Kürt Halk Önderi 2012 yılı sonbaharında İmralı’da başlayan görüşmeler sonucu Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümüne uygun bir ortamın var olduğunu düşünerek kalıcı çatışmasızlık sağlamıştır. Esir askerler serbest bırakılmış, gerillayı çekme iradesi göstermiştir. Bu iradeyi ortaya koymak için önemli bir gerilla gücü de Türkiye sınırları dışına çıkmıştır. Otuz yıldır süren şiddetli çatışma tarihi dikkate alınırsa çok önemli adımlar atılmıştır. Ancak Kürt Özgürlük Hareketi’nin attığı bu tarihi adımlar AKP Hükümeti tarafından görmezlikten gelinmiş, hiçbir ciddi karşılık verilmemiştir. Kürt Özgürlük Hareketi’nin bu adımı bir daha karşılık bulmamıştır. Amiyane deyimle Kürtlerin uzattığı el yine havada kalmıştır.

Türkiye’nin en temel sorunu olan ve yüzyıldır süren böyle ciddi bir soruna bu kadar sorumsuz yaklaşmak en başta da Türkiye halklarına büyük bir saygısızlıktır. Kürt Özgürlük Hareketi bu kadar ciddi adımlar atmışsa bunun hiçbir karşılığı olmayacak mıdır? Kim Kürt Özgürlük Hareketi’nin hiçbir karşılık görmeden bu kadar radikal adımlar attığını düşünebilir? Herhalde gerilla otuz yıldır amacı olmayan bir savaş yürütmemiştir. Otuz yıldır dünyanın en büyük fedai mücadelesini amaçsız yapmamıştır. Bu nedenle gerillanın uğruna mücadele ettiği hedefler belli düzeyde karşılanmadan gerillanın kendi mücadele üslerinden tümden kopması düşünülemez. Eğer Türk devleti ve AKP Hükümetinin bir çözüm iradesi ve yaklaşımı yoksa gerillaların da üslerini ve mücadele pozisyonunu bırakması söz konusu olamaz.
Bu nedenle KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık’ın gerillanın geri çekilme pozisyonunun değişebileceğini ortaya koyan açıklaması doğru anlaşılmalıdır. Gerilla geri çekilirken demokratikleşme olacağı ve Kürt sorununun çözümünde adımlar atılacağı düşüncesiyle hareket etmiştir. Dolayısıyla gerillanın pozisyonu konusunda düşünürken herkes bu gerçeği göz önüne getirmelidir. Çatışmasızlık olmuş, gerilla geri çekilmiştir. Bunun karşılığında AKP hangi adımları atmıştır? Kürt Halk Önderi kapsamlı bir proje sunarken AKP Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için bu projeye hiçbir karşılık vermemiştir. Sadece çözümün bir tarafı olan Kürtlerin siyasi iradesini dikkate almayan bir paketten söz edilmektedir. Dünyada böyle bir yaklaşım ve yöntemle ciddi hiçbir sorun çözülmemiştir. Zaten bu yaklaşım ve yöntem bile AKP’nin bir çözüm iradesi olmadığını göstermektedir. Bir süreç yoktur, bizim yapacağımız çalışma vardır denmesi Kürt demokratik hareketinin AKP var olan süreci bitirmiştir değerlendirmesini doğrulamaktadır.
Çatışmasızlık dokuz ay sürerken bunu anlamsız görmek kadar sorumsuz bir tutum olabilir mi? Ya da çatışmasızlık iyidir, ben adım atmasam da bu çatışmasızlık sürsün demek Kürtler üzerindeki kültürel soykırıma sessiz kalın; güçlünün barışını kabul edin demektir. Roma imparatorluğu bir yüz yıl hiç itiraz görmeden zorba egemenliğini sürdürmüştür. Tarihte ezilenlerin suskunluğunu ifade eden, zorbalar için ise barış olarak tanımlanan dönemlere Pax Romana, yani Roma barışı denmiştir. AKP’nin istediği de Kürtlerin üzerindeki kültürel soykırımın itirazsız süreceği ortamdır. AKP’nin barış anlayışı tam da Roma barışıdır.
AKP dokuz aydır süren çatışmasızlık ortamına ve gerillanın çekilmesine rağmen adım atmamayı süreci sabote etme olarak görmüyor, ama Kürt Özgürlük Hareketi’nin AKP’nin oyalama ve oyununu bozmasını süreci bozma olarak görüyor. Kürt Özgürlük Hareketi’nin bozduğu, bozacağı AKP’nin oyunlarıdır. Demokratikleşmeyi ve Kürt sorununun çözümünü sağlatacak AKP’nin oyunlarını bozma olacaktır. Türk devleti ve AKP, oyunlarının tutmayacağını görürse belki ciddi yaklaşır ve çözüm için bir irade ortaya koyar. Anlaşılıyor ki Türk devleti ve AKP Hükümeti ancak zulümlerinin ve oyunlarının sonuç almayacağını görürse adım atar. Dokuz aylık süreç ve AKP’nin tutumu bunu göstermektedir.
Kürt sorunu gibi ciddi bir konuda hala seçim hesapları yapılıyorsa, Kürt Özgürlük Hareketi’nin attığı önemli adımlar seçimlere kurban ediliyorsa AKP Hükümeti yaşanacak tüm olumsuzlukların sorumlusu olacaktır.
Dokuz aydır bir çatışmasızlık yaşanmaktadır. Gerilla geri çekilmiştir, esir askerler bırakılmıştır. Tüm bunları yaratan Kürt Halk Önderidir. Bu süreci kendisi yaratmadığı için AKP Hükümeti hiçbir sorumluluk duymuyor. Bu nedenle her şey tek taraflı olarak Kürt Özgürlük Hareketi’nden beklenmektedir. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir durum görülmemiştir.
AKP Hükümeti bu dokuz ay içinde KCK tutuklularını bile bırakmamışsa hangi demokrasiden, hangi demokratik zihniyetten, hangi demokratik çözümden söz edilebilir? Kürt Halk Önderi demokratik siyaset, fikir ve ideolojik mücadeleden söz etmiştir. Ne demokratik siyasetçiler bırakılıyor, ne demokratikleşme adımları atılıyor, ne de demokratik mücadele ortamı yaratılıyor. Ama oturup kalkıp başkalarını suçluyorlar. Hem suçlu hem güçlü olmak buna denir.