Bu tıkanma öyle durup dururken olmadı elbette. Süreç uzun süredir SOS çağrısı veriyordu. Bu konuda hem Sayın Öcalan’ın ve KCK’nin hem de demokratik siyasetin ve aydınların uyarıları vardı. Ancak AKP bu uyarıların hiçbirine kulak vermedi.
AKP Hükümeti, toplumdan yükselen barış ve çözüm çığlıklarına da kulaklarını hep kapalı tuttu. Beklenti yaratarak ve umutlandırarak oyalama siyasetini bir döneme kadar sürdürdü.
Şimdi ise bu siyasetin para etmediğini görerek tehdit ve şantaj yoluna başvuruyor. Sürecin bu noktaya gelmesinden sorumlu tuttuğu HDP’yi suçluyor. Sayın Öcalan’ı ise bir enstrüman olarak algılamaya devam ediyor.
AKP, adeta bir şantaj ve pazarlık aracı olarak süreci kullanmak istiyor. Gelişen toplumsal muhalefeti KCK’nin durdurmasını istiyor. Bu konuda hükümet cephesinden yapılan açıklamaların özü şu: AKP çatışmasızlığı yeterli görmüyor artık. PKK’den toplumsal muhalefeti de durdurmasını, halk eylemlerine son vermesini talep ediyor.
AKP, Kürt cephesinden ve demokratik kamuoyundan yükselen "adım atın" talebine ve baskısına, "toplumsal eylemler dursun, bakarız" yaklaşımıyla yanıt veriyor.
Halbuki toplumsal eylemlerin yükseltilmesinin nedeni AKP’nin bir türlü adım atmaması, müzakereye başlamamasıdır. Özcesi, AKP süreci pragmatist ele alıyor, yaşanan gelişmeleri tersinden ve yanlış okuyor.
AKP denklemi yanlış kuruyor
Denklem: "Adım atılırsa kamu güvenliği de dahil her türlü güvenlik sorunu çözülür" iken; AKP, "Silah sussun. Halk eylemleri dursun ve eleştiriler olmasın. O zaman adım atmayı düşünürüz" şeklinde bir okuma yapıyor.
Başbakan Davutoğlu’nun, AKP’nin 3 günlük istişare toplantısından sonra yaptığı "çözüm sürecinde kararlıyız ancak asayiş olaylarının son bulması lazım" açıklaması bunu gösteriyor. AKP, bu yaklaşımla güvenlik konusunu diyalog sürecinin önünde tutuğunu gösterdi. Daha doğrusu AKP; süreci, güvenlik politikalarının bir parçası olarak ele alıyor.
HDP heyetinin yaptığı basın açıklamasında dile gelen de budur. Heyet, bu yaklaşımdan vazgeçilmeden, müzakerelere başlanmadan ve Sayın Öcalan’ın önerdiği komisyonlar ve heyetler oluşmadan sürecin gelişme katedemeyeceğini deklare etti. İmralı ve Kandil ile yaptıkları görüşmelerin de AKP tarafından anlamsızlaştırıldığını ifade ettiler. Heyet, bu koşullar altında İmralı’ya gitmelerinin sürece bir şey kazandırmayacağını kamuoyuna duyurdu.
KCK ne diyor?
KCK’den de bu süreçte yapılan önemli açıklamalar var. KCK, AKP’nin sorunu çözmeye değil; PKK’yi çözmeye ve tasfiye etmeye çalıştığını düşünüyor. Yapılan açıklamaları, çıkarılan yasaları ve uygulamaları bu amacın kanıtları olarak değerlendiriyor.
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu bir mülakatında, Sayın Öcalan’a daha ciddi ve saygılı yaklaşılması gerektiğine dikkat çekerken; KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık ise, Türk devletinin bu siyasetiyle Türkiye’yi bir iç savaşa sürüklediğini söyledi. KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat da aynı tehlikeye dikkat çekerek ne Kürtlerin ne de kendilerinin artık bu yaklaşımı ve tutumu kabul etmeyeceklerini ifade etti. Halk Savunma Merkezi Karargah Komutanı Murat Karayılan ise, gerillanın her türlü savaşa hazır olduğunu söyleyerek HPG’nin Türk devletinin altını üstüne getirecek gücünün olduğunu kayedetti.
Kısacası KCK, Sayın Öcalan’a saygılı olunmasını istiyor. Sorunun büyüklüğüne denk bir ciddiyet talep ediyor. Somut adım görmek istiyor. Bu adımın da derhal müzakereye başlamak olduğunun altını çiziyor. Çözümsüzlükte ısrar durumunda ise savaşa hazır olduklarını ifade ediyorlar.
AKP için kritik sınav
Sonuç olarak; bir restleşme var. AKP yan çiziyor, süreçten çark etti diyemiyoruz. KCK Yürütme Konseyi üyesi Mustafa Karasu’nun deyimiyle; "AKP hiç sürece girmedi ki dönsün, çark etsin?"
O halde asıl soru ve sorun şu oluyor: AKP sürece girecek mi?
Bunun göstergesi de müzakerelere başlamaktan geçiyor. Atılması gereken ilk adım bu oluyor.
Diğer ihtimal ise KCK'li yetkililerin dikkat çektiği darbe mekaniğinin içte ve dışta devreye girmesi ve Türkiye’de sonuçları çok ağır olacak bir iç savaşın başlaması…
AKP, önemli bir sınavla karşı karşıya. Bu sınav AKP'nin olduğu kadar Türkiye’nin de geleceğini belirleyecek bir sınav.