Rojava’ya sınır olan Dîlok ve Hatay gibi kentler Kürtlerle savaşmak için çetelerin üssü durumuna gelmiş. Rojava’da Kürtlere saldıran çeteler ile ÖSO gruplarının Dîlok’u geçiş güzergahı olarak kullandığını belirten BDP PM Üyesi Nihat Akdoğan, “Çeteler her hafta burada periyodik olarak toplantılarını alıyorlar” dedi. Akdoğan, bu bilginin kaynağının ise polisler olduğunu ifade etti.
Rojava’nın önemli kentlerinden biri olan Serêkaniyê’nin tamamen YPG güçlerinin eline geçmesiyle birlikte kentten çıkarılan çetelerin, Rojava’ya saldırmak için Dîlok’u da geçiş güzergahı olarak kullandığı belirtiliyor.
Sınır hattında olan gelişmeleri değerlendiren BDP PM Üyesi Nihat Akdoğan, Dîlok’un anakarargah gibi kullanıldığına dikkat çekti. Her şeyin devletin bilgisi dahilinde geliştiğini aktaran Akdoğan, “Bunu bize buradaki yetkili polisler ağzından kaçırarak ‘çeteler her hafta burada periyodik olarak toplantılarını alıyorlar’ dedi. Bu durumdan devletin haberdar olduğunu söyledi. İşte burada yerel basına yansıdı. Bülbülzade Vakfı’nda toplantılarını yaptılar. Ondan sonra yaralanan militanların tedavi edildiği hastanelerin yakınında bulunan konteynerlerde barınması, kendilerine tahsis edilen matbaalarda gazete basmaları, ayrıca son dönemlerde onlara televizyon kurmaları için yer verildiği gibi birçok örnek bunların Dîlok’ta nasıl hareket ettiğini gösteriyor” dedi. Akdoğan, Rojava’daki saldırı ve katliamlarda AKP ve devletin parmağı olduğunu savundu.
ESP MYK Üyesi Hilmi Toy ise, Dîlok halkına Rojava’yı sahiplenme çağrısında bulundu. ÖSO ve El Nusra gibi örgütlerin Dîlok’u sınır kenti olduğu için seçtiklerini belirten Toy, Suriye’deki savaşın ev sahipliğini Türkiye’nin yaptığını söyledi. Türkiye’nin ev sahipliğini Dîlok üzerinden gerçekleştirdiğine dikkat çeken Toy, şunları ifade etti: “Onlara her türlü lojistik destek verildi. Bunlar medyada oldukça yer buldu. Bu anlamıyla Antep merkezi bir konumdadır. Böylesi bir merkezde bulunmanın getirdiği sorumluluklar var. Bu sorumluluk burada yaşayan halklar için çok önemlidir. Çünkü burada kardeş halkın yıllardır bedel verdiği bir devrim çalınmaya çalışılıyor.” 

Toy, Rojava’nın kazanımlarının Dîlok’ta yaşayan bütün halkların ortak kazanımı olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bu nedenle onların Dîlok’ta bulunan üslerini ve yaptıkları girişimleri deşifre etmek gerektiğine vurgu yapan Toy, bugüne kadar Dîlok’ta bulunan demokratik kitle örgütlerinin Rojava’yı yeterince sahiplenmediğinin altını çizdi. Rojava’yla dayanışma konusunda çok eksik kaldıklarını dile getiren Toy, bunu telafi etmek için çalışmalarını hızlandıracaklarını söyledi. 

