
Arkeologlar Derneği, TMMOB Mimarlar - Şehir Plancılar odalarının İstanbul şubeleri, Amed Sur Dayanışması Derneği, İstanbul Kent Savunması, Haliç Dayanışması, Hasankeyfi Yaşatma Girişimi gibi 40’ı aşkın platformun öncülüğünde, “UNESCO neyi koruyor?” ana başlığında bir forum düzenlenecek.
16 Temmuz’da TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nin Karaköy’deki binasında yapılacak forum, UNESCO Dünya Miras Komitesi’nin 10-20 Temmuz 2016 tarihleri arasında İstanbul’da yapacağı toplantıya “karşı” düzenleniyor. AKP’nin ev sahipliğinde yapılacak UNESCO toplantısında, Kürdistan ve Türkiye’deki kent yağmalarının konuşulmayacağını belirten platformlar, bu karşı forumda kendi sözlerini söylemek üzere buluşuyor. Platformlar, “UNESCO’nun, kültür ve doğal varlıklara ilişkin ‘ortak miras’, ‘tarafsızlık’ ve ‘koruma’ söylemlerine güvenmiyoruz” diyorlar.
UNESCO hiçbir şeyi konuşmayacak
İçinde çok sayıda çevre, hukuk ve insan hakları örgütünün yer aldığı UNESCO Karşı Forumu, “UNESCO neyi koruyor?” başlıklı çağrı metni yayınladı. UNESCO’ya sert eleştirilerin yöneltildiği çağrı metnininde şöyle denildi:
“UNESCO toplantısının İstanbul’da yapılmasına rağmen tarihi kent merkezi ile 31 yıldır Dünya Mirası Listesi’nde bulunan kentimizin, sermaye birikimi için inşaat ve turizm baskısıyla tarihi dokularından sulak alanlarına kadar talan edilmesi konuşulmayacak. Süleymaniye’deki tarihi mahalle dokusunun kentsel yenileme projesi ile ortadan kaldırılmış olması, Ayvansaray, Sulukule gibi eski mahallelerin yıkılıp inşaat şirketlerine teslim edilmesi, özgün değerlerinin kaybettirilmesi, ‘çılgın - mega’ projelerle kentin ormanlarının ve sulak alanlarının yok edilmesi bu toplantıda söz konusu olmayacak.
Sur, Hasankeyf’ten söz etmeyecek
Dünya Mirası Listesi’ndeki Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri’nin oluşturduğu kültürel peyzaj içinde ve etki alanında bulunan başta Kurşunlu Camii, Dört Ayaklı Minare, kiliseler ve yüzlerce yıllık yaşam alanlarının yer aldığı Sur ilçesinin, savaşla yıkılıp yok edilmesinden söz edilmeyecek. Sermayenin kar hırsını tatmin için yapılan barajın suları altında kalacak olan binlerce yıllık yerleşim ve arkeolojik sit alanı Hasankeyf ise listede olmadığı için gündeme bile alınmayacak.
Doğal ve kültürel varlıklar listelere alınarak, tahrip edilmeleri görmezden gelinerek yakılıp yıkılmalarını sağlayanlarla birlikte korunamaz.
Hükümetlerin finansı ile varlığını sürdüren, savaşlar yaşanırken, yıkımlar ve tahribatlar olurken sessizliğini koruyan ve kayıtsız kalan UNESCO, İstanbul’un 8 bin 500 yıllık tarihine ait bilgilere ulaştığımız Yenikapı‘da, 1 milyon metrekare deniz alanının doldurulmasına göz yuman ve tarihi görmezden gelen İstanbul’daki talandan sorumlu yerel yöneticiyi, İBB Başkanı’nı, ‘kültürel mirasın korunması konusundaki şahsi katkıları için’ madalya ile onurlandırdı!
Güvenmiyoruz
UNESCO’nun, kültür ve doğal varlıklara ilişkin ‘ortak miras’, ‘tarafsızlık’ ve ‘koruma’ söylemlerine güvenmiyoruz. Bizler yaşadığımız alanlardaki kültürel dokuları hükümetler ve onların oluşturduğu kurumlarla değil, bizzat yerinde, halklarla birlikte korunabileceğini, böylece miras olarak gelecek nesillere taşınabileceğini düşünüyoruz. Yaşamı, tarihi ve kültürel belleği korumak isteyen herkesi, tüm kurumları, savaşlara, sermaye saldırılarına, bunları yürüten hükümetlere ve onları aklayan UNESCO benzeri oluşumlara karşı koyacak dayanışmayı örmeye, soyut söylemler yerine doğal, tarihi ve kültür varlıkları nasıl koruyacağımızı birlikte tartışmaya davet ediyoruz.”
KÜLTÜR SERVİSİ