
Roboski katliamının ardından basına ambargo koyan, 24 saatten uzun bir süre herhangi bir açıklama yapmayan AKP hükümetinin yalanları birer birer ortaya çıkıyor. Gerek katliamda yakınlarını yitiren aileler gerekse de bölgeye giren CHP heyetinin verdiği bilgilere göre Başbakan Erdoğan'ın telefonla başsağlığı dileklerinde bulunduğu Alihan Özhan katliamda herhangi bir yakınını kaybetmedi. Erdoğan'ın başsağlığı dileğinde bulunduğu Özhan, bölgede sevilmeyen ve "zalim" olarak nitelendirilen bir kişi.
Erdoğan'ın bakanları da taziye çadırlarına kabul edilmemeleri üzerine sadece Özhan'ın evini ziyaret etti.
Roboski katliamında kardeşini kaybeden Celal Encü, Dicle Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada Türk hükümet yetkililerinin korucubaşlarını 'bölgenin ileri gelenleri'olarak nitelendirdiğini belirterek "Başbakan yardımcısı ve beraberindeki heyet, buraya bizim yanımıza gelmediler. Köyün yukarısında bulunan zalim Alihan Özhan'ın evine gittiler. Biz kayıp yakınları onları görmedik. Ne Cumhurbaşkanı, Başbakan, Beşir Atalay ne de Şırnak Valisi, biz şehit ailelerini aramadı" dedi.
Bombardımanın ardından devlet ve hükümet kurumlarından yardım istediklerini ancak yaralılar için helikopter gönderilmediğini ifade eden Encü, 10 yaralının yarı yolda hayatını kaybettiğini dile getirdi.
Roboski'de yaşamını yitiren Serhat Encü'nun ablası Nahide Encü ise AKP'li heyetin evini ziyaret ettiği Özhan'ın evinden hiç kimsenin yaşamını yitirmediğini aktardı. Encü "Alihan Özhan'ın yakın akrabasından hiç kimse ölmemiştir. Benim 11 akrabam katledildi. Hepsi amcalarım ve dayılarımdı. Böyle bir katliam dünyada görülmemiştir. Hepsi okul okuyan çocuklardı. Allah hakkımızı Türk devletinde bırakmasın" dedi.
Bombardımanda arabalarını kaybeden Nasır Encü de Erdoğan'a tepki göstererek "Ölenlerin hepsi benim akrabalarımdır. Erdoğan bizi arayıp da 'başınız sağ olsun' demesin. Hem öldürecek hem de 'başınız sağ olsun' diyecek biz kesinlikle kabul etmiyoruz" diye konuştu.
Roboski'de incelemede bulunan CHP heyeti de dün yayınladığı raporda Bakanların taziye ziyaretine gittiği kişinin olayda hayatını kaybeden yakını olmadığını açıkladı. Raporda köylülerin de bu durumu "Başbakan telefon şovu yaptı" diye nitelendirerek tepki gösterdikleri ifade edildi.
HABER MERKEZİ
İsviçre basınında Roboski'ye yoğun ilgi
Türkiye'nin Roboski katliamı İsviçre basınında Kürtlere ilişkin haberlerde adeta patlamaya neden oldu. Katliamın haberlerini sayfalarında genişçe işleyen basın, katliam sonrası gelişmeleri ve Kürtlerin Avrupa ve İsviçre'deki eylemlergine de geniş yer vermeyi sürdürüyor.
Başkent Bern'in yüksek tirajlı gazetesi Der Bund, ulusal ve uluslararası yayınlanan NZZ ve Tages Anzeiger, Haber Ajansı SDA, BLİCK, 20 Minute, FACTS dergisi son sayılarında adete Roboski katliamı, Kürt sorunu ve Kürtlerin kızgınlıklarına ayırdı.
