Silivri L Tipi Cezaevi'nde bulunan tutsaklar, kendi aralarında yaptıkları röportajı DİHA'ya gönderdi.
Mehmet Baki Bingöl: Kürt halkına dayatılan bu kölece yaşamın reddi ve özgür, onurlu bir yaşam arzusundayım. Bu tarihi ve anlamlı süreçte yer almak, bu halkın bir neferi olarak beni onurlandırmaktadır.
Mümtas Aydeniz: Bu tarihi süreçte bir Kürt bireyi olarak rol sahibi olmak ve bunu temsil etmek boynumuzun borcudur.
Arif Yılmaz: Bu direniş sürecinin bedelleri olabilir. Ancak ne içerde ne de dışarıda bedel ödemekten çekinmemek gerekir, çekinmeyeceğiz.
Şeyhmus Kalkan: Kürtler dünyada 40 milyon nüfusa sahip statüsüz tek halktır. Direnişimiz sonuna kadar devam edecektir.
Rıdvan Balku: Direniş kültüründe gelen direnişçi bir hareketin, direnişçi neferleriyiz. Geçmişte direndik bugün direniyoruz yarın da direnmeye devam edeceğiz.
Osman Koşut: Pir Seyit Rıza'nın deyimiyle bugün bizlere 'şov yapıyorsunuz' diyenlere sözümüzdür. Bizler sizlerin yalan, hile ve riyakarlığınız ile baş edemedik bu bize dert oldu, biz de sizin önünüzde diz çökmedik bu da size dert olsun.
Mehmet Selim Çelik: İki ana talebimiz var, bunlar karşılanmayana kadar eylemimi sonlandırmayacağım.
Aslan Ekşioğlu: Başbakan'a yakışan söz çıktı en sonunda! Şimdi söz sırası bizde ise sana hodri meydan diyoruz. İmralı'da olan Önderliğimiz üzerinde olan talebimiz yerine gelen kadar eyleme devam edeceğim. Ben aç değilim, ben öyle yoldaşlık sevgisiyle doymuşum ki sen bunu anlayamazsın Başbakan!
Kutbettin Yazbaşı: Taleplerimiz insani ve halk olma gerçekliğiyle ilgili olması gereği doğal taleplerdir. Sonuç alıncaya kadar eylemimizi sürdüreceğiz.
Nihat Oğraş: Özgürlüğü için ölümü dahi göze almış bir halkın başaramayacağı bir şey olmaz. Eylemimizi somut ve kesin bir sonuç alıncaya kadar sürdürme iradesine sahibiz. Özellikle talepleri geriye çeken, eylemi sonuç alınmadan bitirme çağrısı yapanlara daha etkili ve daha cesaretli olma çağrısı yapıyorum. Israrımız 'hayat sürsün' diyedir. Özgürlük talep ediyoruz ve direnerek, mücadele ederek bunu alacağız. Kimse bize özgürlük bahşetmeyecektir. Hele AKP ve iktidarı hiç! Özgürlük aşkıyla direnen mücadele eden destekleyen herkesi selamlıyorum.
Şemsettin Dülek: Bu davada olduğumuz gibi açlık grevini de sonuç alıncaya kadar sürdürmeye kararlıyız. Heyecanlıyız, coşkuluyuz, kazanacağız.
Feremez Erkan: AKP'nin kuruluşunda bugüne kadarki politikası 'konuş, tartış ama sonuçsuz bırak' politikasıdır. Eylemimiz başarılı bir şekilde devam etmektedir. En büyük başarısı da hükümettin samimiyetsizliğini teşhir etmesidir. Erdoğan tüm dünyanın gözü önünde yalan söylemek zorunda kalmıştır.
Mehmet Beyazıt: Tarihin bizlere biçtiği misyon 'Berxwedan'dır. Bizler yüce kahramanlarımızın ardılları olarak teslimiyet dayatmasına gereken cevabı onurlu duruşumuzla vereceğiz, veriyoruz.



