
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Türk devlet erkanının tehditkar ve saldırgan dili ile medyasında arsızlaşan psikolojik harp ürünleriyle ilgili yazılı açıklama yaptı.
Erdoğan ve Davutoğlu tüm konuşmalarında ve her fırsatta Kürt halkını aşağılayıp tehdit ettiğini hatırlatan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Erdoğan’ın tam bir diktatör edasıyla ‘sabrımızın da bir sonu var, bu tutumlarından vazgeçmezlerse, olabilecekleri aklımdan bile geçirmek istemiyorum’ yönündeki açıklamasının tam bir sorumsuzluk örneği olduğunu vurguladı. Belli ki Erdoğan’ın Kobanê direnişi ekseninde yaşanan gelişmeleri, yine Ortadoğu, Kürdistan ve Türkiye’nin içinden geçtiği süreci doğru okuyamadığını kaydeden KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, “AKP devleti halen güvenlikçi, operasyonel ve baskıcı bir zihniyetle hareket etmektedir. Bu, Türkiye halklarına ve geleceğine yapılabilecek en büyük kötülük ve düşmanlıktan başka bir şey değildir. Sürekli Kürtleri tehdit etmekle, ‘sabrımızın da bir sonu var’ söylemi ile kastedilenin yeni bir toplumsal soykırım ve özel savaş yöntemlerini geliştirmek olduğu açıktır. Türk devleti 40 yıldır bu zihniyetle Kürt soruna yaklaşmıştır. Oysa özgürlük mücadelesinin ulaşmış olduğu düzey ve kazanımları eksiyle kıyaslanmayacak kadar artmıştır. Aynı politikalarda ısrarın AKP’yi de önceki partiler gibi tasfiyenin eğişine getireceği açıktır. Böylesi bir politika da kaybedecek olan halklarımız değil, AKP olacaktır” dedi.
Türk sömürgeciliğinin karakteri
Türk sömürgeciliğinin 40 yıllık mücadele tarihinde halka, Kürdistan Özgürlük Hareketi ve devrimci-direnişçi güçlere karşı bugüne kadar denemeyip bundan sonra kullanacağı hiçbir savaş yönteminin kalmadığının altını çizen KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, şöyle devam etti: “Tek denenmeyen, Kürt sorunun demokratik ve siyasi yöntemlerle çözülmemesi olmuştur. Kürt halkı ve direnen güçler bugün de tutuklanmakta ve katledilmektedir. AKP açıkça Kürt düşmanı bir siyaset izlemektedir. Sadece Kuzey Kürdistan’da değil, Kobanê örneğinde görüldüğü gibi Kürdistan’ın diğer parçalarında da halkımızın varlığı, kazanımları ve özgürlüğüne karşı saldırgan bir tutum içerisindedir. Savurduğu tehditlerle Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin tasfiyesini, Kürt legal siyasetinin ve HDP’nin teslim olmasını dayatmaktadır. Kürt halkı ve Türkiye’nin devrimci- mücadeleci güçleri AKP’nin bu tehdit ve saldırılarına karşı elbette direnecek ve mücadelelerini daha da yükselteceklerdir.“
ANF/BEHDİNAN