Der Bund Kürtlerin Başkent Bern'de Katiam sonrası yaptıkları gösteride "Katil Türkiye", "Katil Erdoğan", "Türk ordusu Kürdistanda Defol", "Terörist Türkiye" slaganlarıyla yürüdüklerini belirterek, Kürt diasporasının harekete geçtiğini yazdı. Gazete kadın, çocuk, yaşlı her kesimden Kürtlerin gösterilere katıldığına dikkat çekerek, Kürtlerden aldığı görüşleri yayınladı. Der Bund Kürtlerin Avrupalılara "Kürtlere yapılan soykırımı biliyormusunuz" diye sorduğunu ve pankartlar taşıdıklarını da hatırlatarak şu görüşlere yer verdi: "Kürdistan İşçi Partisi (PKK) katliam sonrası Kürtleri "ayaklanmaya" çağırdı. Bahoz Erdal katiamın bilinçli ve planlı yapıldığını söyledi."
Gazete katledilen 35 kişinin büyük bir törenle PKK bayraklarıyla toprağa verildiğini ve "Biji PKK", "Biji Serok APO"slaganları atıldığını da aktardı.
Neu Zürcher Zeitung
Türk uçaklarının Kürtleri bombalamasının dikkat çekici bir döneme denk gelmesine dikkat çeken gazete, Türkiye'nin bir yandan Demokratikleşme söylemlerine, diğer yandan yaşanan gelişmelere dikkat çekti. Gazete özetle "Kürt sivillerini katledilmesi Erdoğan hükümeti ile PKK görüşmelerinin sona ermesinden sonra meydana geldi. Erdoğan hükümeti binlerce legal Kürt muhalifini ve Türk aydınlarını tutukladı. Yeni yıla girmedeğn önce de 29 gazeteciyi gözaltına aldı. Bütün bunlar olurken Erdoğan hükümeti yeni bir Reform paketinden, anayasal değişikliklerden de bahsediyor. Bu değişiklikler içinde Kürtlerin nasıl yer alacağı belirsizliğini koruyor. Leyla Zana ise Kürtlerin bir referandum yaparak kaderlerini nasıl belirleyeceklerinden sözediyor.
PKK'den direniş çağrısı
Tagesanzeiger gazetesi ise katliam sonrası PKK'nin Kürt halkına direniş çağrısı yaptığını öne çıkardı. Gazete PKK'nin katiamın bilinçli, planlı ve Kürt halkını hedef yaptığını düşündüğünü belirterek , Kürtlerin her alanda katliama karşı direnişe geçtiğini yazdı. TA Zürich Türk Konsolosluğu önünde yapılan Kürt eylemini de dikkat çekerek, Kürtlerin kızgın ve öfkeli olduklarını, konsolosluğa karşı ilerlemek isteyen kimi gençlerin polis ve yürüyüş tertip komitesince zor engellendiğini belirtti.
ALİ ÖZŞERİK/ZÜRİH
Türkiye insanlık ve savaş suçu işliyor
İsveç Sol Parti Uppsala Dış İlişkiler Komisyonu Türkiye’nin 2009 yılından bu yana işlediği savaş suçları ve tutuklamalarının bir bilançosunu çıkararak Avrupa Birliği ve İsveç Hükümeti'ne harekete geçmeleri çağrısında bulundu.
Dış İlişkiler Komisyonu Üyeleri Yekbun Alp, James Jonsson ve Joakim Medin imzalarını taşıyan açıklamada AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında demokratik reformlar yapma ve Kürt sorununu çözme sözü verdiği halde sözünü tutmadığı Kürt halkı ve azınlıklar üzerindeki baskı ve saldırıları gittikçe artırdığı somut olaylar ve rakamlar sıralanarak anlatılıyor.
AKP’nin iktidara gelmesinden bu yana aralarında belediye başkanları, politikacılar, avukatlar, gazeteciler ve çocukların da bulunduğu 7 bin 774 kişinin gözaltına alındığı ve bunlardan 3 bin 894’ünün tutuklandığı belirtiliyor.
PKK’nın yaptığı diyalog çağrılarına rağmen AKP iktidarının saldırılarını yoğunlaştırdığı, gerillalara karşı kimyasal silah kullandığı ve son olarak da 29 aralık günü Robonski’de 35 Kürt gencini katlettiği belirtilen açıklamada olayın yetkililerin söylediğinin tersine kaza değil bilinçli bir katliam olduğu vurgulanıyor. Türkiye’nin işlediği savaş ve insanlık suçlarına artık Avrupa Birliği ve İsveç hükümeti’nin tutum almasının zamanının geldiği hatırlatılıyor.
MURAT KUSEYRİ - STOCKHOLM