Yeter Firavunlaştığın

Açlık grevini 12 Eylül'den bu yana sürdüren Ankara Üniversitesi öğrencisi Gulan Kılıçoğlu'nun babası Haydar Kılıçoğlu, taleplerin insani ve vicdani olduğunu ve kabul edilmesi çağrısında bulundu. Yine çatışmalarda 4 çocuğunu kaybeden ve cezaevi direnişini destekleyen 78 yaşındaki Koçer Kurt da hükümetin "Kör-sağır-dilsiz" davranarak bir "vahşet" yaratmaya çalıştığını ifade etti. Anne Kurt, "Bu baskı ve zulüm nedir? Tüm duygularını yitirmiş adeta firavunlaşmış yeter. Bu halkın sabrını zorlamasınlar" diye konuştu.
Açlık grevinin ölüm sınırına dayandığı bu günlerde bölgenin neredeyse tamamında eyleme destek amaçlı etkinlikler düzenleniyor. Siirt E Tipi Kadın Kapalı Cezaevi'nde tutulan ve 12 Eylül'den bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan Ankara Üniversitesi öğrencisi Gulan Kılıçoğlu'nun babası Haydar Kılıçoğlu (45), tutsakları greve iten temel sebebin Hükümetin Kürt sorunu ile ilgili çözümsüzlük politikaları olduğunu ifade etti.

Bu topraklar kana doydu

Baba Kılıçoğlu, "Örneğin tecrit Anayasa'ya aykırı olmasına rağmen devam ediyor. Bu suçu, Adalet Bakanı, Hükümet ya da bir bütün olarak devlet mekanizması işliyor. Yine anadil ile ilgili sorun. Anadil birilerinin bize verdiği hak değil, kendi hakkımızdır. Kim kendini hangi dille savunmak isterse bu hakkın da tanınması gerekiyor. Talepler, insani ve vicdanidir. Herkes bu talepler için ayağa kalkmalıdır, aksi halde Hükümet adil yaklaşmayacaktır" dedi.
Cezaevlerinde bulunan çocuklarına destek olmak, seslerine ses katmak için türkülerine ortak olmak için ellerinden ne gelirse onu yapacaklarını söyleyen Kılıçoğlu, "Taleplerimize Hükümet gazla, copla, TOMA'larla karşılık veriyor. Halkın etrafında çember oluşturup hareket edebilecek manevra alanı bırakmıyorlar. Sayın Başbakan'a buradan seslenmek istiyorum; kendisi bu ülkeyi çok iyi yönettiğini zannediyor ama öyle değil, ileri demokrasi değildir. Demokrasi ile alakası olmayan bir yönetim tarzıdır. Bunları bir araya getirdiğimizde Kürtlerin bu coğrafyada en azından kendilerini temsil hakkını kullanmaları lazım ve Kürtlerin kendi taleplerini haykırmaları lazım bu taleplerin de alınması gerekir. Bugün olmasa yarın olacak; ama bu taleplerin bir sürü cana da mal olmaması için çabalamamız lazım. Yeter artık! Bu topraklar zaten yeterince kana doydu; artık hükümetin bu konuya daha duyarlı bir şekilde yaklaşması lazım" diye konuştu.

Anne Kurt: Firavundur

Birçok yürüyüş ve basın açıklamasına ileri yaşına rağmen katıldığını ve alanlarda olduğunu belirten 78 yaşındaki anne Koçer Kurt, hükümetin sorunlara "kör, sağır, dilsizce" yaklaştığını belirtti. Çocuklarının çeşitli tarihlerde PKK'ye katıldığını söyleyen Kurt, 4 çocuğunu da çatışmalarda kaybettiğini ifade etti. Her taşın altında bir cesetlerinin olduğunu belirten anne Kurt, sunları söyledi: "Başbakan'ın bu çığlığımızı duyması lazım. Artık ne çocuklarımız ne de seçilmişlerimiz kaldı, hepsini zindanlara attınız. Bunun adı vahşettir! Hangi taşın altını kaldırsanız şehidimiz var. Yaşadığımız sürece hem başkanımıza hem de değerlerimize sahip çıkacağız. Bunu unutmasınlar. Bizim bir ilkemiz var, bu ilkeden vazgeçmeyiz. Bunlar sahtekar, yalancı, tüccar. Bu kadar değerli evlatlarımız var hepsini katlettiler. Bu baskı ve zulüm nedir? Tüm duygularını yitirmiş adeta firavunlaşmış, yeter. Bu halkın sabrını zorlamasınlar! Allah bizi Kürt olarak yaratmış bu bizim tercihimiz değil ki. 65 gündür çocuklarımız açlık grevinde kör, sağır, dilsiz olmuşlar. Ben bu devleti kınıyorum, lanetliyorum. Erdoğan bak sana sesleniyorum. Benim 4 tane şehidim var. Benim içim yanmış başkalarının canı yanmasın."