyacak?'
Türkiye'nin alana yönelik saldırılarının diğer önemli nedeni ise, şu an alanı Nusra ve Ehrar El Şam çetelerinden temizleyen güçlerin bölgede yaşayan yurttaşlardan oluşan güçler olmasındandır. Ceyş El Suwar (Devrimciler Ordusu) güçlerinin büyük bir çoğunluğu Ezaz'ın Tel Şehir, Karagöz, Çobanbey, Şed Şehaba köylerinin yurttaşları. Yine komutanlarının çoğunluğu bu köylerden. Türkiye saldırılarının nedenini sorduğumuz Ebu Ömer adındaki Devrimciler Ordusu Komutanı, şunları kaydediyor: "Ben Tel Şehir köyündenim. Birlikte mücadele ettiğimiz savaşçıların çoğu bu köylerdendir. Erdoğan ve Davutoğlu gelmiş köyüm için 'Kırmızıçizgimizdir' diyor. Ben o köyün çocuğuyum. Köyümü DAİŞ'in elinden kurtarmak için savaştım. Şimdi de Nusra'nın elinden çıkarmak için savaşıyorum. Ben dışarıdan o köye gelmiş biri değilim. Türkiye şimdi benim köyümü dışarıdan getirip köyüme yerleştirdiği insanlara karşı benden korumaya çalışıyor. Böyle bir şey dünyada görülmüş bir şey mi?"
Türkiye'nin bölgeye yönelik saldırılarının asıl nedenlerinden biri de, Kürt kazanımları ve halklarla buluşması olarak değerlendiriliyor. Kürtler, Rojava Devrimi ile ağır bedeller ödeyerek topraklarını, birlikte yaşadığı halkları çetelerin saldırılarına karşı korudu. Ödedikleri ağır bedellerle Rojava ve Suriye'de yaşayan halklarla buluştu. Sonra Demokratik Suriye Güçleri ve Demokratik Suriye Meclisi'ne öncülük edip sorunun demokratik çözümünü esas aldı.
Çeteler tarihi yerleri talan etti, yakıp yıktı
Temmuz 2012'de, çatışmalar ciddi şekilde Halep'e ulaşırken, o zamandan beri sivil savaşın genellikle yerleşim alanlarında Halep, "en yıkıcı bombalama ve ateşli mücadelelerde yerini almış". Uluslararası insani kuruluşlar tarafından tahmin edilen rakama göre, 13 bin 500 kişi öldürüldü. Kentin yerel polis karakolları çatışma odağı oldu. Şiddetli bir savaş sonucunda, Halep Ulu Camii'nin parçaları ve antik kentteki diğer ortaçağ binaları dahil olmak üzere El-Medine Çarşısı'na ait birçok bölümler (Halep Eski Şehir Dünya Mirası) yerle bir edildi, içindeki mallar talan edilerek Türkiye'deki piyasada satışı sunuldu ve Özgür Suriye Ordusu ile Suriye Arap Ordusu'nun çete grupları tarafından saldırılarını artırırken, 2012 yılı yazının sonunda harap edildi, yakıldı.
Şêxmeqsûd ve Eşrefiye YPG kontrolünde
Savaşın ilerlemesiyle bölgede etkili bir güç olan YPG Halep Komutanlığı tarafından 2012 yılının Temmuz ayından yapılan hamle ile çoğunluğu Kürtlerden oluşan Halep'in Şêxmeqsûd ve Eşrefiye mahalleleri çetelerden özgürleştirildi. Halep'te yoğunlaşan savaş nedeniyle bu iki mahalle, Arap ve Ermenilerden oluşan büyük bir göçe ev sahipliği yaptı. Ancak rejim güçlerinin Eşrefiye Mahallesi'ne yönelik gerçekleştirdiği yoğun saldırılar nedeniyle Eşrefiye sivillerden arındırılıp askeri bir bölge haline getirilmek zorunda kalındı. Eşrefiye'deki siviller Şexmeqsûd Mahallesi'ne aktarıldı.
Halep'te özellikle kuzeyi ve çevresinde rejim güçleri ve çete grupları arasında sürekli yaşanan çatışmalardan dolayı yüzbinlerce insan kitlesel göçleri andıran görünümüyle gerek Türkiye, gerek Rojava ve gerekse Avrupa ülkelerine göç etti. Yaşanan çatışmalardan kaynaklı insanlar ticaret merkezlerini bırakarak canını kurtarırken, geriye kalanlar ise rejim güçleri ve çetelerce talan edildiği öğrenildi.
