Kürtler, Araplar ve diğer bileşenlerin Demokratik Suriye Güçleri adı altında askeri ortaklaşması ve Girê Sipî’nin (Til Abyad) yerel yönetimini oluşturarak Kobanê Kantonu’na bağlı olduğunu açıklaması ardından başlayan Türk Cumhurbaşkanı’nın tehditlerini, peş peşe Türk saldırıları takip etti. Başından beri bütün dostluk çağrılarını yanıtsız bırakarak, çetelerini Kürtlerin üzerine salan; uzun süredir de hem uluslararası bir kampanya yürüten hem de işgal girişimine zemin hazırlamaya çalışan Türk devletinin, Cerablus’taki DAİŞ varlığına zırh olması, Rojava yönetimi tarafından dikkatle not ediliyor; askeri ve siyasi tedbirler alınıyor. Girê Sipî ve Rojava’daki yetkililer, Türk devletinin tahriklerinin amacını bildiklerini belirterek, dostluk ve iyi komşuluk çağrılarını yineledi ama topraklarını da savunacaklarını vurguladı.

Erdoğan yönetimindeki Türk devleti, Kürt düşmanlığının gereği başından beri Liva Tevhid, El Nusra, Ahrarü Şam ve DAİŞ’e destek vererek Rojava Devrimi’ni boğmak istedi. Asifet Şimal, Fatih Sultan Mehmet, Sultan Süleyman, Kanuni’nin Torunları  gibi grupları da yedekledi.


İlk saldırı Efrîn’de

Rojava topraklarına yönelik ilk saldırı, 5 yıl önce Efrîn’in Şera nahiyesine bağlı Kastel Cindo köyüne, Ömer Dadiği yönetimindeki Asifyet Şimal grubuyla başladı. Bu saldırılar, işgal girişimleri ve katliamlar birbirini takip etti. 


Zamanlamaya dikkat!

Serêkaniyê‘ye salınan El Nusra’nın yenilgisinden sonra DAİŞ çetesi koçbaşı görevini devraldı. DAİŞ çetesine Eylül 2014’te Kobanê‘yi işgal ve Kürtsüzleştirme amacıyla başlatılan kapsamlı saldırının öncesinde önemli bir gelişme yaşandı. Suriye’deki iç savaş ve kaostan kurtulmanın tek yolunun Kürtlerle ittifaktan geçtiğine inanan Suwar Rakka, Şems El Şimal, Ceplet El Ekrad gibi ÖSO’nun bünyesinde faaliyet gösteren gruplar, YPG ile bir araya gelerek Burkan El Fırat’ı kurdu. Uluslararası alanda PYD ve YPG’nin meşruluğunun gelişmesine dönük bazı gelişmeler baş gösterdi. Bu gelişmeleri gören Recep T. Erdoğan yönetimindeki Türk devleti, tehditler savurmaya başladı. 


Tehditlerin ardından

Bu tehditlerden kısa süre sonra Kobanê kuşatmaya alındı ve saldırının startı verildi. Üç tarafı çetenin tek nefes borusu olan Kuzey Kürdistan tarafını da Türk devletinin tuttuğu Kobanê, işgal girişimine karşı direnirken Erdoğan, “düştü, düşüyor” diye sevinç naraları attı, üstelik bunu Antep’ten çetelere müjde verir gibi yaptı. 


Kobanê geçit vermedi

Ancak Kobanê direndi, dünya bu direnişe tanıklık yapmakla yetinmeyip destek verdi. ABD, Erdoğan’a rağmen hava gücünü devreye soktu, silah nakletti, Güney’den destek taşıdı. Türk devletinin bütün gayretine ve kurmay katkısına rağmen DAİŞ çetesi başaramadı. 


İdlip’ten de Nusra

Aynı anda İdlip taraflarından bu kez Nusra devreye sokuldu. Kuzey’i kontrpiyede bırakıp savaşı Rojava’da sürdürürken legal zemindeki Kürt siyasetini de barajın altında bırakmak istiyordu. 


Baraj aşıldı, Girê Sipî kurtuldu

HDP, 7 Haziran seçimlerinde barajı aşıp Erdoğan’ın partisinin mutlak iktidarını sarstı, başkanlık yürüyüşünü durdurdu. Rojava’da da Cizîrê merkezli YPG güçleri tarafından Şehit Rûbar Qamişlo Hamlesi ile başlayan temizlik harekatı Girê Sipî‘ye dayandı ve nihayetinde buradaki DAİŞ işgaline son verildi. 