Çetelerin yoğun şekilde geçişlerini yaptığı Hatay'da da STK temsilcileri yaşananlardan kaygılı. Eğitim Sen Hatay Şube Sekreteri Hasan Kaplan, "Apaydın Kampı El Nusra'nın liderlerinin saklandığı yer mi?" diye sordu.
İHD Hatay Şubesi Başkanı Midhat Can, Rojava'da Kürtlere yönelik saldırılar gerçekleştiren ve savaş kurallarını çiğneyen El-Nusra mensuplarının cezaevinden serbest bırakılarak, Suriye ile Rojava'ya gönderildiğini hatırlattı. Can, "Maalesef Türkiye'nin insanlık dışı uygulamalar yapan, kural nizam tanımayan El Kaide, El Nusa gibi Çeçenistan'dan, Arabistan'dan, Katar'dan ve hatta cezaevinde tutuklu bulunan mahkumları bile serbest bırakarak, Suriye'ye gönderdiğini tespit etmiş bulunmaktayız. 3 yıldır bunu söylememize rağmen herkes kör ve sağır olmuş durumda" dedi.
Urfa ile Hatay sınır hattının El Kaide üssüne dönüştürüldüğünü ifade eden Can, şunları ifade etti: "Hatay'dan Urfa'ya sınır güvenliği diye bir şey kesinlikle yoktur. Şuan kaçakçılık adı altında elini kolunu sallayarak çete mensupları Türkiye'den geçmektedir. Savaş kurallarına göre de savaşmıyorlar. Örneğin; Rojava'da çocukları katledip kadınların ırzına geçiyorlar, bu kadar pervasız ve ahlaksızca saldıran bu güruhlar küresel güçler tarafından desteklenmektedir."
Can, bir ay öncesine kadar gece kesilen elektrikler sonrasında tonlarca silah ve örgüt mensubunun sınır kapısından geçirildiğine işaret ederek, "Araştırdık ki, o saatlerde tonlarca silah ve yüzlerce El Nusra Cephesi üyesi sınırdan geçiyor. Öncüpınar'da 177 kg patlayıcı ele geçiyor. El Nusra militanlarının Hatay'da AKP'li yöneticilerle işbirliği içerisinde olduğunu açıktan görüyoruz" dedi.

Otel paraları da devletten

Saldırılar ardından Hatay'daki çetelerin Rojava'ya kaydırıldığını belirten Can, El Nusra örgütünün elemanlarının İskenderun yolu üzerinde otellere yerleştirildiğini ifade ederek, ekledi: "Bundan kısa bir süre önce İskenderun yolu üzerinde polisler tarafından otellere yerleştiren 300 cihatçı örgüt üyesinin otel masrafları ve geliş gidişleri bizzat otel yetkilileri tarafından bize iletilmiş bulanmaktadır. Biz devletin cihatçıları uçaklara bindirip otellerde konaklattırdığını ve Türkiye Cumhuriyeti'nin parasını yediklerini biliyoruz.''

Çetelere özel koruma

Eğitim Sen Hatay Şube Sekreteri Hasan Kaplan ise Apaydın Kampı'nın El-Kaide ve El Nusra Cephesi'nin elebaşlarının korunma üssüne dönüştürüldüğünü vurgulayarak, dokunmazlığı olan milletvekillerinin dahi mevcut kampa yanaştırılmadığını söyledi. Kaplan, şöyle devam etti: ''Suriye mülteci kamplarını KESK Genel Merkezi heyeti ile gezdik ancak Apaydın Kampı'na bir türlü sokulamadık. El Nusra gibi kökten dinci örgütlerinin üssü olarak mı kullanıyor? El Kaide'ye bağlı El Nusra Cephesinin, Irak Şam İslam Devleti Örgütü'nün liderlerinin saklandığı ve korunduğu yer midir? Artık bu iddia ortada duruyor ve devlet bu iddiayı ortadan kaldırmak için 2 yıldır kampa hiç kimse yanaştırılmıyor.''

'AKP katil sürüsünü besliyor'

Halkevleri Şube Başkanı Eylem Mansuroğlu, Hatay'da "cihatçı örgüt" üyeleriyle aynı kenti paylaşmak istemediklerini ifade ederek, halklar arasında çatışmayı önlemek için büyük çaba sarf ettiklerini kaydetti. Mansuroğlu şunları söyledi: "Bizim tek amacımız halkların birarada barış içinde yaşamasıdır. Aksi takdirde Hatay'da barınan cihatçı katilerle aynı parkları, aynı hastaneleri ve aynı kenti paylaşmak istemiyoruz. Bu caniler gidip çocuk katledip gelip burnumuzun dibinde duruyorlar. Biz bunu kabul etmeyeceğiz. Artık AKP bu katil sürüsüne desteğini çekmeli. AKP katil sürüsünü besliyor, bu da yetmiyormuş gibi Suriye'ye ve Rojava'ya göndererek ölüm makinesi gibi kadın çocuk demeden insanların kafasını keserek, özgürlük getireceğini iddia ediyor.''



NAZIM DAŞTAN/FERHAT ARSLAN/DİHA/ANTEP-HATAY