AKP hükümetinin politikalarına karşı sokağa dökülen milyonların ortak mücadelesi haline dönüşen Gezi Direnişi’nin dün ikinci yıldönümüydü. 

İstanbul’da başlayan ve ülkenin dört bir yanına yayılan direnişte devlet adeta terör estirdi. Hatay’da Abdullah Can Cömert ve Ahmet Atakan; Eskişehir’de Ali İsmail Korkmaz; İstanbul’da Mehmet Ayvalıtaş, Hasan Ferit Gedik, Berkin Elvan; Ankara’da Ethem Sarısülük; Mersin’de Mehmet İstif ile Amed’de Medeni Yıldırım isimli gençler öldürüldü; 13 kişi plastik mermi ve gaz kapsülleri dolayısıyla gözlerini kaybetti, 91 kişi kafa travmasına uğradı, 10 bine yakın kişi gaz bombalarıyla yaralandı. 


Asıl katil Erdoğan

Aradan geçen süreye rağmen katillerden hesap sorulmazken Gezi Direnişi’nde çocuklarını kaybeden ailelerin adalet arayışı ise sürüyor. Eskişehir’de dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz’ın ağabeyi Gürkan Korkmaz, devletin, adaletin sağlanmaması için her türlü hileye başvurduğunu belirtti. 2 Haziran tarihinde polisler ve eli sopalı bir grup esnafın döverek katlettiği Ali İsmail Korkmaz’ın ağabeyi Korkmaz, uzun uğraş sonucu sanıkların mahkemeye çıkmasını sağlayabildiklerini söyledi. Ali İsmail Korkmaz’ı katledenlere “ceza değil ödül verdiğini” söyleyen Korkmaz, kardeşinin asıl katillerinin ise yargılanmadığını belirterek ekledi: “Kim ne derse desin, kardeşimin katili Recep Tayyip Erdoğan’dır.”


Öldürüleceğini bilse de!...

Çok acı günler yaşadıklarını vurgulayan Korkmaz, “Bizler acı günler yaşıyor olsak da Ali İsmail, bugün toplumda birbirine karşıt olarak görünen bu kadar çok kesime, yaşamın renklerle güzel olduğunu göstermek için sokağa tekrar girerdi. Biz O’na, ‘O sokağa girme, seni öldürecekler’ desek, Ali İsmail yine o sokağa girer ve düşmanının gözünün içine baka baka, ‘Ben 19 yıllık hayatımda bu birlikteliği oluşturdum. 100 yıl da yaşasam bu dayanışmayı sağlayamazdım’ diyerek canını seve seve verirdi” diye konuştu. Türkiye’de halkların büyük direnişinin daha başlamadığını kaydeden Korkmaz, “Gezi Direnişi asıl direnişin sadece fragmanıydı” ifadelerini kullandı. 


Biz devletle Gezi’de tanıştık

Hatay’da katledilen Abdullah Can Cömert’in ağabeyi Adnan Cömert ise, verdikleri adalet arayışı sırasında, ‘Terör örgütü üyesi olmak, örgüt propagandası yapmak, Cumhurbaşkanı‘na hakaret etmek” gibi suçmalarla aile bireyleri hakkında davalar açılarak yargılandıklarını ve sindirilmeye çalışıldıklarını söyledi. “Biz devletle Gezi’de tanıştık” diyen Adnan Cömert, “Bu devlet, öldürttüğü kişi AKP’li bile olsa, kendi polisini koruyacağını bize gösterdi. Bu sayede, Kürdistan’da devletin halka yıllarca uyguladığı vahşeti de anladık” diye konuştu. Adnan Cömert, işsizlikle sindirilmeye çalışılan kardeşi Zafer’in de Rusya’ya gitmek zorunda bırakıldığını ifade etti. 