En büyük ticaret merkezi unvanını kaybetti
Gerek, birçok ülkelerden gelen ticaret şirketleri tarafından kurulan ticaret merkezlerin yıkılmaları ve geri çekmeleri, ülkeler arası ticaretin artık yapılamaması nedeniyle Halep ve çevresi en büyük ticaret merkezi unvanını kaybetmiş durumda.
Buna rağmen devam!
Bölgesel ilişkilerin geçiş noktası olan Halep'i alan psikolojik üstünlüğün yanı sıra askeri ve siyasal üstünlüğü de ele geçirmesi anlamını taşıyor. Suriye ordusunun Hizbullah ve Rusya'nın desteğiyle dört yıldır kuşatma altındaki Nubbul ile Zehra'yı almasıyla Halep ile Kilis arasındaki yani AKP hükümetinin çetelere lojistik ve cephane yardımının bağlantısını koparıldı. QSD güçleri çatısı altında olan Ceyş El Suwar ve YPG tarafından Minix Askeri Havaalanı'nı almasının ardından Til Rifat'a kadar bir bir belde ve köyleri özgürleştirerek ilerleyişini sürdürmesiyle Türkiye'nin çetelere yardımını tamamıyla kesmiş durumda. Kilis'ten başlayıp Öncüpınar Sınır Kapısı'ndan geçerek Ezaz'a, oradan da Nubbul ve Halep'e uzanan koridor Türkiye tarafından çetelere lojistik ve askeri desteğin sağlandığı yerdi.
En stratejik yer Halep
Çeteler ile Türkiye'nin bağlantısının kesilmesiyle Halep'in kuzeydeki kenar semtlerini elinde tutan El-Nusra, Ehrar El Şam, Ehrar Suriye gibi çete gruplar yalıtılırken, rejimin Lazkiye'den İdlib ve Halep koridorunda ilerleyerek, muhalifleri bir alanda sıkıştırmasının önü de açıldı. Halep'i ele geçiren gücün, kentin kuzeyinde bulunan Bab, Ezaz, Marê, Til Rifat'tan oluşan Şahba bölgesini hükmetme imkanına sahip olacak. Rejim tarafından İdlib'in çetelerden alınmasının ardından Halep'in rejim için önemi daha da arttı. Hesekê hariç kuzeydeki hakimiyetini neredeyse büyük oranda kaybeden rejim, kentteki mevcut hattın korunmasına ve aynı zamanda Halep-Hanasır-Hama-Lazkiye hattının tutulmasına ciddi bir anlam yüklüyordu. Eğer rejim Halep hattını koruyamazsa kuzeydeki varlığını tamamen kaybederek, Şam-Humus-Lazkiye hattına sıkışacak.
Yaklaşık 3 yıldır Cephet El Nusra çetelerinin kuşatması altında olan ve beldelerinin rejim güçlerin son dönemlerde Rus savaş uçaklarının desteğiyle Halep'in kuzeyinde ilerleyişini sürdürerek, Efrîn'in güneydoğusunda bulunan Nubbul ve Zehra beldeleri üzerindeki kuşatmayı kırmasıyla Halep'teki çetelerle bağı kopan AKP'nin, Suriye'nin kuzeyinde "tampon bölge" kurma hayalleri de suya düşmüş oldu. Başbakan Ahmet Davutoğlu, AKP'nin tampon bölge istediği yerleri, "Halep'in kuzeyi, İdlip'in Türkiye sınırına yakın yerleri, Lazkiye'nin kuzeyi" diye sıralamıştı. Yani başta El-Nusra, Ehrar El Şam ve Sultan Murat Tugayı çete gruplarının işgali altında bulunan bölgeleri sıralamıştı.
Halep-Türkiye hattının kesilmesiyle AKP Türkiye'sinin "kırmızıçizgisi" aşıldı, Kürtlerin de eli rahatladı. ABD ile krize yol açan ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın "Ey Amerika müttefikin biz miyiz, PYD mi?" çıkışına sahne olan QSD'nin Efrîn'in doğusundan Ezaz'a, oradan da Cerablus'a ilerlemesi kolaylaştı. Böylece zaten Teşrîn Barajı hamlesiyle aşınan kırmızıçizgi Fırat'ın batısında da tamamen aşınacak, hatta silinmiş olacak!
ERDOÐAN ALTAN / DİHA