Türk devleti en sonunda ağzındaki baklayı çıkardı. Mehmet Ali Şahin Paris’teki katliamlar gibi katliamların Almanya’da da olacağını söyledi. Daha doğrusu itiraf etti.

Paris’teki katliamın da uzun bir süre planlandığı şimdi daha iyi anlaşılıyor. Mehmet Ali Şahin’in Avrupa’yı biz teröristleri istiyoruz vermiyorsunuz biçimindeki suçlaması ardından vermezseniz bu tür olaylar olur demesi, Kürt Özgürlük Hareketi’ne yönelik çok yönlü saldırının Avrupa ayağının da olduğunu göstermektedir. Avrupa’daki Kürtleri yıldırmak için bu tür saldırıları planladıkları açıktır. Sadece Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez hedeflenmemiştir; başka hedefler de planlanmış, ancak şimdilik sadece Paris’teki katliam gerçekleştirilebilmiştir.
AKP Hükümeti birkaç yıldır PKK yönetimini ve kadrolarını katletmeyi tasfiye planı içine almıştır. Bu konuda ABD ile işbirliği içine girdikleri de söylenmektedir. Bazı kontra elemanların ABD’ye gönderilip yetiştirildiği de basına yansımıştır. PKK yönetimini ve önemli kadrolarını katletme planı AKP planıdır. Avrupa’nın da Kürt Özgürlük Hareketi için önemli olduğunu düşünüyorlar ve oradaki halkı sindirip örgütlülüğünü dağıtmak istiyorlar. Cemil Çiçek’in her fırsatta Avrupa’dan besleniyorlar dediğini biliyoruz. Bu anlayışla Avrupa’ya yönelik de bir saldırı da planlanmıştır. Mehmet Ali Şahin’in konuşmaları bunu açıkça ortaya koyuyor. Avrupa’ya “siz Kürtlerin örgütlerini dağıtmazsanız, istediklerimizi bize teslim etmezseniz başınıza bunlar gelir” denilmesi bir itiraftır ve planlarının ortaya konulmasıdır. Bunu “olacaklar iç infazlardır” biçiminde göstermek isteseler de suçlu kendini ele vermiştir.
Türk devletinin Fransa’daki iki gözaltından sonra baştan beri ileri sürdüğü “iç infaz” tezini güçlendirmeye çalışması kesinlikle suçunu örtbas etme çabasıdır. Bu katliamın en yakın faili Türkiye’dir. Diğer tüm iddialar spekülasyondur. Kürt Özgürlük Hareketi’nin iddia ettiği gibi, bu cinayet Türk devletine ve onun yeşil Ergenekon’una aittir. Türk devleti başkalarını suçlayarak bu katliamlardan kendini sıyıramaz. Türk devleti bu işte kendisinin olmadığını ispatlamak zorundadır. Yoksa suçlu görülmeye devam edilecektir. PKK yönetimi ve kadrolarını kim öldürmek ister? Buna verilecek cevap bellidir. AKP zaten öldüreceğini iddia etmektedir. Bizzat Başbakan nereye giderlerse gitsinler vuracağız dememiş midir?
Fransa’daki cinayetlerin AKP Hükümetinin tasfiye konseptinin bir parçası olduğu açıktır. Daha önce uyuyan ve öldürmeye hazır başka hücrelerin olabileceği PKK yöneticileri tarafından dile getirilmişti. Mehmet Ali Şahin’in konuşmaları bu iddiaları doğrulamıştır. AKP Avrupa’daki PKK kadrolarına yönelik katliamlar planlayarak Kürt Özgürlük Hareketi’ne destek sunduğunu düşündükleri Avrupa’daki Kürt halkını sindirip gerileteceğini hesaplıyor. Bir taraftan Kürt Özgürlük Hareketi’nin yönetim ve kadrolarına yönelik cinayetleri gerçekleştirirken, diğer taraftan Avrupa’ya yönelik saldırı planlamasını pratikleştirmiş oluyor.
Türkiye açıkça Avrupa’yı tehdit ediyor. Ya Kürtlerin örgütlenmelerini dağıtırsın ya da kendi yöntemlerimizle dağıtırız diyor. Böylece Beşir Atalay’ın sık sık tekrarladığı entegre tasfiye politikasının Avrupa ayağının da nasıl olacağı anlaşılmış bulunuyor.
