AKP’nin iç toplantıları genellikle sır olarak kalırdı. Ancak Nokta dergisi AKP’nin 1 Eylül ile sonrasında AKP’nin kurmaylarının katıldığı önemli toplantıların tutanaklarını yayınlayınca sürecin AKP tarafından nasıl algılandığı ve hangi politikalarla sonuç almak istediği ortaya çıkıyor.
Günlüklerin birinci bölümünde, AKP’li Mücahit Arslan “Her ne kadar yüzde 41 oy almış olsak da biz aslında yüzde 25’lik bir partiyiz” diye itirafta bulunuyordu. Çok sıkıştıklarını ise AKP’li Mahir Ünal, “Toplumdaki her duyguyu sömürdük. Buna psikolojide ‘duygusal vampirlik’ deniliyor” sözleri ile ifade ediyordu. Tayyip Erdoğan’ın AKP’ye müdahalesini ve siyasetten kopmak istemediğini ise Numan Kurtulmuş, “Tayyip Bey, 7-8 yerde açılış yapayım dedi, daha sonra da iş iki günde bir mitinge döndü” diyerek tepkisini dile getiriyor.
Ömer Çelik ise AKP’nin kimliksiz ve kişiliksiz bir parti haline geldiğini, “Bırak Kürt’ü, Alevi’yi, biz daha Türk’e ne vaat ettiğimiz bilmiyoruz” sözleri ile anlatıyordu.
AKP’nin gizli toplantısının 3. bölümünde ise nasıl bir özel savaş yürüttüklerini ve yürütecekleri bölümler var. Toplantının sonuç ve planlama bölümünde kimin hangi alanda ne gibi “pis işler” yapacağını belli bir programa bağlamışlar.
Oremar (Dağlıca) eylemi, Iğdır’daki çatışmayı, HDP binasına yapılan organize saldırıları, medyada yer alan çatışma haberlerinin nasıl bir algı operasyonu olduğunu, sivil toplum örgütleri adı altında AKP’nin hangi özel savaş kurumlarını hayata geçirdiğini de rahatlıkla görebiliyoruz.
Örneğin “teröre karşı mitingleri” nasıl organize ettiklerini, HDP binalarına yapılan saldırıları taban olarak nasıl alkışladıklarını itiraf ediyor AKP’liler:
* Iğdır’da üç parti temsilcisi ortak bir açıklama yapabilir. Bu şekilde siyasete bu ‘sarayın savaşı’ değil vatanın müdafası olgusunu kabul ettirmiş oluruz. Medyada da ortak açıklama yaptırabiliriz. Ticaret odaları ve sendikalar da açıklama yapabilir, toplu yürüyüşler düzenlenebilir. Kadınlar ön safta olmak kaydıyla sivil inisiyatifler PKK’ya karşı sesini yükseltebilir. Operasyonlardaki koordinasyon sıkıntısını düzeltmeliyiz. Operasyon tek bir merkezden yönetilmeli. Bu mesele ancak Genelkurmay’dan çözülebilir.
Ayrıca toplantı tutanaklarında AKP’nin, ordunun PKK’ye karşı savaştaki başarısızlığı da itiraf ediliyor. Örneğin toplantı tutanaklarında AKP’lilerin şu tespitlerine iyi bakın:
* “KCK’nın silahlı bütün yapılarının artık uluslararası bir meşruiyeti var. Bu durumdan çıkamıyoruz. 2012’ye dönmemiz gerekecek ki dönemeyiz. Masaya dönmemiz de, var olan aktörlerle yol almamızda bu saatten sonra mümkün değil.
* PKK artık kendisini Türkiye siyasetinin bir parçası olarak görüyor. Eskiden demokratikleşme gibi bir gündemleri yoktu. Sadece Kürtlerin kazanımları ile ilgileniyorlardı. HDP ile birlikte bu değişti. Şimdi PKK, AK Parti karşıtı cephenin en önemli aktörlerinden birisi haline geldi.
* HDP’nin oyları düşmüyor aksine bölgede daha da artırdıklarına şahit oluyoruz.
* Biz psikolojik harp konusunda çok etkisiz kalıyoruz. 17 Aralık’ta ayakkabı kutusu ve para sayma makinesi olmasaydı bu kadar akıllarda kalmazdı. PKK hem Dağlıca hem de Iğdır konusunda hemen data, fotoğraf ve video paylaşıyor. Bizim terörle mücadeleyi afişe etmemiz gerekiyor. Bir sürü şey söylüyoruz ama delili yok. Psikolojik harp unsurlarını uygulayalım. PKK’nın Kandil’de hepi topu dört tane kampı var. 100 kere yok etmişizdir son bir ayda. Ayıptır! 24 saat cenazesine ulaşamayan bir devletten bahsediyoruz. Kaç ilde sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Ne oldu? Sonuç ne?
* PKK’ya karşı yapılan operasyonların kamu diplomasisine başlıyoruz. Fotoğraf ve video yayınlayacağız. Asker bu konuda da direnç gösteriyor çünkü sonuç alamıyor.
* HDP oyları plebisite doğru gidiyor. AK Parti’nin bölgede bir vekil çıkardığı yerler de tehlikede. Bu yüzden ağababaları ile oturmalıyız. Bu boyutu çözmeden kısır döngüye hapsoluyoruz. Çadırları basamayan devlet dünyaya meydan okuyor.
* Operasyonlar konusunda da bir yere varabiliyorsak yapalım. Amaç tabii ki de tamamen bitirmek değil ama yol alalım peyderpey ilerleyelim.
Yani AKP’nin bütün kurmayları toplanıp süreci değerlendirirken PKK ve Kürt direnişi karşısında nasıl başarısız kaldıklarını da rahatlıkla itiraf ediyorlar. Ancak basın karşısına çıkınca da özel savaş gereği atıp tutuyorlar.
AKP’nin gerçek ruh hali de varolan gerçeklik de AKP’nin iflasa doğru gittiğidir.