Davalar zulme dönüştü

Türkiye’de adalet olduğuna inanmadığını dile getiren Cömert, “Daha önceleri adaleti adliyelerde arıyorduk. Şimdi ise ‘Saraylarda arıyoruz. Sarayda adalet olmaz. Saraylarda, baskıcı diktatörlerin, kralların yönetimi dışında bir şey bulunmaz” diye konuştu. Abdullah Cömert’in annesi Hatice Cömert de, davanın Balıkesir’de görülmesine sitem ederek, katillerden hesap sorulmasını istediğini vurguladı. Oğlunun 3 Haziran tarihinde katledildiğini hatırlatan anne Cömert, 12 Haziran’da görülecek duruşmaya duyarlı herkesi katılmaya davet etti. 



Katillerden hesap sorulsun

Ahmet Atakan ise ODTÜ’deki eylemlere polis müdahalesini protesto etmek isterken, Antakya’da çıktığı evin damında polisin attığı gaz kapsülünün başına isabet etmesi sonucu 5 katlı binadan aşağı düşerek yaşamını yitirmişti. “Oğlum Ahmet’in her sabah bana dinlettiği ‘Anne ben senin oğlunum’ şarkısı halen kulaklarımda çınlıyor” diyen Atakan’ın annesi Emsal Atakan’ın tek isteği, oğlunu katledenlerin ortaya çıkarılması. 


Katliamları durmadı

Oğlunun öldürülmesinden sonra açılan soruşturmada takipsizlik kararı verilmesine tepki gösteren anne Emsal Atakan, “Oğlumun katili, AKP hükümeti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Katliamları da durmadı, Türkiye’de ve Suriye’de devam ediyor. Şırnak’ta Nihat Kazanhan’dan, Suriye’de yaşayan insanlara kadar hepsi, AKP’nin silahlarıyla katlediliyor. Yetmezmiş gibi şimdi de çeteleri burada eğitip (eğit-donat projesi) masum insanları katletmeye devam edecekler. Kana doymuyorlar, doymayacaklar da. AKP’nin zulmünün son bulması tek isteğimdir” diyerek yaşadıklarına isyan etti. 


 DİHA/HATAY




Gün gelecek hesap verecekler


Gezi Direnişi’nde polis şiddetine kurban giden gençleri anmak için karanfillerle Gezi Parkı’na yürümek isteyenler polis barikatıyla karşılaştı. Taksim Parkı’na gidişleri engellenenler “Gün gelecek devran dönecek hesap verecekler” dedi. 

Gezi’nin yıldönümünde Taksim’de 20 bin polisle ‘önlemler’ alan, Gezi Parkı, Cumhuriyet Meydanı ve çevresini yayalara kapatan, Taksim’e çıkan yolları ve metroyu kapatan Emniyet, Taksim Dayanışması’nın çağrısıyla karanfilleriyle gelen grubun Gezi Parkı’na çıkmasına da engel oldu. İstiklal Caddesi’nde toplanan kitle, Fransız Konsolosluğu önünde çevik kuvvet ekipleri ve TOMA’lar tarafından durduruldu. Geçişine izin verilmeyen grup, bir süre sonra oturma eylemine başladı.

Taksim Dayanışması Üyesi Mücella Yapıcı, oturma eylemi sırasında “Bugün bizi Gezi’ye sokmayabilirler ama unutmayın gün gelecek devran dönecek, hesap verecekler!” diye konuştu.

Okmeydanı’ndaki Gezi eylemleri sırasında polisin attığı gaz fişeğiyle başından vurulan ve 269 gün komada kaldıktan sonra hayatını kaybeden 15 yaşındaki Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan ise Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a seslenerek, “Benim 15 yaşındaki çocuğum senin itibarını sıfıra indirdi. Bu da sana dert olsun” dedi.

İstiklal Caddesi’ndeki oturma eylemi, karanfil bırakılmasıyla sona erdi.

İstanbul’da dün ayrıca Beşiktaş ve Kadıköy’de de Gezi şehitleri anıldı. 


 İSTANBUL