Bu planı gerçekleştirenler kendilerine yönelik suçlamaları saptırmak için de “iç infaz” algısını yaratmayı hedeflemişlerdir. Paris cinayetinin duyulmasından hemen sonra iç infaz demeleri de bu planlamanın gereği olarak yapılmıştır. Henüz polis içerdeyken bu söylemi dillendirmeleri, daha ilk anda böyle bir algı yaratmayı hedefledikleri anlaşılmaktadır. Suçluların ruh haliyle “ben değilim, ben değilim, şunlardır” denmesi, bunu ortaya koymaktadır. Bunu sadece PKK’ye karşı yürütülen psikolojik savaş refleksi olarak görmek yanlış olur. Kuşkusuz her fırsatta PKK’yi suçlama ve karalamayı psikolojik savaş gereği yapıyorlar. Ama bu defa durum farklıdır. Bu tür çabaları asıl suçlu olan, suçlu olarak ilk akla gelen Türk devletini temize çıkartma harekatı olarak görmek gerekir.
AKP Hükümeti ve Türk basınının daha ilk saatlerden itibaren “iç infazdır” demeleri ve bunu gerekçelendirmeleri tabii ki büyük kuşku yaratmıştır. Neden bu acelecilik, neden bu telaş dedirttirmiştir. Bu yayıncılık hala sürdürülmektedir. Olayla ilgisi olduğu söylenmeyen, sadece çelişkili ifade verdiği için iki kişi gözaltında tutulunca hemen “iç infaz” tezlerini manşetlere taşıdılar. Neredeyse Paris yargısına böyle karar ver der gibi hem savcı hem hakim olarak hüküm buyuruyorlar.
Kuşkusuz yalancının mumu yatsıya kadar yanar. Gerçekler mutlaka açığa çıkar. Ortalığı bulandıran ve kafa karışıklığı yaratmak isteyenlerin hesapları boşa çıkar. Çünkü hiç kimse Özgürlük Hareketi’nin kurucusu ve kadrolarının katledilmesini Özgürlük Hareketi’nin üzerine yıkamaz. Zaten Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürt halkı tutumunu ortaya koyarak katillere ve bu işi planlayanlara gereken cevabı vermiştir. Türk devleti ne yaparsa yapsın bu cinayetleri üzerinden atamaz.
Fransa ve Avrupa Mehmet Ali Şahin’in konuşmasından sonra Türkiye’nin üzerine gitmek zorunadır. Avrupa’da konumlandırdıkları cinayet hücrelerinin kendilerine teslim edilmesini istemelidirler. Eğer bunu yapmazlarsa Avrupa işlenecek bir cinayetten kendisi de sorumlu olacaktır. Bu tür olaylar Almanya’da da olur demek de ne oluyor? Bu açıkça Fransa’da yaptık, şimdi sıra Almanya’dadır anlamına gelmiyor mu? Açıkça Almanya’ya sen de Kürtlerin örgütlenmesini dağıtmazsan biz kendi yöntemlerimizle bunu yaparız denilmiş olmuyor mu?
Şimdi Hüseyin Çelik’in neden olay duyulur duyulmaz alelacele “iç infaz” dediği, Başbakan’ın da bunu tekrarladığı daha iyi anlaşılıyor. Hüseyin Çelik ne ağzından kaçırmıştır ne de tesadüfen bu sözleri sarf etmiştir. Türk devleti Kürt Özgürlük Hareketi’ni tasfiye etmek için çok kirli bir planlama yapmıştır. Bunu pratikleştirmeye de Fransa’dan başlamıştır. Bakalım yeni cinayetleri nerede ve ne zaman gerçekleştirecek! Türk devleti yönetimden bir kişi bulacak ya da bir kadroya rast gelecek, ama onu öldürmeyecek!
Planlamalar yapılmıştır. Eğer fırsatını bulurlarsa vuracaklardır. 1990’lı yıllardan daha fazla bir kirli savaşla Kürt Özgürlük Hareketi’nin tasfiye edilmek istendiği görülmektedir.