Yeni planlama

Bu iki yenilgi üzerine Erdoğan yönetimi, darbe yaparak 7 Haziran sonuçları tanımayıp Kuzey’de savaş başlattı, buna paralel olarak Girê Sipî‘nin kurtulmasının ‘Akdeniz Kürt koridoru’nun açılması anlamına geldiğini, Efrîn ile Kobanê arasında kalan Cerablus’un DAİŞ’in elinde kalmasının evla olduğunu pompalamaya başladı. Bunun için de ABD’nin isteklerini kabul ederek üslerini açtı. DAİŞ’e karşı oluşturulan koalisyonda aktif bir şekilde yer alacağını açıklayan Türk devleti, DAİŞ’le mücadele adı altında tüm gücünü Kürtlere karşı seferber etti. 


Cerablus için ilk saldırı

Türk ordusu, ilk defa Temmuz ayı içinde Kobanê’nin Zor Mixar köyündeki YPG mevzilerini vurdu. YPG Komutanlığı, TEV-DEM yönetimi ve Rojava Özerk Kanton yönetimleri, bu duruma dikkat çekerek, iyi komşuluk ve dostluk istediklerini açıkladı. Ancak Erdoğan yönetimi, YPG, PYD ve Rojava Özerk Yönetimlerini tehdit etmeye devam etti. Üstelik PYD ve YPG’nin terörist olduğunu iddia edip bunun da bütün dünyada kabul görmesi için diplomatik mesai yaptı. 


Son saldırının zamanlaması

Erdoğan’ın son tehditleri ve açıkça “PYD’yi de vururuz” şımarıklığının zamanlaması da ilginç. Girê Sipî (Til Abyad) bütün bileşenleriyle yeni bir yönetim oluşturup Kobanê Kantonu’na bağlı olduğunu ilan etti. Hesekê’de YPG’nin içinde olduğu 13 askeri grup, Demokratik Suriye Güçleri’ni kurduklarını deklare etti. Bu iki gelişme Erdoğan’ı konuşturmuştu. Erdoğan’ın tehdidinin hemen ardından Türk ordusu YPG’ye yönelik saldırılara başladı. 


Nereye saldırıyorlar?

Türk ordusu Girê Sipî‘nin Minbetih köyündeki YPG mevzilerini vurdu. Minbetih sınıra yakın bir köy ancak Girê Sipî ile birleşik, mahallesi gibi. Türk ordusu tarafından YPG’ye yönelik saldırının geliştirildiği diğer nokta ise Kobanê’nin Zor Mixar köyü. 

Türk Başbakan Davutoğlu, bu saldırıyı üstlenerek “PYD’yi Fırat’ın batısına geçmemesi yönünde uyardık. Geçmeye çalışınca iki kez vurduk” dedi. 

Girê Sipî‘nin mahallesi durumuna gelen Mınbetih köyü ile Fırat’ın arasında Kobanê var. Bu köye saldırmanın “Fırat’ın batısına geçtiler” gerekçesiyle ilgisi yok. Diğer vurulan nokta olana Kobanê’nin Zor Mixar köyü, daha önce de hedef oldu. Zor Mixar, DAİŞ’in işgali altında bulunan Cerablus’un tam karşısında Fırat’ın üzerinde bir köydür. YPG’nin denetimindeki son noktadır. 


DAİŞ de eşlik ediyor

YPG, Türk ordusunun bu köyü vurduğu gece DAİŞ’in Cerablus’tan Aşağı ve Yukarı Şeyhler köylerine saldırdığını açıkladı. 


Fırat’ın batısı neresidir?

Davutoğlu’nun zırh olduklarını açıkladığı Fırat’ın batısı neresidir? DAİŞ’in işfali altında bulunan Cerablus, Mimbij ve daha da ilerisinde biraz güneye düşen Bab’tır. Bu merkezler, 2013’ten itibaren Nusra’dan DAİŞ’e devredildi. Cerablus ile Efrîn arasında da Ezaz var ve Türk devletinin diğer gözdeleri olan Nusra ile ortaklarının denetiminde. 


Hep taciz ve tahrik

TEV-DEM’in Kantonê Dış ilişkileri sorumlusu, ardından Girê Sipî Özerk Yönetimi içinde yer alan Ömer Alluş, kentteki işgale son verdiklerinden beri Türkiye tarafından sürekli tahrik edici saldırılar yapıldığını söyledi. Alluş, devriye görevini yapan askeri araçlarına ağır silahlarla defalarca ateş açıldığını, yine orta menzilli havan ve toplarla birkaç kere mevzilerinin vurulduğunu hatırlattı. Mihemmed Bünyamin adındaki 16 yaşındaki Kürt genci ve Şamil Mustafa Ehmed ile Girê Sipî‘nin ileri gelenlerinden Cemal Şêx Ahmed’in oğlunun askerlerce vurularak katledildiğini aktaran Alluş, buna rağmen sadece iyi komşuluk, kardeşlik, dostluk istediklerinin altını çizdi. Erdoğan yönetimindeki Türk devletinin, Rojava’nın meşruiyeti geliştikçe kriminazile etme, uluslararası güçler nezdinde de ‘terörist’ göstermek için tahrik edici yaklaşımlarının farkında olduklarını belirten Alluş, ancak bunun tehlikeli olduğunu söyledi.


Bir kez daha

YPG Basın Merkezi, önceki gün yaptığı açıklamada 27 Ekim günü Türk ordu birliklerinin Girê Sipî batısındaki YPG mevzilerine ağır silahlarla saldırı düzenlediğini; saldırıların akşam saatlerinde de devam ettiğini duyurdu. Girê Sipî Yürütme Meclis Başkanı Mensûr Selûm, Erdoğan’ın DAİŞ‘ten temizlenerek halk yönetimini ilan eden Girê Sipî’den adeta intikam alındığını söyledi. ANHA’ya konuşan Selûm, “Bizler kent sakinleri olarak kendi kendimizi yönetiyoruz ve dışardan müdahaleye izin vermeyeceğiz” dedi. Selûm, uluslararası güçleri Türk devletinin saldırılarına karşı ses vermeye çağırdı.


Savunma gücümüz var

Kobanê Kantonu Savunma Bakanı İsmet Şêx Hesen de Türk ordusunun YPG/YPJ mevzilerine yönelik saldırılarını DİHA’ya değerlendirdi. Kobanê batısındaki ve Girê Sipî’deki Türk ordusunun saldırılarını doğrulayan Hesen, Davutoğlu’nun “Fırat’ı geçmeye çalışan 2 YPG botunu vurduk” açıklamasını yalanladı. Her tarafta savunma amaçlı tedbirlerini aldıklarını söyleyen Hesen, “Taciz ateşleri oldu. Şu ana kadar Kobanê köylerinde yaralanan siviller oldu. Onun ötesine geçmiş bir saldırı yok. Ancak herkes bilmelidir ki saldırıya karşı kendimizi savunacak gücümüz var ve savunuruz. Çünkü kendini, evini, toprağını savunmak meşru bir haktır” dedi.

Başka ülkeye hat çekemez

Hesen, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan ve atadığı Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun “Fırat bizim kırmızı çizgimizdir” sözlerine de yanıt verdi. Hesen şunları söyledi: “Kendi ülkelerinde kırmızı çizgi çeksinler. Başkasının toprağında kırmızı çizgi çekmeye kalkmasınlar. Cerablus, Raqqa, Bab ya da Minbic, bu ülkenin demokratik güçleri ne karar verirse o operasyon yapılır. Demokratik Suriye Güçleri, nereye karar verirse oraya operasyon yapılır. Kimsenin bunu engelleme ya da farklı gösterme gibi bir hakkı yok” diye konuştu. 


AKP inşaadan rahatsız

ANHA’ya konuşan Kobanê Kantonu Dışişleri Konseyi Başkanı Îbrahîm Kurdo da AKP’nin demokratik Suriye’nin inşasından rahatsız olduğunu, bu nedenle provokasyon geliştirerek karışıklığa yol açmak istediğini söyledi. 

Türk devletinin iddia ettiği gibi Rojava’ya müdahale edemeyeceğini ancak, olası bir saldırı durumunda Rojava halklarını savunacaklarını belirten Kurdo, “Üstelik YPG/YPJ, Burkan El Firat ve ÖSO onların sınırlarını da koruyor. Hiçbir şekilde böylesi saldırıları kabul etmiyoruz. Kim bundan gocunursa gocunsun biz ortak yaşam temelinde Demokratik Suriye’yi inşası için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.


SEYİT EVRAN/GİRÊ SİPÎ